Nisan ayının tatlı güneşi yüzünü göstermeye başlayınca, toprakla buluşmak isteyen eller yeniden yeşille buluşur. Kimi balkonunda bir saksıya umut eker, kimi bahçesinde bir fideyi toprakla tanıştırır. Ve işte yılın o zamanı geldi: Domates ekme mevsimi!
Belki de sadece bir tohum değil bu ekilen… Belki çocukluk yazlarından kalma bir anı, belki annenizin salçasında gizli o koku, belki de taze koparılmış bir domatesin çiğ, dürüst ve davetkâr tadıdır ekilen.
Türk mutfağının gizli kahramanıdır domates. Çiğ haliyle salatada, pişmiş haliyle yemeğin özünde… Kahvaltıdan akşam yemeğine kadar hemen her öğünde başrolde ya da perde arkasında bir yer bulur kendine. Ama onun asıl gücü sadece damaklarda değil, sağlıkta da saklı.
İçeriğindeki likopen, cilt hücrelerinden kalp damarlarına kadar her yerde koruma kalkanı gibi görev yapar. Kanserle, özellikle de prostat, mide ve akciğer kanserleriyle savaşma potansiyeli, domatesi adeta sofradaki bir doktora çevirir.
Likopen sadece bir antioksidan değil; kalbin dostudur. Kolesterolü düşürür, tansiyonu dengeler. Kalbinizi sever, çünkü onu hafifletir. Aynı zamanda potasyum deposu olan domates, felç riskini azaltmaya yardımcı olur.
Gözlerimiz de domatese çok şey borçludur. Beta-karoten, lutein ve zeaksantin sayesinde göz yorgunluğunu azaltır, ekran karşısında geçen günlerin yükünü hafifletir. Özellikle yaz güneşinde cilt sağlığımızı da korur; UV ışınlarına karşı adeta doğal bir zırh görevi görür.
Ve sindirim… Domatesin lif oranı yüksektir. Kabızlık mı? Sindirim sorunları mı? Domates, doğanın sunduğu en doğal çözüm yollarından biridir.
Bir Tohumla Başlayan Şifa Yolculuğu
İlkbahar, sadece tabiatın değil insanın da uyanış mevsimidir. Ve bu mevsimde domates ekmek, sadece bir sebze üretme niyeti değil; sağlıklı bir yaşam için atılmış bilinçli bir adımdır. Saksıda, serada, bahçede… Nerede olursa olsun, kendi domatesini yetiştirmenin verdiği his tarifsizdir.
Taze tüketildiğinde vitamin patlaması yaşatan domates, pişirildiğinde ise likopenin etkisini iki katına çıkarır. Salçası, sosu, kurutulmuşu… Hangi haliyle sofranıza konuk olursa olsun, bedeninize iyi gelir.
Şimdi eller toprakla buluşsun, domates fideleriyle baharlar kurulsun. Çünkü bir domates, sadece sofrayı değil, ruhu da renklendirir. Kırmızıya çalan o rengiyle hayatın temposuna bir durak, sağlığa bir mola sunar.
Unutmayın: Her domates, zamanında ve taze tüketildiğinde doğanın sunduğu bir sağlık reçetesidir. Domatesi sadece satın almayın, mümkünse ekin, büyütün, hissedin. O zaman gerçekten tadını alırsınız.