“Zaten Türk ordusu PKK’yi bitirmişti! Öcalan’ın mektubu bunun bir teyidi”

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, terör örgütüne yönelik “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısını değerlendirdi.

1200x675_cmsv2_cd68cf27-b03d-588b-804f-a691035f9edd-9083372

 

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, terör örgütüne yönelik “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısını değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Öcalan’ın mektubundaki ‘PKK kendini feshetmeli yani dağıtmalı. PKK’nın bir anlamı kalmamıştır ve bu parti kongresini toplayıp kendini dağıtmalıdır… PKK silahlarını bırakmalıdır.’ gibi ifadeleri olumlu olmakla birlikte 27 yıldır hapiste olan birisinin de siyasi gücü zayıflamıştır.” dedi.

Prof. Dr. Arslan, “Zaten Türk ordusu PKK’yi bitirmişti. Bu, bütün engellemelere rağmen Türk ordusunun ve Türk milletinin başarısıdır. Öcalan’ın mektubu bunun bir teyididir.” dedi.

 

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, terör örgütüne yönelik “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısını değerlendirdi.

 

Türkiye’de parçalara ayırıp yönetme oyunu, Türk-Kürt çatışması üzerinden oynandı

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, uluslararası emperyalist aklın, klasik böl-parçala-yönet taktiği ile önce imparatorlukları yıkarken milliyetçilik ideolojisi ile imparatorluğu bir araya getiren farklı milletler arasında fitne tohumu ektiğini, onları çatıştırarak, aralarındaki uzlaşmazlıkları suistimal ederek bunu başardığını anlatarak, şöyle devam etti:

“Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı bunun bir örneğidir. Şimdi aynı küresel emperyalist akıl milli devletleri ırklar, etnik gruplar, mezhepler, dinler üzerinden parçalamaktadır. Bunu da maalesef, Irak’ta, Lübnan’da Suriye’de başardılar.

Türkiye’de aynı oyun, yani Türkiye’yi etnik, mezhebi vs. parçalara ayırıp yönetme oyunu, Türk-Kürt çatışması üzerinden oynandı. 1980 darbesinden sonra askeri cuntanın Kürt halkı üzerinde sistematik olarak uyguladığı asimilasyon, baskı ve şiddetle halk isyan etsin, teröre ve silahlı kalkışmaya destek olsun, düşmanlık tohumları ekilsin diye yapıldı. Bu bir emperyalist plandı ve askeri cuntaya yaptırıldı.”

 

Abdullah Öcalan, ülkemize çok büyük acılar çektirdi

Uluslararası emperyalist güçlerin 1980 darbesinden itibaren hem Kürt siyasi ayrılıkçılığının silahlı kolunu desteklediğini hem de ‘faşist askeri cuntanın Kürt halkına ve de özellikle silahlı ayrılıkçılığa karşı ola Kürt aydınlarına yaptığı baskıyı’ desteklediğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Maksat PKK’nın tek Kürt örgütü olarak kalması ve nihai olarak Türkiye’nin bölünmesiydi. Bu oyunun Türkiye’de güya Kürt halkı adına operatörü PKK ve onun hapisteki lideri Abdullah Öcalan’dı. Ülkemize çok büyük acılar çektirdi, trilyonlarca dolar kayıplar yaşattı. Günümüzde böyle bir yapıdan medet ummak rasyonel değildir. Öcalan’ın mektubundaki ‘PKK kendini feshetmeli yani dağıtmalı. PKK’nın bir anlamı kalmamıştır ve bu parti kongresini toplayıp kendini dağıtmalıdır… PKK silahlarını bırakmalıdır.’ gibi ifadeleri olumlu olmakla birlikte 27 yıldır hapiste olan birisinin de siyasi gücü zayıflamıştır. Zaten Türk ordusu PKK’yi bitirmişti. Bu, bütün engellemelere rağmen Türk ordusunun ve Türk milletinin başarısıdır. Öcalan’ın mektubu bunun bir teyididir.” diye konuştu.

 

Hedef Suriye’deki PYD’nin Türkiye tarafından tanınmasıdır

Nasıl Öcalan hapse girdiğinde terör bitmediyse, Türkiye’de emperyalistlerin parçalama planı bitmeden bu mektuptan sonra da terörün bitmeyeceğini sadece adresin değiştireceği öngörüsünde bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çünkü küresel emperyalizminin planı büyük İsrail senaryosu için Türk- Kürt çatışmasının devamı niteliğindedir. Zaten günümüzde PKK’nın PYD güçlerinin içinde yapılanmış durumdadır. Ülke içinde PKK tehdidi minimum düzeye indirildiğine göre; PKK’nın silah bırakmasının bir anlam ve önemi kalmıyor. Hedef Suriye’deki PYD’nin Türkiye tarafından tanınmasıdır. Tek çözüm inkar politikalarından da vazgeçildiğine göre Türk ve Kürt halklarının emperyalist planlara karşı bilinçlendirilerek birlik içinde barış, huzur ve refah içinde yaşamasıdır.”

Exit mobile version