Bir yıl çabucak geçti…  Dört yıl daha çabuk geçecek!

Meselâ Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a bakın. Geçen yılki bir fotoğrafıyla, yakın zamanda çekilmiş yakın plan bir fotoğrafını yan yana koyup kıyaslayın.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

 

ZAMAN, eski zaman değil.. Sizde de öyle bir his oluyor mu; eskiden daha yavaş akıyordu sanki zaman.. Dijital çağda ışık hızıyla ilerliyor!

İşte bakın, bir yıl gelip geçiverdi bile.

Ne diyoruz bu durumda: “Hiç anlamadık vallahi; geçiverdi zaman…”

Zaman içimizden geçiyor…

Günün birinde hepimizi uygun bir durakta indirecek zaman gemisi.. Sonra sonsuzluğa doğru yoluna devam edecek. Sen, ben, o; biz, siz, onlar, mişli geçmiş zamanın masalları olacağız.

Yaşadığımız anı kıymetlendirelim. Ömür geçip gidiyor, yıllar numaratöre bağlanmış gibi; şak şak şak ilerliyor.

Aynaya bakınca yüzünüzde fazladan oluşmuş kırışıklıkları görüyorsunuz.. Bir önceki yıl yoktu; şimdi var… “Yaşlanıyorsun” diyor ayna!

Çok dikkatli bakmıyordum, bayramın ikinci günü saçlarımı düzeltirken ayna karşısında, boynumdaki buruşmayı fark ettim. Hafiften sarkmış; ne yapsam, fular mı taksam kapamak için, yaz kış boyunlu kazakla mı dolaşsam?

Öyle takıntılarım yok.. Saçı, sakalı, bıyığı siyaha boyamam. ‘Yıllanmış şarap’ ifadesi kadınlar için kullanılır genellikle; erkekler de kullansın… Yıllanmış şarap tadında oluyoruz yaş ilerleyip olgunlaştıkça. Daha deneyimli, daha güngörmüş, daha lafı sözü dinlenen, falan filan işte.

 

***

NE anlatıyorum ben ya?

31 Mart 2024’ten 31 Mart 2025’e.. Görevde birinci yıllarını dolduran başkanları mevzu edeceğim; yüzümdeki kırışıktan, saçımdaki beyazdan bahsediyorum.

E canım onlar da yaşlanıyor. İşte bir yıl daha yaşlandılar.

Meselâ Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a bakın. Geçen yılki bir fotoğrafıyla, yakın zamanda çekilmiş yakın plan bir fotoğrafını yan yana koyup kıyaslayın.

Siz bakmayın ergenlikten yeni çıkmış delikanlı modunda, her daim kıpır kıpır, her an hareket halinde olmasına. İşin o kısmı hiperaktivitedir. Eskiden ‘yaramaz çocuk’ derdik…

Şimdi ne diyeceğiz?

“Yaramaz adam!”

Mabattan anlamayın mevzuyu; yaramazlıktan kastım kıpır kıpırlığınadır.. Kendisi muhakkak ki bir şeylere yarıyordur.

Giyim kuşamına, hareketliliğine, seriliğine falan bakıp “genç başkan” diyorsunuz ama.. Yarım yüzyılı aşmış durumda; elli üç oldu.

Yakın plan fotoğraflara bakınca ya da canlısını görünce, saçların tel tel döküldüğünü de fark ediyorsunuz. Bu memleket için saç döküyor.

Eh, bu yükü omuzladıysan, saçı başı düşünmeyeceksin artık. Bir yandan ‘muhtemelen’ dünyanın en güzel şehrinin abidik gubidik işlerine kafa yoracaksın, bir yandan parti için mevzularla haşır neşir olup siyasi hesaplar yapacaksın.. Diğer yandan ne yaparsan yap yaranamayacağın muhteris kitlelerin dedikodusuyla, yalanıyla, iftirasıyla boğuşacaksın… Hepsinden mühimi, iktidarın muhalefet belediyelerine yönelik seri operasyonlarından payına düşeni alıp almayacağın korkusuyla sabahları sabah edeceksin.

Zor iş azizim. Ama ne diyoruz bu hususta: Hamama giren terler!

 

***

PEKİ, Ahmet Akın’dan dinlesek, bu bir yılın öyküsünü.

Mazbatayı aldığı günden bu yana hakkında yaptığımız yayınları, haberleri, yorumları yan yana koysak..

..ve hepsine toptan tek bir başlık uydursak…

Ne olur o haberin başlığı?

“Hallederiz” olur mu meselâ?

“Yapacağız… Edeceğiz… Çözeceğiz…”

Vaattir yani bu bir yılın özeti. Seçim zamanında çok dinledik; bir yıldır yine vaat dinliyoruz.

Kolay değil, koskoca Büyükşehir! Derdi, tasası, sorunu, ihtiyacı, talebi biter mi?

 

***

EVET EVET, Ahmet Akın anlatsın, gazeteci milleti dinlesin. Ne yapmış, ne yapmamış, neyi yapmak istemiş, neyi yapacakmış, ne nedir, kim kimdir, ne nerededir, nasıl olmuş, neden olmamış, uzun uzun anlatsın bize.

Öyle koca bir yılı, bir dakikalık videoya sığdırıp “her şey çok güzel olacak” modunda gülücük saçmakla olmaz ki.

Sosyal medyayı eksikli bırakmamak için sergilenen PR çabasını, şehrin medyası için de sergilemek lazım.

 

***

KIYMETLİ Başkan’ın çok önemli bir sözü var: “Vefası olmayanın bekası olmaz!”

Her konuşmasında, satır aralarına sıkıştırıyor bu sözü.

Ne ki sokak,  o ilk günlerin neşesi, kıvancı, galibiyet sarhoşluğu ve dahi zafer nidalarından arınmış haliyle, zaman zaman ‘vefa’ sözcüğünü sorguluyor artık.

“Hani verdiğin sözler” şarkısını mırıldanıyor.

Seçim zamanı önünden arkasından kırk türlü hinlik çeviren, al aşağı etmek için demedik laf, atılmadık iftira bırakmayan, kaybettirmek için organize hareket eden zevatla.. Yanında duran, risk alan, destek veren, koşturan muhteremleri aynı potaya atmak gibi bir gaflet durumu da mevzubahis.

O sebeple, geriye kalan ve çabucak geçecek dört yılın vefasını, bekasını karakaplı deftere yazıp, duvarlara çentikleyeceğiz.

 

***

BUGÜNLÜK bu kadar yetsin. Önümüzdeki günler, haftalarda mevzuya daha derin dalışlar yaparız.

Selam ederim.

 

Bir yıl çabucak geçti…  Dört yıl daha çabuk geçecek!
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!