RAMAZAN ayı geldi çattı. Ramazan, sevgi ayıdır, ibadet ayıdır, iyilik, yardımseverlik ayıdır.
Ama hepsinden çok ‘şov’ ayıdır!
Zengin milleti, kalabalık iftar davetleri üzerinden yarışır. Kiminki daha kalabalık, hangisi daha görkemli, “onlar tavuk sotenin yanında pilav vermiş, biz dana etli orman kebabıyla kuzu ciğerli iç pilavı, yanında kaymaklı verelim” faslında bir yarıştır Ramazan, bizim buralarda.
Hava soğuk şimdi; Ramazan soğuklara denk geldi. Meydan iftarları verilir mi bu havada, bilmiyorum.
Bizim memlekette, caddeleri sokakları kapatıp yüzlerce iftar sofrası kuranları, binlerce davetliyi ağırlayanları da gördük geçmişte.
İftar yarışları başlıyor!
***
BİTTABİ, en çok belediyeler ön planda olacak. Yoksullara gıda – erzak yardımları.. Aman ha, bir elin verdiğini öteki el görmesin!
Bu hususlarda çok dikkatlidirler kendileri; çok hassastırlar.
Ertesi gün o paketler, virane mahallelerin ara sokaklarında, yoksulluğu en derin şekilde yaşayan vatandaşlara verilirken çekilen fotoğraflar servis edilir medyaya.
Geçen sene seçime denk geldiydi Ramazan. İftar üstüne iftar, bol keseden gıda yardımı.. Gak diyene su, guk diyene hurma… Meydanlık yerlerde kalabalık iftar yemekleri, propaganda sırasında ezan okununca, cemaatle kol kola girip yatsı için camilere gitmeler falan.
Sahur fasılları bile vardı…
Tokların tokları doyurduğu Ramazanlardan biri daha geldi işte.
***
İLK Ramazan şovu haberi Altıeylül Belediyesi’nden geldi. Altıeylül, bu Ramazan ayında da ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edecekmiş.
E canım, “bu ramazan biz yokuz, kapalıyız” deme şansın var mı ki? Elbette ihtiyaç sahiplerinin yanında olacaksın; iki paket makarna, bir kutu salça, pirinç, bulgur, margarinden oluşan Ramazan kolilerini dağıtıp, “ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanındayız” diyeceksin.
Haber bülteninde, “276 aile, 425 komşu ile soframızı paylaşacağız” deniyor.
Erzak mı dağıtılacak, yakacak mı verilecek, yoksa iftar sofrasına oturup hep birlikte yemek mi yenilenecek; çok ayrıntı yok.
Rakamlara takıldım. 276 aile diyor.. 425 komşu…
Aileden saydıkları var, bir de komşular!
Altıeylül’ün nüfusu neredeyse 190 bin. Kırsal da dahil.
190 bin nüfuslu ilçede ihtiyaç sahibi sadece 276 aile mi?
Ramazan boyunca karnı doyurulacak 276 aile… 425 komşu bunun içinde mi, ayrı bir hesap mı, onu da bilmiyoruz. İfadeler muğlak çünkü.
Altıeylül bunun yanında bin 350 aileye Halkkart dağıtacakmış; bu kartlarla gıda alışverişi yapabileceklermiş. Ne güzel.
Kartın limiti ne kadar; bin mi, iki bin mi? Değil aylık, haftalık gıda erzakını almaya yetmez.
***
ALTIEYLÜL bunu kurum olarak yapıyor; Lojistik baronu, AK Parti Büyükşehir Meclis Üyesi Yasin Sağay, tek başına hallediyor… Hallediyormuş yani; öyle dediler!
Bin beş yüzer liralık erzak paketleri hazırlatmış bin tane.. Yoksul semtlerde, ihtiyaç sahipleri ailelere dağıtılacakmış. Sağay Lojistik iftiharla sunar. (Yazı arası bedava reklam… Hadi gene iyisin Yasiiiin…)
***
ALEL acele bir adet Kent Lokantası’nı hizmete açıp, devamını henüz getiremeyen Büyüşehir Belediyemiz ne yapacak bu Ramazan ayında?
Henüz yapılacak şeylere dair kapsamlı bir açıklamaları olmadı; Fırıntaş’ın Ramazan ayına özel kare pidesinin gramı ve fiyatı da netleşmedi. Kent Lokantası, Mahalle Mutfakları vaatleri her mikrofon tutuşlarında dillendiriliyor ama, sosyal belediyecilik bu anlamda geriye itilirken, ‘kâr belediyeciliği’ öne çıkıyor.
Meselâ her hafta bir yerde OnOn Kafe açılıyor. Piyasa rakamlarından azıcık aşağıda olsa da, bu kafelerdeki günlük ciroyu, Balıkesir esnafı yapamıyor.
