6 şubatta, insan değil rant odaklı kentleşmenin bedeli ödendi

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hilmi DUYAR / POLİTİKA / Genel Sağlık İş Sendikası Balıkesir İl Temsilcisi Dr. Hüseyin Gündoğdu, 6 Şubatta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerde, insan değil rant odaklı kentleşmenin bedelinin ödendiğini açıkladı. 50 binden fazla insanın ölümüne yol açan depremden yöneticilerin ders almamasının yüreklerdeki yarayı hala kanattığını vurguladı.

 

 

Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı Genel Sağlık İş Sendikası Balıkesir Temsilcisi Dr. Hüseyin Gündoğdu, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıldönümünde, Politika Gazetesi’ne konuyla ilgili açıklamada bulundu. Dr. Gündoğdu, deprem felaketinin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen, yaşamımızda halen artçıların sürdüğüne dikkat çekti. Gündoğdu, “Resmi rakamlara göre, 50 bin 783 insanımızı yitirdiğimiz facianın yarası kolay dinmez ama ilk günkü gibi kanıyor olmasında ülkeyi yönetenlere, 6 Şubat’ın ders olmamasının etkisi büyük. Depremlerde İnsan değil rant odaklı kentleşmenin, amansız bir betonlaşmanın ve denetimsizliğin bedeli ödendi. Seçim zamanı oy gelsin diye verilen imar izinleri, sağlam olmayan zeminde rant için yaratılan yerleşkeler, ilgili kamu kurumları tarafından yürütülmesi gereken denetim ve tedbir mekanizmalarının iğdiş edilmesi, 50 bini aşkın insanımızın ölümüne neden oldu. On binlerce aile evsiz kaldı, yüz binlerce insanımız uzuvlarını kaybetti. Devleti yönetenlerin liyakatsizlikle atıl hale getirdiği devlet kurumlarının müdahalede geç kaldığını gördük. ‘Neden yardım gelmiyor’ diye soranların terörist ilan edildiğini, enkaz altındakilerin sosyal medyadan sesini duyurmaya çalıştığı günlerde, sosyal medyanın yavaşlatıldığını gördük.  Yurdun 4 tarafından gelen yardımların partizanca çalışan kamu yöneticileri tarafından ‘bizden olanlar ve olmayanlar’ diye ayrıştırıldığını, bazı yardımların üzerine etiket yapıştırma telaşına düşüldüğünü, insanlar soğuktan ölmemek için gayret ederken bazı yardımların uygun kamera açısıyla şehirlere sokulmak için bekletildiğini gördük” diye konuştu.

 

 

Dr. Gündoğan, 1999 Gölcük Depremi’nde olduğu gibi yaşamlarını yitirenlerin bedelinin birkaç müteahhide yıkılıp kapatılmaya çalışıldığını belirtip, “Mezarlığa dönüşen yapılara ilişkin yargılamalar, o yapılara izin veren, kaçak şekilde var olmalarına müsaade edenlere uzanmıyor. Ailelerin adalet çığlıkları bir orta oyunuyla bastırılmaya çalışılıyor. Depremin yıktığı 11 ilde hayat normale dönmüş değil. Buradaki insanlara, yerel seçim hazırlığı için harcadıkları gayretin yarısını bile harcamayan yöneticiler yüzünden bazı illerimizde hala içme suyu problemi yaşanıyor. İnsanlar kara kışı çadırlarda, konteynerlerde geçiriyor. Elektrik ve ısınma sorunları bu illerin çoğunda rutin hale geldi. Kamu görevlilerinin barınma ve ulaşım sorunu bile çözülemediği için eğitimden sağlığa neredeyse hiçbir kamu hizmeti aksaksız yürütülemiyor. Uzaya insan yollamakla övünmemiz beklenen bu günlerde, 4 ilimizde insanlar ellerinde kovalarla konteynerlerden su boşaltmaya çalışıyor. Her zaman halkın yanında olan Birleşik Kamu İş, depremin ilk günlerinden bu yana yardım ve tespit organizasyonları kurdu, eksiklikleri ve yanlış uygulamaları hem kamuoyuna hem yöneticilere bildirdi. Uyarılara kulak asılmadığı gibi, ‘Şimdi zamanı değil.’ dendi. Aradan geçen 12 aya rağmen, yarası sarılmayan deprem bölgesinden soruyoruz: Şimdi zamanı mı? Başka ülkelerde hafif yaralanmalarla atlatılacak şiddette depremlerin bizde neden 10 binlerce insanın canına mal olduğunu sormanın zamanı mı? İnsanlık 20 yıl önce ödediği vergilerin akıbetini sorma hakkını elde etti, bizden onlarca yıldır toplanan deprem vergilerinin nereye harcandığını sormanın zamanı mı? Depremden sonra başlayan yargılamaların neden yöneticilere uzanmadığını, bu binaların topraktan kendi kendine mi filizlendiğini sormanın zamanı mı? Zaten yöneticilerin hataları ve eksiklikleri nedeniyle felaketi yaşayan insanlarımızın hala barınma ve içme suyu gibi en temel ihtiyaçlarının neden giderilemiyor olduğunu sormanın zamanı mı? Bütün bunları soracağız. Bıkmadan, usanmadan, korkmadan, cevap alana kadar soracağız. Burada yaşanan maddi ve manevi yıkımı asla ve asla unutturmayacağız! Ölen insanlar birer rakam değildi, hepsinin yaşamının bir anlamı vardı. Şimdi onların ölümlerini de anlamlandırmanın zamanı. Bu ölümleri milat yaparak depreme daha hazırlıklı kentler inşa etmek, deprem konusunda daha bilinçli bir millet olmak zorundayız. 6 Şubat’ın açtığı yaranın tek merhemi adalet, 6 Şubatların tek panzehiri ders çıkarmaktır.  Birleşik Kamu-İş olarak uğraş vermeye devam edeceğiz, büyük yıkımı unutturmayacağız, bu konuda hem adaletin hem de sonrasında alınacak tedbirlerin takipçisi olacağız. Unutmadık, unutmuyoruz, unutmayacağız” diye konuştu.

6 şubatta, insan değil rant odaklı kentleşmenin bedeli ödendi
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!