DOLAR 19,1096 % 0.11
EURO 20,6839 % 0.29
GRAM ALTIN 1.199,21 % -0,13
ÇEYREK A. 1.960,71 % -0,13
BITCOIN 26.968,37 -3.391
GİRİŞ YAP

SON DAKİKA
hava 12°
Google News

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI VE YÖNETSEL RİSKLER

Son Güncelleme :

11 Ocak 2023 - 0:08

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI VE YÖNETSEL RİSKLER

 

Devletin en son açıkladığı asgari ücret artışı ile asgari ücret yıllık % 100, 6 aylık olarak  % 54,66 oranında arttı.  İş Kanunu’na göre hiçbir işveren asgari ücretin altında bir ücretle işçi çalıştıramaz. Bu nedenle bütün işverenler asgari ücretin altında kalan ücretleri asgari ücret seviyesine çekerek zorunlu bir zam uygulayacaklar.

 

Peki asgari ücretin üzerinde olan ücretlerin durumu ne olacak? İşverenler uzun sürelerden beri olduğu gibi asgari ücretin üzerinde olan çalışanlara asgari ücret zammı oranını değil enflasyon oranını uygulamayı tercih edecekler. Bildiğiniz üzere yıllık enflasyon % 64,27 olarak gerçekleşti, buna karşı yıllık asgari ücret artışı % 100 oldu.  İşverenlerin yaptıkları ara zamları da göz önüne alarak diğer çalışanlarının ücretlerine asgari ücret oranının altında yapacakları zamların sonucunda tüm ülke genelinde tecrübeli ve kıdemli çalışanlar ve beyaz yakalarla başlangıç ücreti olan asgari ücret arasındaki mesafe biraz daha kapanacak.

 

Örneğin geçen yıl 100 TL ile işe başlayan bir asgari ücretli bu yıl 200 TL alıyor olacak. Ama eğer asgari ücret zammı uygulanmazsa geçen yıl 200 TL ile çalışan bir kıdemli işçi enflasyon zammıyla  264 TL alacak. Yani başlangıçta aralarında 100 TL fark bulunan yeni ve eski işçi arasındaki fark bu yıl işveren özel bir çaba göstermezse 64 TL’na düşecek.  Bu durum ülke genelinde beyaz yaka ücretlerinin erimesine ve bütün ücretlerin asgari ücret seviyesine doğru gerilemesine yol açmaktadır. İşverenler için her geçen gün daha akut bir yönetim problemine dönüşmektedirler.

 

MESS’in yaptığı en son sözleşmede kıdemli işçiler ve daha düşük kıdemdeki işçiler arasındaki fark kapanmıştı. Bundan dolayı MESS’e üye işyerlerinde yapılan sözleşmeye kıdemli işçi gruplarından tepkiler olmuştu. Bu enflasyonist ortamda ve asgari ücreti her 6 ayda bir belirlendiği bir dönemde asgari ücret/ enflasyon arasındaki farktan dolayı giriş ücretleri ile kıdemli ücretler arasındaki bant daha hızlı kapanacaktır.

 

Bu işin 2 boyutu var. İlki şirketlerdeki huzur, adalet ve iç denge konularıdır. Yani işe yeni aldığınız çalışanla 10 yıllık çalışanınızın ücreti arasındaki farkın kapanması büyük bir sorundur. Eskiler yenileri sahiplenmez, iş öğretmez, firmaya küser, işi sahiplenmez buna benzer birçok sorun yaşanır.

 

İşin ikinci boyutu asgari ücretin geldiği nokta işin yürümesi için spesifik emeğine ihtiyaç duyulan teknik çalışanların ücretlerini de hızla yükseltmektedir. Bu öyle bir durumdur ki işverenler artık işyerlerindeki işçilerin hepsini toptan bir değerlendirmeye tabi tutamayacaklar. Ya bazı işler örneğin bakımcılık, spesifik kaynakçılık, bilgisayarlı otomasyon teknisyenler gibi işler farklı bir kategoride değerlendirilecekler.

 

Gelinen bu vaziyet ve işçi grupları içinde bazı gruplarının emeklerinin diğerlerinden daha hızlı değer kazanması meselesi toplu sözleşmelerin geleceğini bile zora sokacak bir meseledir. Artık işçi grupları ücretleri toplu pazarlık konusu olan homojen gruplar olma özelliklerini yitirmektedir. Şirketlerin işçi gruplarını yönetmek için farklı formüller geliştirmesi, aynı iş grupları arasında da kıdeme dayalı ücret farkını koruyacak sistemler geliştirmesi elzem görünmektedir. Ayrıca beyaz yaka ücretlerinin asgari ücret karşısındaki erimesinin de çalışan bağlılığı için önüne geçilmesi gereği ortadadır.

 

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.