Bosna Hersek, 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapılan referandumla Yugoslavya’dan ayrılarak kazandığı ve sonrasında on binlerce şehit verdiği bağımsızlığının 33’üncü yıl dönümünü kutluyor.
Eşsiz bir coğrafyaya ve zengin kaynaklara sahip olan, nüfusunun yarısından fazlasını Müslüman Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek’te, bağımsızlığın 33’üncü yılında dahi 1992-1995’teki savaşın acı hatıraları canlılığını koruyor.
Ülkede silahları susturan ancak getirdiği karmaşık siyasi yapı nedeniyle eleştirilen Dayton Barış Antlaşması, Bosna Hersek’teki birçok siyasiye göre istikrarın önündeki en büyük engel.
Bosna Hersek, bağımsızlık ilanının 33’üncü yılında önemli projelere ev sahipliği yapabilecek potansiyele ve ucuz iş gücüne rağmen, nüfusunu göç nedeniyle kaybeden ülkelerden biri.
Sırpların tehdidine rağmen gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu
Hırvatistan’ın 1991’de Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsız olmasının ardından büyük oranda Sırpların kontrolünde olan Yugoslav Halk Ordusu (JNA) ile Hırvat güçleri arasında başlayan çatışmalar, komşu Bosna Hersek’e de sıçradı.
JNA, Bosna Hersek sınırları içinde kalan ancak nüfusunun çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Ravno’ya saldırdı ve Yugoslavya’nın bölünmesini kendi lehine kullanmak isteyen Bosnalı Hırvatlar ve Sırplar da ülke topraklarını aralarında paylaşmak istedi.
Ülkedeki Hırvatlar, 18 Kasım 1991’de Hersek Bosna Hırvat Cumhuriyeti’ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992’de Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti.
O dönem ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslüman Boşnakların ise bağımsız bir devlet olmaktan başka çareleri yoktu. Bosnalı Sırpların tehditlerine rağmen Slovenya ve Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmalarının akabinde Bosna Hersek’te de bağımsızlık referandumu için karar alındı.
Referandumu Bosnalı Sırplar büyük oranda boykot ederek katılmadı. Referandum, 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapılırken, halkın yüzde 64,31’inin sandığa gittiği halk oylamasında kullanılan oyların yüzde 99,44’ü bağımsızlıktan yana oldu.
“Bağımsız” olan Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992’de Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine de kabul edildi.
Müslüman Boşnaklar, paramiliter Sırp birliklerinin katliamlarına uğradı
Bağımsızlık referandumunun hemen ardından JNA’nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan’dan paramiliter Sırp birlikleri, Müslüman Boşnaklara karşı etnik temizliğe başladı.
Bağımsız Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan Boşnak lider Aliya İzetbegoviç’in liderliğinde ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını korumak için bir araya gelen farklı dini ve etnik kökenlerden Bosna Hersekliler, kuzeyde ve doğuda Sırplar, güneyde ve batıda ise Hırvatlarla savaştı.
Tüm dünyanın gözü önünde 3,5 yıl süren savaş boyunca çok büyük sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, sürgünler ve soykırım gerçekleşirken, başkent Saraybosna, tam 44 ay Sırpların kuşatması altında kaldı.
Temmuz 1995’te ülkenin doğusundaki Srebrenitsa şehrine giren savaş suçlusu Sırp komutan Ratko Mladic’in emrindeki birlikler, sadece birkaç günde en az 8 bin 372 Boşnak sivili katlederek, soykırım gerçekleştirdi. Prijedor, Foca, Zvornik ve Visegrad gibi birçok şehirde yapılan etnik temizlik nedeniyle neredeyse bu bölgelerde yaşayan Boşnak kalmadı.
Dayton Barış Antlaşması ülkedeki silahları susturdu
Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini terk etmek zorunda kaldığı, kadınların tecavüze uğradığı, sivillerin toplama kamplarında işkence gördüğü kanlı savaş, ABD’de günler süren müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995’te paraf edilen ve dönemin Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman’ın Fransa’da 14 Aralık 1995’te imzaladığı Dayton Barış Antlaşması’yla sona erdi.