Kent Lokantaları, Mahalle Mutfakları falan; bunlara öncelik vermesi bekleniyor Büyükşehir’den.
Ama hakkını yemeyelim, Glütensiz Market’imiz de var artık. Biz de diyorduk, “glüten fazlamız var, bundan sonra glütensiz takılalım…”
Deneyelim diye gittik, bir kutu dereotlu çörek aldık. “Fırınlayıp verin, elimizde yiyelim” dedik. On beş dakika bekledik. “Paketiniz hazır” dedi kasiyer kız. Parasını ödedik, gazeteye geldik. Açıp yiyeceğiz, bir baktık donuk halde… Isıtmadan, fırınlamadan koymuşlar pakete.
Attık çöpe!
Büyükşehir’in, ne bileyim Fırıntaş’ın falan üretimi sanıyorduk glütensiz şeyleri. Çoğu İBB’nin markası İHE ürünü. Glütensiz Market, İBB’nin şubesi olmuş bir nevi.
***
BU arada ‘yemek alım ihalesi’ yapıyor Büyükşehir Belediyesi. İhale şartnamesinde ‘işe başlama 1 Mart – işi bitirme 29 Mart 2025’ olduğuna göre, herhalde ihtiyaç sahipleri ve iftar yemeklerini kapsıyor. Yani, Ramazan ayına özel.
Dört yüz bin kişilik olduğu belirtiliyor.
Peki bu ihale ne zaman?
28 Şubat 2025.. Yani bugün.
Ertesi gün oruç tutacak millet.
Niye son güne sıkıştırmışlar ki? Akıl mı edemediler Ramazan ayının geldiğini, yoksa son dakikada mı karar verdiler; bilemeyiz.
Bugün ihale yapıyorsun, bir firma kazanıyor; bunun itirazı oluyor, evrak toparlamaları, sözleşmeleri, bürokratik işlem saati uzun yani.
İhaleyi alanın, günler öncesinden mutfakta her şeyi hazır etmesi lazım; günü geldiğinde soğanları doğrayıp kıymayı kavurabilsin. Bugün ihale, yarın imalat!
Ne kadar enterasan…
***
AMA cami temizliği hususundaki hassasiyete şapka çıkarıyorum. Yücel Yılmaz zamanında mekan ve konuk itibariyle marka değeri yüksek bir iki cami temizlenir, sonra “tüm camiler pırıl pırıl” manşetleri attırılırdı.
Ahmet Akın’ın cami temizleme ekipleri köyleri bile bir bir dolaşıyor.
Geçen gün bizim köyde yaşını başını almış, trafikten men edilme zamanı gelmiş, ama üstündeki kalp logosu yepyeni bir minibüs yanaştı kapının önüne.
Köyün camisini temizlemeye gelmişler; halıları falan yıkayacaklarmış.
Hoşuma gitti doğrusu.. Bu işi ciddiyetle yaptıkları için.
Berbere gidemeyen, evinden çıkamayan vatandaşlar için başlattıkları ‘evde traş’ hizmeti de mühim. Ramazan ayına özel olmasın tabi; süreklilik arz etsin.
Bu arada Fırıntaş’ın Ramazan’a özel ‘kare pide’lerinde durum nedir? Bu sefer reklamlardaki gibi kalp şeklinde mi üretilecek, kare olarak devam mı edecek? Kaç gramı, kaç liradan satılacak? Ramazan başlıyor; Fırıntaş ne yapıyor?
***
BÜYÜKŞEHİR’e, Altıeylül’e gerekli göndermeleri yaptık; Karesi’yi sormayalım mı şimdi?
Başkan Mesut Akbıyık, ne güzellemeden anlıyor, ne eleştiriye tahammül edebiliyor.
Azıcık çimdikleyince savcılığa suç duyurusu…
Bazı gazeteci arkadaşlar son zamanlarda zırt pırt adliyeye gidiyor; ifade vermek için.
Şimdi, “Ramazan’da ne yapıyorsun” diye sorsak, “vaaay, beni itibarsızlaştırmaya mı çalışıyorsun” faslında, hemen bir dilekçe yazacak savcılığa.
Yine de sormuş olalım: “Ramazan’da ne yapıyorsun Mesut Başkan?”
Şu ana kadar “şunu yapacağız, bunu yapacağız” diye bir açıklama gelmedi. İftardı, erzak – yakacak yardımıydı, elden ayaktan kesilmişin ev temizliğiydi, büyüklere iftariyelik, bebelere balon falan…
Bilmiyoruz yani Karesi cephesindeki Ramazan durumlarını.
***
CÜMLENİZİN Ramazan ayını tebrik ederim, tutacağınız oruçlar kabul olsun, yapacağınız iyilikler hanenize yazılsın. Yoksulları sevindirin, çocukların yüzünü güldürün. Fitrenizi, zekatınızı ihmal etmeyin.
Selam ederim.