YÜCEL YILMAZ’IN LODOSLA İMTİHANI!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin Edremit’le ve Körfez’le ilişkileri, epeyce ilginç bir çizgide devam ediyor. 2024 yerel seçimlerine kadar da, bu şekilde sürecek sanırım. Yöneticiler açısından söylemiyorum bunu, onlar bazen “ruh ikizi” oluyorlar birbirleriyle, bazen de kayıkçı kavgasında muhatap. Benim ifade etmek istediğim husus, yatırımların durumu elbette. Körfez’de artık herkesin bildiği ve üç yılı aşkın süredir fiilen de yaşadığı bir gerçek var. Bu sahillerde“yatırımdan” söz edilince Büyükşehir Belediyesi’nin aklına temel altyapı gelmiyor. Gündeminde sadece sahillere beton döküp, taş döşemek, yürüyüş ve bisiklet yolu imali, ahşap kamelya koymak ve süslenme için de mutlaka palmiye dikmek oluyor. Hatta bu çerçevede bir “standart proje” bile geliştirilmiş durumda. Sahilin yapısına, kıyı şeridinin özelliklerine ve coğrafi durumuna, konut yoğunluğuna bile dikkat etmeksizin, bütün kıyılarda bu tek tip projeyi uygulamak ve Körfez’i tamamen çevrelemek gibi bir hedefleri de var.Altınkum’da bu örneği hayata geçirdikten sonra, Güre, Akçay, Altınoluk ve Körfez’in her tarafına da bu projeyi “dayattılar”. Farklı kıyıların, öteden beri bilinen özelliklerini, sosyal kimliğini ve toplumun hafızasını yok etmekte de hiçbir sakınca görmediler.

 

“CANINIZ SAĞ OLSUN, BU KADAR ÇATLAK SU SIZDIRMAZ” MI DİYELİM?

Anlaşılan sakınca görmedikleri bir başka husus da, sahillerdeki bu tek tipleştirmeye olan ısrarları neticesinde, “milletin parasını” sorumsuzca harcamak konusu oluyor. “Neden?” demeyin, bunun yanıtını doğa veriyor. Malum, şimdi kış henüz göstermeye başladı yüzünü, bunca uzun süredir beklenen yağmur da nihayet lodosla birlikte geldi. Fakat bu kadarı bile, Altınoluk’ta yapılan ve “çok takdir gördüğü” iddia edilen sahil düzenlemelerinin, denizle ve lodosla ilk sınavında çakmasına sebep oldu. Yol imalatını korumak için dökülen betonlar, dalgalardan ve sahile yığılan doğal çakıl malzemelerden zarar gördü. Bir bölümünde ise, sahile dikilmiş olan palmiyeler denizin içinde kaldı. Kış ilerledikçe daha ne fırtınalar görecek bu sahiller ve muhtemelen buradaki yatırım da epeyce zarara uğrayacak. Buna üzülmemek mümkün mü? Harcanan para bizim paramız. Zaman bizden gidiyor. Servet de sadece Edremitlinin değil, hepimizin, ülkenin serveti. Palmiyeler ise başka ülkelerden taşınıp getirtilen ama burada bize emanet edilen canlılar. Şimdi, bunların tümünü birden riske atmış olan bir yönetime ne demek lazım? “Canınız sağ olsun, bu kadar çatlak su sızdırmaz” mı diyelim? “Olur böyle şeyler, deneyip yanılıp öğrenirsiniz” mi diyelim? Elbette ki hayır. Zira kendilerine çok daha öncesinden bütün bunların olacağını, vatandaşlar açık seçik söylemişlerdi. Seçilen veya atanan yöneticiler, kamuoyunun taleplerini ve uyarılarını dikkate almayınca, sonuç böyle oluyor işte.

 

DOĞA PROJEYİ KABULLENMEZSE?..

Büyükşehir’in görev tanımları arasında, sahilleri bu şekilde “tek tip” yapmak gibi bir husus da yok. Bu bir yönetici tercihi sadece. Onlar, sahilleri kamusal kullanıma açmak ve temiz, huzurlu olmasını sağlamakla yükümlüler. Fakat görünen o ki, Yücel Yılmaz“Körfez’e damgasını vuran kişi” olmayı da kafasına koymuş. Tek tip proje bunun bir sonucu. Yerele değer veren ve koruyan olmayı değil de, tek tip sahiller yaratmak suretiyle kendince bir iz bırakmayı amaçlıyor. Bu görüşün yaşamda karşılık bulması ve bunun olumlu yönde olması ise pek mümkün değil. Bu suni bütünlüğü zorlamak için gerekçeleri zayıf ve bu nedenle de “algı yönetimi” giriyor devreye. Gece yapılan drone çekimleri ile bu imalatın güzellikleri sergileniyor. Fakat gündüz, sahilleri kullanımın sıkıntıları ve kışın da doğanın projeyi kabullenmemesiyle ilgili gerçekler ise, haliyle tanıtım videolarına girmiyor.

 

PROJENİN YETERSİZLİĞİNİ ANLATMAYA ÇALIŞTIK…

Oysa Altınoluk’ta bu sahil düzenlemesi daha başlarken, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar Balıkesir B. Belediyesi’ni uyarmışlardı. Herkesi birden tatmin edecek bir sonuca ulaşmak elbette çok zor yöneticiler için. Bir beğeni ortaklığı sağlamak, genel bir takdir kazanmak ise ancak kamu menfaatini korumakla oluyor. Lakin yapılan işler yap-boz’a dönerse, doğru sonuca deneye-yanıla ulaşılırsa, bir defada en doğrusunu yapma durumu sürekli olarak ıskalanırsa, kamuoyu tatmin olmuyor, sorun da çözüme kavuşmuyor. Toplumun bir kesimine ya da ranta yönelik işler kotarmak, “ben yaptım oldu” zihniyetiyle yola çıkmak, işte bu nedenle hep iğreti kalıyor.

