KENTSEL RANTIN BÜYÜSÜNE KAPILMAK…

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

ÜLKEMİZİN peşpeşe büyük depremlerle sarsılmasıyla yaşanan yıkımın üzerinden, neredeyse iki ay geçti. Ne yazık ki önceki depremlerde olduğu gibi, bu seferkilerde de gerekli önlemleri almakta geciktiğimizi, yine yaşayarak öğrenmek zorunda kaldık. Kentsel rantın büyüsüne kaptırılan “aklın” tekrar başa alınması için, bir kere daha felakete uğramak mı gerekiyordu?

 

Bina güçlendirmek yerine, kaçak binaların sahipleriyle barışmak tercih edildiği için o binalar çöktü. 2000’den sonrayapılan ve sözüm ona deprem yönetmeliğine uygun olan binalardan da yıkılanlar oldu. Beton, demir, kum gibi malzemeleri sorunlu olan veya kolonları, kirişleri kesilen binalar depremi atlatamadı. Yapı denetiminin de ranta alet edildiği, hazırladıkları raporların göstermelik olduğu, yapılaşmanın alabildiğine plansız ve denetimsiz kaldığı görüldü.

Ancak bunları deprem olduktan sonra tespit etmek, anlamlı bile olmuyor. Zira o binalaryeniden kurulabilir ama yitirilen canlarıgeri getirmek asla mümkün değil. O nedenle, bina üretimi sürecinde yanlışlar varsa, bunların öncedentespiti ve çözümü gekiyor. Fay hatlarını ve sıvılaşma tehlikesi olan zeminleri imar planlarına işlemek gerekiyor. “Şu bölgede bina yapamazsın, bu  bölgede yapacaksan onun şartları da bunlar” demek zorunlu artık. 

 

ARTÇILAR DEVAM EDERKEN TEMEL ATMAK…

Peki kim yapacak bunu? Elbette öncelikle ilgili bakanlık, bu kuralların ana çerçevesini koyacak ortaya. Fakat bizim memlekette bunu yapacak bakanlığın ilgi alanı fazlasıyla geniş. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mevcut organizasyonuyla hantal kalıyor. Bilindiği üzere, aslında çevreyi pek koruyamıyor. Zira hemen her maden ve enerji yatırımına onay vermesini bekleyen bir hükümetin talimatlarına göre çalışılıyor. Daha ziyade şehircilik alanında yoğunluk gösteriliyor. Özellikle imar barışı alanında, konulan süre de sık sık uzatıldığı için, bir hayli gayretli çalışmalar yapmak zorunda kaldıklarını görmüştük. Verilen talimatları harfiyen yerine getirdiler bu konuda ama işleriyle ilgili gayretlerini bir türlü depreme hazırlıklı şehirler yaratma sürecine geçiremediler.

Sonuç alınması bir türlü mümkün olamayan bu husus, döndü dolaştı ve depremde felaketin boyutlarının artmasına neden oldu. Deprem takvim dinlemiyor, “siz yavaş yavaş hazırlanın” da demiyor. Şimdi de, deprem bölgesindeki şehirlerin yeniden imarıyla görevliler. Artçı sarsıntılar devam ederken bile temel atmakla meşguller.

 

İBB İSTANBUL DEPREM SEFERBERLİK PLANI

Bakanlık çalışmaları böyle olunca, olası bir büyük depreme karşı hazırlık yapılması gereken tüm şehirlerde, belediyelerin daha fazla inisiyatif alması gereği ortaya çıkıyor. Üstelik yereldekihalihazırdurumu onlar çok daha iyi biliyorlar. Yaşanan son depremlerden ders çıkartan bazı belediyeler, bu konuda aktif ve örnek çalışmalar da yapıyorlar aslında.

Bunlardan birisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi. 39 ilçe belediyesiyle işbirliği içinde yaptığı ve adına “İstanbul Deprem Seferberlik Planı” denilen çalışmalarının ortak gündemi çok isabetli tespitler içeriyor. Bunları yedi madde halinde toplamışlar: “en riskli yapıları önceleyerek ve uzlaşıyla hızlı bir yapı dönüşümünü sağlamak; kira yardımını ekonomi şartlarına uygun hale getirmek; kamu yararına, maliyetine güçlendirme ve dönüşüm gerçekleştirmek; deprem mukavemetini belki de birincil etkileyen nedenlerden biri olan zemin katlarda kolon-kiriş kesilmesinin önüne geçerek saha faaliyetlerini artırmak; inşaat öncesinde imar denetimini ve inşaat sırasında yapı denetimini gerçekleştirmek, depreme duyarlı park ve meydanlar, deprem anında acil durum ihtiyaçları, kaçış, toplanma ve geçici barınma amaçlı açık alanlar oluşturmak; afet anında arama kurtarma ve afete müdahalede yerel kapasiteyi artırmak”. Özetle, elbirliğiyle “sorun varsa, çare üretmek lazım” demişler, çünkü bekleme lüksleri bulunmuyor. Muhtemelen, zamana karşı yarışıyorlar.

