POLİTİKA

TÜRKÇEM BENİM SES BAYRAĞIM

TÜRKÇEM BENİM SES BAYRAĞIM
504
26 Eylül 2020 - 0:58

İSMAİL ERTEN 

E. Eğitimci – Yazar – ÇYDD Balıkesir Şube Başkanı

 

Dilimiz kimliğimizdir. Çünkü biz dünyayı dil aracılığı ile algılarız. Yorumlarız. Değiştirmeye çalışırız. Dil bize geçmişin bütün ekinini taşır. Dil de yüzyıllar içinden süzülerek gelir. Ekini en güzel, en özlü biçimde bize aktarır. Biz de geçmişimizi öğrenir, geleceğimizi buna göre kurarız.

Kısacası dil pınarından besleniriz. Türkçenin güzellikleriyle beslenen beyinler hep genç kalır. Türkçe, gürül gürül akan bir ırmaktır. Dil ırmağı bize kimliğimizi ( Ulusal bilinci) verir. Her şeyi dil aracılığıyla kavrarız. Köprü başında dilencilik yapan kör adamın yanındaki kağıda bir ressam bir söz yazar. Dilencinin kazancı iki, üç katına çıkar. Ressamın yazdığı söz şudur: “Bahar geldi, çiçekler açtı ama ben göremiyorum”

Bu konuda Konfüçyüs’ün bir sözünü de aktarayım. Konfüçyüs’e bir gün sormuşlar:

“ Bir ulusun yönetimi sana bırakılsaydı ne yapardın? ”

Konfüçyüs: ” İlkin dili düzeltirdim. Dil düzgün olmayınca söylenen, söylenmek istenen değildir. Söylenen, söylenmek istenen olmayınca yapılması gereken yapılmadan kalır, yapılması gereken yapılmadan kalınca törelerle sanat geriler, törelerle sanat gerileyince de adalet yoldan çıkar. Adalet yoldan çıkınca halk çaresizlik içinde kalır. İşte bu yüzden söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Bu her şeyden önemlidir” demiştir.

 

“ERDEMİN BAŞI DİL”

 

Yunus sözün önemini şöyle belirtir.

    “ Söz ola kese savaşı

     Söz ola kestire başı

     Söz ola ağulu aşa

     Yağ ile bal ede bir söz”

 

İlk Türk yazıtları Göktürk yazıtlarıdır. Göktürk yazıtlarında Tanrı’ya Tengri, geceye tün, dile til denir. Bunlara benzer birçok sözcük ufak tefek değişikliklerle bugüne gelmiştir.

Türkler batıya göç ederek yerleşik uygarlık olan Pers, Arap uygarlığıyla tanışmış, Farsça, Arapçanın etkisi altına girmiştir. Dilleri de. Bu etki o kadar ileri gitmiştir ki Türkçe yitmeye yüz tutmuştur. Mesihi bu etkiyi şöyle dillendirir;

   “ Gökten insen sana yer yok ey Mesihi

     Yürü var gel ya Acem’den ya Arap’tan”

 

Karamanoğlu Mehmet Bey 1277 yılında çıkardığı buyrukla Türkçeyi zorunlu tutar. Anadolu’ya Osmanlılar egemen olunca uyduruk Osmanlıca Türkçenin yerini alır. Osmanlıca uyduruk bir dildir. Anadil değildir. Arapça, Farsça, Türkçe karışımı bir dildir. Osmanlıcayı okuyup yazmak için üç dilin özelliklerini bilmek gerekir. Osmanlıcayı öğrenmek için uzun yıllar gerekir. Onun için Osmanlıda okur yazar oranı çok düşüktür.

Türkçe’nin zenginliğini ilk dile getiren Kaşgarlı Mahmut’tur. 1072-1074 yılları arasında yazdığı Türk Dili Sözlüğünde yedi bin beş yüz sözcüğe yer verir. Sözlükte 274 sav yer alır. Kaşgarlı Mahmut Araplara Türkçenin zenginliğini göstermek istemiştir. Buna karşın Osmanlı Türkçeye yüz vermemiştir. 1910’ lara dek Osmanlı Türkçeyi, Türkleri aşağılamıştır. Bir ara ikinci Abdülhamit Arapçayı resmi dil yapmaya kalkışmış, başaramamıştır.

1910 ‘larda Şemsettin Sami’nin yazdığı Türkçe Sözlükte on üç bin sözcük yer alır. 1100 yılından 1900 yılına dek Osmanlı’da unutulan Türkçe halkın dilinde yaşar. Manilerle, tekerlemelerle, bilmecelerle, masallarla, destanlarla, Dede Korkut öyküleriyle, türkülerle Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın, Dadaloğlu’nun dilinde yaşar. Arı duru bir biçimde.

