DÜNYA ÇEVRE SAĞLIĞI GÜNÜ’NDE BİZDEKİ DURUM

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

26 Eylül günü, gezegenimizin pek çok ülkesinde “Dünya Çevre Sağlığı Günü” olarak kutlanıyor. Bu etkinliğe öncülük eden kuruluşun adı Uluslararası Çevre Sağlığı Federasyonu (IFEH) ve 1986 yılında Londra’da kurulmuş. Üyeleri 45 farklı ülkede çevre sağlığı alanında çalışanların haklarını temsil eden ulusal dernekler ve enstitülerden oluşuyor. Avustralya’dan Finlandiya’ya, ABD’nden Kore’ye, Fransa’dan Güney Afrika Cumhuriyeti’ne kadar pek çok ülke temsil ediliyor bu uluslararası organizasyonda. Ortak amaç ise bu farklı ülkelerin halklarını çevre sağlığı konusunda bilgilendirmek, gezegenimizin çevresel durumunu daha yaşanabilir bir konuma getirmek ve bilgi paylaşımı ile ülkeler arasındaki işbirliğini teşvik etmek. 2011 yılında, IFEH Konseyi’nin Endonezya’daki toplantısında “26 Eylül 2011’in temel Dünya Çevre Sağlığı Günü olarak kabul edildiği” ilan edilmiş. O tarihten beri, her yıl 26 Eylül, dünya çapında bir çevre sağlığı sorununa odaklanan özel bir tema ile Dünya Çevre Sağlığı Günü olarak kutlanıyor.

 

KÜÇÜCÜK BİR VİRÜS KARŞISINDA İNSAN TÜRÜNÜN ÇARESİZLİĞİ

Çok önemli bir uğraş alanı çevre sağlığı. Hepimiz Covid19 sürecinde çevre sağlığı hekimlerinin, uzmanlarının ve çalışanlarının ne kadar özverili mücadeleler verdiklerine yakından şahit olduk. Elbette çevre sağlığı kavramı sadece salgın hastalıkları ve pandemileri kapsamıyor. Çevre kirliliğinin önüne geçilmesi ve yarattığı sağlık sorunlarının önlenmesi de bu çerçevede tanımlanıyor. Nitekim IFEH’in 26 Eylül kutlamaları için seçtiği ana tema 2019 yılında “İklim Değişikliği Zorlukları, Küresel Çevre Sağlığının Birlikte Hareket Etme Zamanı”, 2020 yılında  “Çevre Sağlığı, Salgın Hastalıkların Önlenmesinde Önemli Bir Halk Sağlığı Müdahalesi”, 2021 yılında “Küresel İyileşmede Daha Sağlıklı Topluluklar için Çevre Sağlığına Öncelik Verilmesi” olmuştu. 2022 için seçilen ana tema ise “Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Uygulanması için Çevre Sağlığı Sistemlerinin Güçlendirilmesi” oldu. Sağlık alanı darbe aldı bütün gezegende ve bir küçücük virüs, insan türünün ne kadar çaresiz kalan bir sağlık sistemine ve koruma düzenine sahip olduğunu gösterdi. Başka virüsler de olacaktır elbette, zira insanın açgözlülüğü başka türlere yaşam alanı bırakmıyor. Diğer yandan gezegeni o kadar hızla kirletiyoruz ki, yakın gelecekte temiz hava, su ve gıdaya ulaşmak daha da zor olacak.

 

IFEH’TE TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDEN BİR KURULUŞ YOK

IFEH’in üye listesi incelendiğinde Türkiye’yi temsil eden bir kuruluş görülmüyor. Ancak, ülkemizde de Dünya Çevre Sağlığı Günü kutlanıyor yıllardır. Sağlık Bakanlığı 26 Eylül’ü “önemli günler” listesine almış bulunuyor zaten. Çeşitli atanmış ve seçilmiş yöneticiler ile Sağlık Bakanı, günün önemini vurgulayan mesajlar yayımlıyorlar her sene. TRT’de bu konuda programlar yapılıyor. Tabii konunun esas muhatabı olan çevre sağlığı hekimleri, halk sağlığı uzmanları, Türk Tabipler Birliği ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da çeşitli etkinlik ve “kutlamalar” yapıyorlar, uyarılarda bulunuyorlar. Hepimiz de,  ülkemizde ve Dünya’da çevre sağlığı alanında çalışan bütün görevlilerin Dünya Çevre Sağlığı Günü’nü kutluyor ve çalışmalarında başarılar diliyoruz haliyle. Onların varlığıyla çok daha güvende hissediyoruz kendimizi.