 

SESSİZLİK YEMİNİ ETMİŞ GİBİ DAVRANIYORLAR

Peki,Balıkesir’de durum nasıl? Ne yazık ki, bizde halen yukarıdaki çerçevede bir hazırlığın belirtisi yok. Hızlı bir bina taraması yapma, gerekenler için güçlendirme veya dönüştürme uyarısında bulunma yönünde öncü çalışmalar, henüz 20 ilçemizde ve Balıkesir merkezinde duyulmuyor.“Durduruldu” denilen inşaat izinleri de, inşaat faaliyetleri de hızlı bir şekilde devam ediyor. İmalat kurallar değişti mi, değiştiyse mesela sıvılaşma tehlikesi olan zeminlerde “radye temel” tümüyle yasaklanıp, yerine “kazık temel veya jet-grout” şartı getirildi mi bilemiyoruz. Neden bilemediğimiz de bir muamma aslında. Fay hatlarının geçtiği yerlerde, her iki yönde de kaçar metre boş arazi ayrıldı? Bunu da bilemiyoruz. Bunları öğrenmek için bir arsa alıp da, belediyeye inşaat iznine başvurmak mı gerekiyor? İsteyen her vatandaşın internet üzerinden ulaşacağı şekilde, imar planlarına fay hattı sınırlamaları ile sıvılaşma özelliği bulunan zeminler işlenemez mi? Böyle “sessizlik yemini” etmiş gibi davranmaktansa, bunları şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde gerçekleştirmek çok daha doğru olmaz mı?

 

ON YILLARDIR YAPILAMAYANI BİR YILDA YAPIP TESLİM ETMEK…

Bunlar yapılmıyor nedense. Balıkesir B. Belediyesi de, ilçe belediyeleri de daha ziyade deprem sonrası yapılacak kurtarma, barındırma, iaşe gibi önlemler üzerinde duruyorlar. Mutfak, fırın, tuvalet ihtiyaçları, çadır kurulacak ve toplanacak yerler konuşuluyor. Fakat güvenli bina, güçlendirme ve dönüşüm işine sanki hiç girilmek bile istenmiyor. Vatandaşa bina güvenliği uyarısı yapma zahmetinde bulunan da yok. “Yolu belli bu işin, git denetim firmasına ver parasını öğren binanın güvenli olup olmadığını” anlayışı hakim bizde.

 

MÜTEAHHİT ZENGİNLEŞTİRMEK Mİ

DEPREME DAYANIKLI KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ?

Peki, sosyal belediyecilik? O, deprem yıktıktan sonra çıkacak ortaya sanırım. On yıllardır yapamadığını bir senede yapıp verecek depremzedeye. İyi de deprem gelmeden önce çıksa sosyal politikalar ortaya, binalarda güçlendirme yapsa, müteahhit zenginleştirmek ve kentsel rantı yeniden paylaşmak adına değil de, depreme hazır olmak adına kentsel dönüşüm yapımına öncü olsa, daha iyi değil mi? Bu soruları üzerine alan belediye yok.

 

EN ÖNEMLİ SORUNUMUZ YOLLARA KÜP TAŞ DÖŞENMESİ MİYDİ?

Hatta bunları yapmak yerine, çok da gerekli olmayan işlere ağırlık veriliyor. Sahillerde peyzaj düzenlemesi, sokak iyileştirmesi, iğde ağaçlarını kesip palmiye dikmek gibi makyaj ağırlıklı işler yapıyor Büyükşehir Belediyesi mesela. Temel sorunların çözümünü kenara bırakıp da, bu işleri yaparak mensubu olduğu parti adına 14 Mayıs’ta seçmenden oy istemek nasıl sonuç verecek acaba?

Mesela Körfez’de yapılan işler, Altınkum, Zeytinli, Akçay, Güre derken şimdi de geldi Güre İskele ile Akçay arası sahilin düzenlemesine dayandı. Yapılan ne? Doğal kayrak taşlarla yapılmış olan Deniz Caddesi’nin kaplaması sökülüyor, yerine kendi ifadeleriyle “sade bir tasarıma sahip antrasit renk küp taş döşemesi yapılıyor”. Vatandaş da buna bakıp“en önemli sorunumuz da böylece sona eriyor, şükürler olsun” demiyor haliyle. Tam tersine “giderayak bunlar ne yapıyor?”diyor. “40 gün kaldı seçime, arabayı devirmeden gidilse sandığa da, şu akıldışı işlerden bir kurtulsak” sözü çok sık duyuluyor bugünlerde.