Altınoluk’un doğu sahilleri, yaz turizmi için zamanla çok önem kazandı. O nedenle de bu sahillerdeki projeyi anlamak ve sonuçlarını tartışmak istedi vatandaşlar imalat başlarken. Çeşitli girişimler üzerine, 1 Mart 2022’de Altınoluk Ayhan Şahenk Kültür Merkezi’nde bir toplantı düzenlemek zorunda kaldı Büyükşehir. Katılımcı sayısı ne yazık ki beklenin altındaydı. Üstelik “sadece biz konuşalım” derdinde olup da bir çözüm önerisi bile bulunmayanlar ile “tam da bizim evin önü, sokağın köşesi” diyenler de vardı ama sivil toplum ısrarla bu projenin yetersizliğini net olarak ortaya koydu. Öncelikle, sahilin sadece buradaki lüks konut sahiplerine değil, bütün halka ait olduğu vurgulandı. “Yolu değil de kullanılabilir plaj alanlarını arttırmayı hedef alın, bu tür projeleri başlatmadan ve hatta ihale etmeden önce de halkın görüşünü sorun” denildi. Bir başka önemli talep de, sahildeki mevcut yerel ağaçları yok edip, yerine ithal palmiye dikilmemesi hususuydu. Vatandaşlar bunu da ısrarla ifade ettiler.

 

HALKIN PARASINI HARCAYANLARDAN AÇIKLAMA BEKLENİYOR…

Büyükşehir yetkilileri bu görüşleri kayda aldılar, bir kısmı için vatandaşların haklı olduğunu da peşinen ifade ettiler. Fakat alışkanlıkları üzere, daha sonra projeyi revize etmek yerine, aynen uygulamayı tercih ettiler. “Biz sahil düzenlemesi yapmıyoruz ki, yol düzenlemesi yapıyoruz” diyerek de kendilerini savundular. O caddeden sorumlu olan Edremit Belediyesi ile yaptıkları bir de protokol çıktı ortaya. Sonuçta bu proje tamamlandı, plajı yetersiz olan böyle bir bölgede “bu imalatın çok beğenildiği ve sonucun sandığa da yansıyacağı” bile iddia edildi. Şimdi ise, daha aradan beş ay geçmeden, dikilen palmiyelerin ve dökülen betonların bir kısmını deniz yutmaya başladı bile.! En doğru imalatı yaptığı iddiasında olan Büyükşehir, bakalım şimdi buna ne diyecek? Yücel Yılmaz ve ekibi Altınoluk’ta yanlış bir uygulama yaptıklarını kabul edip, itiraf edecekler mi? Doğanın reel gerçeklerinden uzaklaşıp da, kendi bildikleri bazı gerekçeler için proje yapan ve halkın parasını da harcayanlardan, bir açıklama bekliyor kamuoyu.

 

BİR PALMİYE AĞACININ DUDAK UÇUKLATAN FİYATI…

Gelelim palmiyelere. Onları bu yöneticiler tercih ettiler, önemli paralar ödeyip getirttiler. İmalat daha başlamadan yetkililere kamuoyu önünde “neden iğde, ılgın, akasya, ıhlamur, zeytin gibi hem yerel olan, hem de gölge veren ağaçlar tercih etmiyorsunuz sahillerde de, ithal palmiye dikiyorsunuz?” diye sormuştuk. Verdikleri cevap“sahildeki yazlık konut sahipleri, çok yapraklı ve manzaralarını kesen türden ağaçlar istemiyorlar” şeklindeydi. O nedenle, ince gövdeli ve az yapraklı palmiye türünü tercih ediyorlarmış. Yani bu yanıt bile, o ağaçları kimler için seçtiklerini gösteriyordu ve “ben, zengini severim” diyen Başkan’ın görüşüyle de uyumluydu.O tarihte, bir yetişkin palmiye fiyatının 15 bin lira olduğu söylenmişti. Bugün internette biraz dolaştım ve 1.100 ile 1.500 USD civarı fiyatlar gördüm. Yani, cari kurla 20 bin ile 29 bin lira civarına çıkmış fiyatlar. Dolayısıyla şimdi bu şatafatlı imalatın denize kaptırılacak kısmı kadar, bu ağaçların yaşatılması da önemli. Acil bir müdahale gerekiyor buraya.

 

 Bakalım, kış mevsimi ilerledikçe Yücel Yılmaz’ın sahil imalatlarının lodosla sınavı nasıl geçecek? Üstelik sadece bu örnek de değil. Yine Altınoluk’ta kaya dolgu üzerine acele tarafından yaz başında inşa edilen “zorlama plaj” da, Akçay’da Lunapark ile Pina Deresi arasında doldurulan sahil de, Güre de tam kaya dolgu yapılıp tek ağaç bile dikilmeden bırakılan kordon da sınava girecek. Sıkça söylenen gerekçeler, yani “sahilleri halka açmak” ile “kıyı ve sahil alanında kuvvetli fırtına ve dalga nedeniyle hasar oluşan bölgede vatandaşların can ve mal güvenliğini ivedilikle sağlamak amacıyla kıyı erozyonunun daha fazla ilerlemesi için ıslah çalışmaları yapmak” konusu da şimdi test edilecek doğa tarafından. Umarım hepsinin sonucu, Altınoluk’taki gibi olmaz.

 

 

 

 

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
harika
Harika
0
_ok_do_ru
Çok Doğru
0
kat_l_yorum
Katılıyorum
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
_zg_n
Üzgün
YÜCEL YILMAZ’IN LODOSLA İMTİHANI!
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!