TATİLCİLERİN dönüş fotoğraflarını gördünüz.
Bayram süresince tatil yörelerinin trafiğini kilitlediler.
Dönüş yolunda yine kilit halde trafik.
Devlet dokuz gün tatil kararı almış, millet gitmesin mi bir yerlere?
Plajda güneşlenmesin mi, denize girmesin mi, hediyelik bir şeyler almasın mı, yiyip içmesin mi?
Otelcisi, restorancısı, bakkalı, manavı, kasabı, otoparkçısı, plaj şemsiyecisi, çay bahçecisi, kafecisi falan kazanmasın mı yani?
Oh işte ne güzel; yediler, içtiler, paraları harcadılar.. Şimdi memleketlerine gidiyorlar.
Piyasa az biraz rahatlamıştır; esnafın eli para görmüştür.
Bir yıldan fazla işyeri kapalı olan gariban esnaf az da olsa feraha çıkmıştır.
***
BURADA ‘bir yıldan fazla kapalı olan’ cümlesine dikkat çekmek isterim.
Neden kapalıydı?
Pandemi tedbirlerinden.
Yani, koronavirüs yüzünden.
Normalleşme kararı almak zorundaydılar; zira Avrupa’dakiler gibi gürül gürül akıtamıyorlardı desteklemeleri.
İşte efendim ne bileyim, az biraz kira yardımı, ucundan kenarından düşük faizli kredi, birkaç kuruş hibe…
Doları avrosu fırlamış gitmiş, bizim lira dünyanın en değersiz paraları arasına girmiş, ekonomik gidişat vahim…
N’apalım o zaman?.. Normalleşelim.
***
BİZ öyle ağlayıp sızlıyoruz, para yok pul yok diye dövünüyoruz falan ama.. Baktık ki millet paracıkları harcayacak yer arıyor. Tatile matile çıkıyor, yarının parasını bugünden harcıyor.
Hele o benzine mazota akan paralar…
Düşünsenize, otoyollar, duble yollar kilit. Herkes direksiyonda.. Herkesin ayağı gaz pedalında.
Kimisi cepteki nakiti eritiyor, kimisi kredi kartını kemiriyor; ama bir şekilde harcama yapıyor.
Bayram tatilinde en az hangi ürün için harcama yapıldığını araştırsalar…
Herhalde ‘maske’ yazılır en başa.
Hepiniz kalabalıkların içindeydiniz; maske takan kaç kişi saydınız?
***
“İKİ doz aşımı oldum, korona bana bulaşamaz artık” rahatlığı.
Peki n’oldu sonra?
Sağlık Bakanı hergün vakaları açıklıyor.. dün itibariyle on iki bin yeni vaka vardı.
Vakalar ve ölüm sayıları yine artıyor.
O halde “iki doz aşımı oldum, üçüncüye randevu aldım, virüs beni bağlamaz” diyemiyoruz.
Aşılıya da aşısıza da bulaşabiliyor.
Belki hafif geçiyor, belki hissetmiyorsunuz bile.
Ama taşıyıcı oluyorsunuz; hapşırıp öksürdüğünüzde, mesafesiz kalabalıkların içinde nefes alıp verirken falan.. Başkalarına bulaşıyor.
Bugün on iki bin.. Yarın on dört bir.. Bir ay sonra kırk bin!
Ekim gelmeden, “kısıtlama takvimini açıklıyoruz arkadaşlar…”
Yasaklar geri gelecek yani.
***
HERKES çok rahat.
Geçen akşam bir dostun düğünü vardı, biz de katıldık. Hoş geldin boş gittin, nasılsın iyi misin faslında, herkes sarmaş dolaş. Herkes öpüşüyor, sarılıyor.
Masalarda ve insanların arasında mesafe sıfır.
Bir kişi pozitifse, temas ettiği herkes pozitif demektir.
Düğünler, nişanlar, konvoylar, halaylar gırla.