Türkçe sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılır. Mustafa Kemal’e gelir. Halktaki bu ekini gören Mustafa Kemal halkının aydınlanmasını ister. Halkının okur-yazar olmasını ister. Bunun için 1 Kasım 1928 yılında Latincenin ilkelerine dayanan ABECE’ miz onaylanır. 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurularak Türkçenin önü açılır. Türkçe gürül gürül akmaya başlar.

Bugün dilimizin sözcük sayısı yüz binin üzerindedir. Dilimizle her şeyi anlatabiliriz. Nermi Uygur, İoannaKuçuradi Türkçeyle felsefe çalıştılar. Yeter ki biz Türkçe düşünüp ulus bilincinde olalım.

1100 yıllarında yedi bin beş yüz olan Türkçe sözcük sayısı 1910 ‘larda on üç bin,1930’lardan günümüze yüz bine çıkıyor. 1940’larda Derleme Sözlüğü için derleme yapılmış, halk ağzından beş yüz bin sözcük derlenmiştir. Yazılı kaynaklar taranarak Tarama Sözlüğü oluşturulmuştur. Bu sözlükler güncellenerek yeniden basılabilir. Türkçe bilinçle işlendiği zaman dil nasıl gelişiyor, buradan anlayabiliriz. Güzellik nasıl bakım isterse dil de bakım ister.

Ziya Gökalp 1920‘ lerde:

    “ Güzel dil Türkçe bize

     Başka dil gece bize” der.

 

Aydınlanma matbaayla başlar. Matbaa 1450’ de Gutenberg tarafından kuruldu. Kitaplar basıldı, dağıtıldı. Aydınlanma Avrupa’da başladı, Osmanlı’nın matbaadan haberi yoktu. Osmanlı’ya ilk matbaa İbrahim Müteferrika tarafından getirildi. Matbaaya çok karşı çıkan oldu. En başta el yazmasıyla uğraşanlar. O dönemde İstanbul’da on bin el yazması ile uğraşan kişi vardı. Sonra medreseler, medreselerde matematik, coğrafya, pozitif bilim dersleri yoktu. O yüzden Osmanlı’da matematikçi, fizikçi, coğrafyacı, kimyacı, bilim insanı yoktur. ABECE değişikliğiyle Türkçe’nin önündeki engeller temizlendi. Türkçe kendi yatağını buldu.

1727-1928 arası Osmanlı’da beş yüz civarında kitap basıldı, çoğu dini kitaplardı. 1928’den sonra on binlerce kitap basıldı yeni ABECE ‘yle . Bugün Türk halkının yüzde doksan beşi okuma-yazma biliyor. 6-7 yaşındaki çocuklar üç, dört ay içinde okumayı yazmayı öğreniyor.

Ali ŞirNevai sözlüğünde Türkçenin zenginliğini belirtir. Ali ŞirNevai Türkçeyi bin çiçekli bahçeye benzetir. Bu bahçeden yararlanmak için bin çiçekli bahçenin dikenlerini temizlemek gerektiğini söyler.

Mustafa Kemal:

“ Türk Milleti’nin dili, Türkçedir. Türk dili, dünyada en güzel, en zengin, en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili Türk milleti için mukaddes bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz badireler içinde ahlakının,  ananelerinin, menfaatlerinin, velhasıl bu gün, kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili,  Türk milletinin kalbidir, zihnidir.

Bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır. “

Gürül gürül akan Türkçenin önünde durulmaz diyen Nazım Hikmet Ferhat ile Şirin yapıtındaFerhat, Şirin’e  “Sen Türkçem kadar güzelsin” der. Böylesine güzel bir dilimiz var.

  1. Türkçe, somut bir dildir. Biz anlaşılması güç bir konuyu benzetmelere başvurarak anlatırız. Buna somutlama denir: Fidan gibi,aygibi,elma yanaklı, zeytin gözlü,…….. Dilimizde binlerce benzetme vardır. Somut şeyleri daha çabuk kavrarız. Dilimizde bir milyona yakın ikileme vardır. İkilemeler de kavramaya yardımcı olur.

 

  1. Türkçe müzikli bir dildir. Dünyada on üç ünlü ses var. Sekizi Türkçede. Türkçeye müziği veren ünlülerdir. Türkçenin müziği kendi içindedir. İyi şairler Türkçenin bu özelliğini bildikleri için şiirlerini ona göre düzenler. İyi yazılmış şiirler çabuk bestelenir. İyi okuyanın dilinde şiirin müziğini de duyarsınız. Şiir kendiliğinden akar gider.