Bosna Hersek’e karmaşık bir siyasi yapı getiren antlaşma kapsamında Boşnak, Hırvat ve Sırplar, “ülkenin kurucu halkları” kabul edildi. Ülke, nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların yer aldığı Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğun olduğu Sırp Cumhuriyeti (RS) entitelerinden ve özel bir statüye sahip Brcko bölgesinden oluştu. FBIH entitesi de her birinin kendi hükümeti ve meclisi bulunan 10 kantondan meydana geldi.
Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi, Boşnak, Sırp ve Hırvat üyeleriyle ülkedeki en üst makamı oluştururken, 4 yıllığına halk tarafından seçilen Konsey üyeleri, dönüşümlü olarak 8 aylığına “Konsey Başkanlığı” yapıyor. Konseyin Hırvat ve Boşnak üyeleri, FBIH’de yaşayanlar, Sırp üye ise RS’de yaşayanlar tarafından seçiliyor.
Dayton Barış Antlaşması’nın şartlarından biri olarak ülkede geniş yetkilere sahip yabancı bir diplomat, “Yüksek Temsilci” bulunuyor. Yüksek Temsilci, Devlet Başkanlığı Konseyinin üyeleri dahil olmak üzere ülkedeki tüm diğer devlet yetkililerini görevden alma ve yasalarda değişiklikler yapma hakkına sahip.
Antlaşmanın getirdiği karmaşık yapıda, kanton, entite ve devlet düzeyinde 5 başkan (üçü konsey üyeleri), 13 başbakan ve 130’dan fazla bakan bulunuyor. Bu karmaşıklık, birçok kez hükümetler arasında yetki kargaşasına neden oluyor, karar alınmasını güç hale getiriyor.
Bosnalı Sırpların ayrılıkçı söylemleri
Bosna Hersek’te, genç nüfusun Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere göç etmesi ve ekonomik problemlerin yanında bir de ülkedeki iki entiteden RS yetkililerinin “ayrılıkçı” açıklamaları, gündemin değişmez maddeleri arasında yer alıyor.
Bosnalı Sırp yetkililerin, RS’nin Bosna Hersek’ten bağımsızlığını ilan edebileceği yönündeki açıklamaları zaman zaman gün yüzüne çıkıyor. RS, ülkedeki taşınmaz mülklerin Dayton Barış Antlaşması çerçevesinde entitelere verildiğini savunurken, konuya ilişkin tartışmalar, Bosna Hersek Anayasa Mahkemesinin bu husustaki kararlarında taşınmaz mülklerin kullanım hakkının entitelere, mülkiyet hakkının ise devlete ait olduğuna yönelik kararına rağmen devam ediyor.
Özellikle son dönemde Bosna Hersek Mahkemesinin, RS Başkanı Milorad Dodik’e “Yüksek Temsilcilik Ofisi (OHR) kararlarına saygı duymamak” suçundan 1 yıl hapis ve 6 yıl siyasi yasak cezası vermesi, RS yetkililerinin ayrılıkçı söylemlerinin dozunu daha da arttırdı.
AB üyeliği, Bosna Hersek’in dış politikadaki en büyük hedefi
Balkanların batısındaki diğer ülkelerin olduğu gibi Bosna Hersek’in de dış politikadaki öncelikli hedefleri arasında, AB’ye üye olmak yer alıyor. AB’ye resmen 2016’da üyelik başvurusu yapan Bosna Hersek, 15 Aralık 2022’de AB “aday ülke” statüsü alırken, gerekli koşulları yerine getirmesiyle 12 Mart 2024’te AB’ye katılım için müzakerelere başladı.
Bosna Hersek’in NATO üyeliği ise Rusya’ya yakınlıklarıyla bilinen Bosnalı Sırp yetkililer tarafından istenmezken, diğer Bosnalı yetkililer NATO üyeliğinin “zorunluluk” olduğu görüşünde birleşiyor.
Ülkenin nüfusu, 2013’teki son sayıma göre 3 milyon 531 bin 159. Nüfusun yüzde 50,11’ini Boşnaklar, yüzde 30,78’ini Sırplar, yüzde 15,43’ünü Hırvatlar ve yüzde 3,68’ini ise diğer etnik gruplara ait vatandaşlar oluştururken, ülke nüfusunun yüzde 50,7’si ise Müslüman.