Sanki hiç pandemi yaşanmadı, hiç korona muhabbetimiz olmadı, on dört gün karantinalar falan hepsi masaldı.
***
BALIKESİR bugünlerde mavi.. Tedbirler, kısıtlamalar falan derken, koyu kırmızılı günlerden mavi günlere gelebildik. Pek çok vilayete göre daha temiziz yani.
Ne ki, bu manzaraya bakarak yeniden koyu kırmızılı günlere döneceğimiz şüphesiz.
Mavileştiğimize sevinen Vali Hasan Şıldak, şu uyarıyı yaptı dün:
“Vaka sayıları yeniden artıyor. Büyük fedakarlıklarla kontrolünü sağladığımız salgına tekrar yenik düşmeyelim. Kalabalıklardan uzak duralım, maske ve mesafeye dikkat edelim.”
İyi güzel de, normalleşmeyle birlikte denetim olayı da bitti. Ne maske kontrolü var, ne mesafe. Düğün salonlarına, kafelere, otellere, restoranlara, kalabalık ortamlara kim dönüp bakıyor, kim denetliyor, kim uyarıyor?
Vatandaş kendi kendine tedbir alamıyor işte. Normalleşince, her şey normal diye düşünüyor.
Normal diye bir şey yok; vakalar artıyor, ölümler artıyor, yoğun bakımdaki hasta sayıları artıyor.
Sonbahar itibariyle, altmış beş yaş üstü, on sekiz yaş altı muhabbetine başlayacağız yine.
Dikkat edin, tedbirlere uyun, pandemi bitmedi, virüsün yeni mutasyonları çıkıyor, varyant üstüne varyant peydahlanıyor diyeceğim ama…
Siz yine bildiğinizi okuyacaksınız sonuçta.
***************
Halk adamı!
EDREMİT Belediyesi basın servisinden gelen haber bülteninin başlığı:
“Başkan Arslan halkın yanında… Başkan Arslan bayramı halkla birlikte geçirdi…”
Sanki halkın üstünde, dışında, başka bir yerde kendisi.. Kurban Bayramı’nın yüzü suyu hürmetine halka iniyor.. Halkla temas kuruyor!
Edremit Belediye Başkanı Hasan Arslan Cumhuriyet Halk Partili değil mi?
Eskilerin diliyle, ‘Halk Partili’ yani.
Halk Partili olunca, otomatikman ‘halkçı’ olunuyor.
Halkçılığı ilke ve yaşam biçimi edinmiş bir seçilmişin, bayramı halkın arasında geçirmesi normal değil mi yani?
Belediye’nin tek sayfalık dijital gazetesinde de manşetten vermişler.
Başkan mahalleleri dolaşmış, evlere gitmiş, kahvehanelerde vatandaşla bayramlaşmış.
Böylece ‘halkın içinde’ olmuş.
E sonuçta halk adamı.
Bir de Belediye’nin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara yorum yapanlar var.
Bekledikleri hizmeti alamamanın kızgınlığını cümlelere dökenler falan.
Halkçı başkana kızıyorlar.
Sosyal medya hesaplarını yöneten arkadaşlar, bu yorumları özenle siliyor!
Geriye yıkamacı yağlamacı taifesinin yorumları kalıyor.
Böylece her şey çok güzel olmuş oluyor.
**********
Doğalgazlı otobüsleri süs olsun diye mi aldınız?
BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nin doğalgazlı otobüslerini yazmıştık geçenlerde.
Altmış civarında otobüs ve bunlara akıtılan milyonlardan söz etmiştik.
Bu konuda herhangi bir cevap, açıklama, tepki gelmedi.
Bayramda otobüs terminaline gidenler, orada bir köşeye sıra sıra dizili haldeki otobüsleri gördüler.
Alındıkları günden beri orada öyle duruyorlar.
Neden duruyorlar?
Neden toplu taşıma hizmetinde kullanmıyorlar?
Süs olsun diye mi alındı onlar?
Yoksa doğalgaz fiyatlarının düşmesini mi bekliyorlar?