 

TAŞ DÖŞEMEYİ, BADANA BOYAYI BIRAKIN,

REEL İŞLERE YÖNELİN!

Yerel yönetimler,“yılların biriktirdiği sorunların çözümü için beş sene yetmez” diyerek altyapı yatırımlarından uzak durmayı tercih ediyorlar. Bu durum çevreyi bozuyor ve insan sağlığını da etkiliyor elbette. Fakat “depreme hazırlık” çalışmalarından uzak durmak, doğrudan can kaybını anlamına gelmiyor mu? Bunu fark etmemek mümkün olabilir mi? Deprem olasılığına karşı “arabanın benzin deposunu dolu tutun” diye nasihatte bulunmak yeterli olabilir mi?

Ne olacak yani, depremden canlı kurtulma ve yıkıntılardan kendi imkanlarımızla çıkma şansımız olursa, arabaya binip de ailemizi soğuktan korumak için kaloriferi mi çalıştıracağız, yoksa gaza basıp akrabalara doğru yola mı çıkacağız?

Bu nasihatin, naklen yayınlanan bir Meclis toplantısında dile getirilmesi çok garip doğrusu. Deprem bölgesinde bir müddet bulunup da, oradan çıkaracak başka dersler yok mu? Depreme hazırlık ve kenti güçlendirme konusunda yapılacak işleri kim yerine getirecek peki? Oldu olacak, bunların ele alınacağı zamanı da “depremden sonra” diye tarihleyin bari de, belediyenin aksiyon planları tamamlansın. Balıkesir’e her gidişimde bazı binalara baktıkça içim sızlıyor. Her gün orada olanlar neler hissediyorlar acaba? Şehri yönetenlerden de aynı hassasiyeti beklemek hakkımız değil mi? Sahillere taş döşemeyi, binalara boyayı bırakıp reel işlere yönelmek gerekmiyor mu şimdi?

 

ALGI YÖNETİMİYLE BU İŞLER OLMAZ

Aslında yaşanan depremlerden sonra toplumda oluşan duyarlılık, gerçekten bu alanda bir şeyler yapmaya niyeti olan yerel yönetimlere de önemli bir fırsat veriyor. Yeni inşaat kuralları, kentsel dönüşüm veya güçlendirme, kolon-kiriş ve kaçak kat kontrolü, tarım alanları ve sulak alanların yapılaşmaya kapatılması, hatta depremden sonra toplanma yeri olacak parklardaki baraka işyerlerinin kaldırılması, artık çok daha mümkün değil mi?

Sadece Büyükşehir değil, ilçelerdeki yerel yönetimler için de gündem bunlar olmalı. Hiçbiri lütfen bu konunun zamanla unutulacağını düşünmesin. Artık bu olamaz. Algı yönetimiyle, müdürlük veya departman kurmakla yetinerek, ya da işi zamana yayarak kurtulabilecekleri bir sorumluluk değil depreme dirençli kentler yapmak. Şimdi vatandaş verecek bu konudaki kararını. Hiçbir siyasetçi kendi ihtirası ve iktidarıyla güç zehirlenmesi yaşamaya veya fıtrata sığınmaya kalkmasın. Depreme hazırlıklı kentler yaratmak, birileri zenginleşsin diye yapılmayacak.

Aksine kamu yararı için, çoğunluk kazansın diye, bir doğa olayı artık felakete dönüşmesin diye yapılacak. Merkezde veya yereldeki her türlü iktidar sahipleri, seçime girmeden önce bu gerçeği dikkate almalılar. Sosyal konut politikaları geliştirmek yerine, “kader planı”gibi savunmalar yaparak veya bu işleri tümüyle piyasa hazretlerine bırakarak, çözüm bulunamayacağı da ortada. Bizlere geçmediğimiz köprülerin, gitmediğimiz hastanelerin parasını ödetmek yerine; hükümet de, bakanlık da, yerel yönetimler de artık bizim için yapılması “hayati derecede önemli olan” işlere yönelmek zorundalar. 14 Mayıs günü, bunların da seçimi olacak aslında.

 

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
harika
Harika
0
_ok_do_ru
Çok Doğru
0
kat_l_yorum
Katılıyorum
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
_zg_n
Üzgün
KENTSEL RANTIN BÜYÜSÜNE KAPILMAK…
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!