 

YÜZME SUYU ANALİZ SONUÇLARI

Bu vesileyle, ben de Balıkesir ilimizin çevre sağlığını emanet ettiğimiz tüm çalışanların bu özel gününü kutluyor ve bir hususu kendilerine iletmek istiyorum izninizle. Biliyorsunuz ilimizin sahilleri hem Ege ve hem de Marmara’ya bakıyor. Turizm önemli bir gelir kaynağını oluşturuyor bizde. Yaz turizmi sayesinde nüfus dörde katlıyor ilimizde her sene. Yazlık inşaatları ile turizme yönelik hizmet işletmeleri önemli sektörler arasında. Bunun sürekliliğinin sağlanması ise ancak temiz ve sağlıklı bir çevre ile mümkün. Deniz suyunun temizliği de en dikkat edilmesi gereken alanlardan biri. Marmara’da, sonunda müsilaj felaketine kadar uzanan büyük sorunların giderilmesi öyle anlaşılıyor ki, çok uzun yıllar alacak ve çok büyük kaynaklar harcanacak. Ege kıyılarının benzer bir akıbete uğramaması ise bugünden alınacak tedbirlere bağlı.  Zaten bu nedenle de deniz suyu ile ilgili çalışmalar, Sağlık Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ortak olarak uygulanan 25.09.2019 tarihli Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik çerçevesinde yürütülüyor. Bu konuda Ağustos ayında basında yer alan haberler üzerine, 01 Eylül’de yapılan bir açıklamada “İlimizde deniz suyundan numune alınması ve analiz yapılması çalışmaları İl Sağlık Müdürlüğümüzün koordinasyonunda oluşturulan İl Yüzme Suyu Komisyonunun yaz dönemi öncesinde aldığı kararlar doğrultusunda ve oluşturulan takvime göre sürdürülmektedir” denilmekte ve bu sene “genel olarak” sonuçların iyi çıktığı kamuoyuna duyurulmaktaydı.

 

“BİZİM ANALİZİMİZ DOĞRU” DEMEK YETİYOR MU?

Elbette bu konuyla görevlendirilmiş her kademedeki kamu çalışanının yaptıkları işlere ve sonuçlarına güvenmeleri, savunmaları takdir edilecek bir durumdur. Zaten vatandaşlar da maaşlarını ödedikleri bu görevlilerden başka türlü bir davranış beklemiyorlar. Deniz suyu numunelerini alan, taşıyan, laboratuvarda analiz eden tüm görevliler en doğrusunu yapacaklardır. Fakat onların yöneticileri bu sonuçları savunurken, özel kuruluşlara yaptırılan analizlerle aradaki farkı da açıklamakla yükümlü olmalılar değil mi? “Bizimki doğru” demek yetiyor mu? Vatandaşlar, kamu çalışanının savunulması kadar, bu konunun da açıklanmasını bekliyor ve sadece “güven içerisinde olduğundan” emin olmak istiyorlar. Bu kadar şiddetli koku, bulanıklık ve köpüklenmenin de izahını bekliyorlar. Madem Sağlık İl Müdürlüğü ve Çevre İl Müdürlüğü müşterek çalışmak durumundalar, bir ortak basın açıklamasını da lütfedip bu konuda yapabilirler sanırım.

 

VATANDAŞ “SEBEP NEDİR” SORUSUNA YANIT BEKLİYOR

Tabii bir önemli husus daha var. Bilindiği üzere, ilimizde deniz suyu numunelerinin nereden alınacağına, takip edilecek kirlilik noktaları ile Mavi Bayrak alanlarının tespitine “Balıkesir İl Yüzme Suyu Komisyonu” karar veriyor. İl Sağlık Müdürlüğü bir duyuru ile bu seneki toplantıyı kamuoyuna açıklıyor. “Balıkesir Vali Yardımcısı başkanlığında ilgili kurumlardan (Büyükşehir Belediyesi, Çevre Şehircilik, DSİ, Tarım ve Orman, Kültür ve Turizm, 8 İlçe Belediye Başkanlıkları) oluşturulan Balıkesir İl Yüzme Suyu Komisyonu sezon öncesi toplantısı yapılmış olup alınan kararlar doğrultusunda ve yapılan numune takvimine göre deniz suyu numune çalışmaları yapılmaktadır” diyerek anlatılıyor durum. Sağlık İl Müdürlüğü’nün bir başka açıklamasında ise “Balıkesir İlimizin Marmara Denizi ve Ege Denizi’ne kıyısı bulunan 8 (sekiz) İlçesi’nde (Ayvalık, Bandırma, Burhaniye, Edremit, Erdek, Gömeç, Gönen ve Marmara) bulunan ve Balıkesir İl Yüzme Suyu Komisyonu tarafından karar altına alınan, 85 (seksenbeş) adet yüzme alanından, yüzme sezonunda(Haziran-Eylül) 15 (onbeş) günde bir ilgili yönetmelik doğrultusunda, İlçe Sağlık Teşkilatları tarafından alınan deniz suyu numuneleri Balıkesir Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda analiz edilmektedir” deniliyor.

Şimdi lütfen bu değerli temsilcilerin neden 2020 yılı sonuna kadar Edremit Çayı’nın denize döküldüğü bölgeden numune alınarak kirlilik takibi yapılmakta iken, 2021 yılından itibaren buna son verdiklerini açıklamaları gerekiyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bu konuda susuyor. Vatandaş ise ısrarla bunu bekliyor, “sebep nedir?” bilmek istiyor.

Hiç olmazsa Dünya Çevre Sağlığı Günü’nde Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü ile Balıkesir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün bu açıklamayı yapmalı ki, Edremit Körfezi’nde yaşayan bütün hemşerilerimiz gönül rahatlığıyla bir “kutlama” yapabilsinler, değil mi?

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
harika
Harika
0
_ok_do_ru
Çok Doğru
0
kat_l_yorum
Katılıyorum
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
_zg_n
Üzgün
DÜNYA ÇEVRE SAĞLIĞI GÜNÜ’NDE BİZDEKİ DURUM
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!