Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ağustos1920 tarihli mektubu

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Vazifeye atılmak için, içinde bulunduğun durumun imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin…”

8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşamaya başladı.
17 yaşında istediği bölümü kazanmak için gerekli notu alamadı.

24 yaşında tutuklandı. defalarca sorguya çekildi ve 2 ay bir hücrede hapis yattı.

25 yaşında sürgüne gönderildi.

30 yaşında başka şehirleri düşman işgalinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.

37 yaşında komutan olarak atandığı ordu dağıtıldı.

37 yaşında böbrek hastalığından 2 ay yalnız başına yattı.

38 yaşında savunma bakanı tarafından görevine son verildi.

38 yaşında hakkında tutuklama kararı çıkarıldı.

39 yaşında ölüm cezasına çarptırıldı.

Sonra…

Ordu müfettişi olarak Samsun’a gitti.

Sivas’ta kongre reisi oldu.

“Saygıdeğer Efendiler!

Vatan ve milletin kurtuluşunu hedefleyen mecburiyetler, sizleri bunca sıkıntı ve engellere rağmen Sivas’ta topladı. Kahramanca kararlılığınızı tebrik eder ve sizlere hoş geldiniz demekle mutluluğumu arz ederim. Efendiler, milletimizin sizin gibi aydınları, millî onur ve haysiyet sahipleri, manzaranın üzücü karanlığından dolayı ümitsizliğe kapılmadı. Çünkü onlar bilirler ki, tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman inkâr edemez. Çünkü onlar kuvvetli bir iman ile inanmışlardır ki, bir yalancı perdenin arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, ortaya sürülen kanaatler muhakkak iflasa mahkûmdur.”

Milletçe kurtuluş çaresinin ancak milletin kendi ruhundan şekillenerek doğacağı fikri kabul görünce, açık tehlikeler karşısında bulunan Doğu Anadolu illeri Erzurum Kongresi’ni düzenlemişti. Sivas Kongresi ise vatanın tamamının kurtuluşunu amaç edinerek Kongre Heyetini Sivas Sultanisinde; yani Kongre Binası çatısı altında bir araya getirecekti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı oldu.

Ordumuzun başkomutanı oldu…

Gazi ünvanını aldı.

Cumhurbaşkanı oldu.

Başöğretmen oldu.

 

 

“Seni bırakmayız”

Büyük lider  Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1 Ağustos 1920 tarihinde annesi Zübeyde Hanım’a yazdığı mektup:

“Muhterem valideciğim,

İstanbul’dan ayrılışımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa, hakkımda ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz tamam olmayan haberler şüphesiz merakınızı artırmıştır. Şimdi vereceğim bilgilerle tatmin olacağınız için endişe duyacak hiçbir şey yoktur.

Biliyorsunuz ki İstanbul’da iken yabancı devletler, devleti ve ulusu fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa hepsini hapis ve tevkifle, bir kısmını da malta’ya sürerek herkesi sıkıntıya sokmakta pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişmemişlerdi. Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a ayak basar basmaz ingilizler benden şüphelendiler, hükümete benim gidiş nedenimi sordular.

Nihayet İstanbul’a çağırılmamı istediler, bunda ısrar ettiler. Hükümet de beni kandırarak İstanbul’a gelmemi ve ingilizlere teslim olmamı sağlamak istedi. Bunun derhal farkına vardım. Tabiatıyla kendi ayağımla gidip esir olmam doğru değildi. Padişahımıza gerçek durumu yazdım ve gelemeyeceğimi bildirdim. Zatı şahane de önce uygun buldu. Fakat daha sonra ingilizlerin baskısı artmıştı. Sonunda o’da İstanbul’a dönmemi emretti.

Bu suretle artık resmi görevimde kalmaya imkan görmediğim gibi askerliğimi sürdürdükçe de ingilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına karşı duyulamayacaktı. Bir taraftan da bütün Anadolu halkı, tüm ulus, hakkımda büyük bir sevgi ve güven gösterdi, “Seni bırakmayız” dediler. Gerçekte vatan ve milletimizi kurtarabilmek için tek çare, askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti tek vücut bir hale getirmekle doğacak kudret ve ulusal gücü kullanmaktan başka çare yoktu. Ben de öyle yaptım. Elhamdülillah başarılı oluyorum. Pek yakında elle tutulur sonucu bütün dünya görecektir. Ben bu suretle hareket edince ingilizler derhal yalvarmaya başladı ve beni kazanmaya çalıştı. Ve bütün suçu bizim hükümete attılar. Gerçekten hükümette benimle uğraşmak istedi. Fakat gücü buna yetmedi ve yetemez.

Daha bir zaman bu şekilde Anadolu içinde çalışmakla her şey hallolacaktır. Yakında millet meclisi toplanacak ve meşru bir hükümet iktidara gelecektir. Ben de ihtimal o zaman İstanbul’a geleceğim.

Sıhhat ve afiyetteyim, katiyen hiç merak etmeyiniz.

Salih Bey (Salih Fansa) Fuat Bey’den alacağını aldı mı? Bunu bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun, elhamdülillah hiç önemi yoktur. Siz müsterih olunuz ve bir sıkıntınız olursa derhal bana bildiriniz.

Bu mektubu getirecek olan “….” size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz.

Hemşiremin sıhhati nasıldır. Eve herhangi bir taraftan saldırıda bulunuldu mu? Hala orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor, büyüdüler mi?

Salih (Fansa) Bey’le madam Salih Bey inşallah sıhhat ve afiyettedirler. Ben kendilerini daima yad ediyorum. Madamın benim hakkımda bir rüyası vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında sevinç içinde görüşeceğiz.

Ben, birkaç güne kadar bir kongre için Sivas’a gideceğim. Tekrar Erzurum’a döneceğim. Tekrar ediyorum: her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekala bilirsiniz ki ben, yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.

Saygı ile ellerinizden, hemşiremin gözlerinden öperim.

Salih’e (Bozok): gözlerinden öperim; bana İstanbul havadisi vermene intizar ederim.

Mustafa Kemal”

 

Kaynak: Sadi Borak, Atatürk’ün Özel Mektupları, Kırmızı Beyaz Yayınevi, Eylül 2004

 

 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 yılda kurduğu fabrikalar

 

1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)

2-Gölcük Tersanesi (1924)

3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)

4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

7-Uşak Şeker Fabrikası(1926)

8- Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

9- Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)

10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)

11-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)

12- Ankara Çimento Fabrikası (1928)

13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)

14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)

15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)

16-Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)

17-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931)

18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)

20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)

21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)

22-Bursa Süt Fabrikası (1934)

23-İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934)

24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934)

25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)

26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)

27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)

28-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas buğday siloları (1934)

29-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935)

30-Kayseri Bez Fabrikası (1934)

31-Nazilli Basma Fabrikası (1935)

32-Bursa Merinos Fabrikası (1935)

33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935)

34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

35- Ankara Çubuk Barajı (1936)

36- Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)

37- Barut, tüfek ve top fabrikası (1936)

38-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk türk uçağı nud-36 üretildi.)

39-Malatya Sigara Fabrikası (1936)

40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)

41-Malatya Bez Fabrikası (1937)

42-İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934)

43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937)

44-Divriği Demir Ocakları (1938)

45-İzmir Klor Fabrikası (1938)

46-Sivas Çimento Fabrikası (1938)

 

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
harika
Harika
0
_ok_do_ru
Çok Doğru
0
kat_l_yorum
Katılıyorum
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
_zg_n
Üzgün
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ağustos1920 tarihli mektubu
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!