Şiiri okurken teklemezsiniz, şiir dinleyenin kulağını tırmalamaz.

 

  1. Türkçe ışıklı bir dildir.

Türkçede üç bin civarında kök, iki yüz civarında ek var. Türkçede kök değişmez. Köke değişik ekler getirilerek yeni sözcükler elde ederiz. Bir kökten yüzün üzerinde sözcük türetilebiliyor. Ayrıca Türkçede sözcüklerin yeri değiştirilerek tümcelere yeni anlamlar yüklenebiliyor. Dilimiz aynı zamanda çok anlamlıdır. Bir sözcük cümle içinde değişik anlamlarda kullanılır. Böylesine zengin işlek bir dilimiz var. Dilimizin bir kolaylığı da okunduğu gibi yazılması, yazıldığı gibi okunmasıdır. Somut, müzikli, ışıklı, matematiksel dilimizi geliştirirsek dilimiz geleceğin dünya dili olacaktır.

 

  1. Türkçe matematiksel bir dildir. Ünlü uyumlarıyla, ünsüz benzeşmesiyle, ünsüz yumuşamasıyla, ulamayla, tamlamalarıyla, pekiştirmeleriyle….ilgili kurallarıyla bir matematikçinin elinden çıkmış gibidir.

 

Somut, müzikli, ışıklı matematiksel dilimizi çocuklarımıza nasıl öğretebiliriz:

 

  1. Mustafa Kemal’in yaptığı gibi çeşitli dillerin sözcüklere Türkçe karşılıklar bulacağız : boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, yay, çember, üçgen, dörtgen, çarpı, Bölü, toplam, orantı, açı, er, subay, teğmen, yarbay, albay, tugay …….

 

  1. Başka sözcüğü kullanmadan önce başka sözcüğün Türkçe karşılığı var mı diye bakacağız. Türkçesi varsa Türkçesini kullanacağız.

Türkçe sözcükleri yazarken yanlış yazmayız. Söylerken yanlış söylemeyiz. İstesek de yapamayız : eşgüdüm , bilgisayar, belgegeçer, tümdengelim, sözel, sayısal, yargıç, savcı, toplumbilim, kazıbilim, köşe atışı …………..

Fransızlar 1992 yılında yasa çıkardı. Devlet yazışmalarında başka dilin sözcüğünü kullanmayı yasakladı. İnsan hangi dilin eğitimini alırsa o dili, o ulusu sever.

Kurtuluş Savaşından önce azınlık okullarında okuyanların çoğu mandayı savunurdu. Medreselerde okuyanlar gerici ayaklanmalara katıldı.

Tıbbiye’de, Harbiye’de, Mülkiye’de okuyan bir avuç ulusalcı kahraman “ Kurtuluş Savaşı” na öncülük etti.

Mustafa Kemal onun için medreseleri, çeşitli dille eğitim yapan okulları kapattı, ulusal eğitimi başlattı.

Sömürge olmayan hiçbir ülkede ulusal dilin dışında eğitim yapılmaz. Çeşitli dilleri öğrenelim. Eğitimi ulusal dille yapalım. Bunu bilen sömürgenler, bağımsızlığını kazanan Afrika uluslarına eğitimlerini anadille yapmalarına izin vermemiştir.

Yabancı dil söylemi de yanlıştır. Yabancı olan bizden değildir. Ötekidir. Yabancıyı kolay kolay içimize almayız. Yabancı dil dedikçe dil yabancılaşıyor öğrenim zorlaşıyor.

 

  1. Çocuklarımıza türkülerimizi, ninnilerimizi, ağıtlarımızı, manilerimizi, bilmecelerimizi,

tekerlemelerimizi, masallarımızı öğretelim. Her konuya uygun masalla derse başlayalım.

Biraz önce saydığım ürünler yüzyıllardır halkın dilinde söylene söylene bugüne gelmiştir. Pürüzlerinden arınmıştır. En güzel söyleyişe ulaşmıştır.

Masal dinleyen çocuk olumluya, başarıya, mutluluğa yönelir. Masalda bütün engeller aşılır. Mutluluğa ulaşılır.

 

Masallarda halk aklıyla bütün engelleri aşar. Sömürgenleri, kıyıcıları, işkencecileri cezalandırır, iyileri ödüllendirir.

Masallar halkın gelecek özlemidir.

Çocuklarımıza bol bol halk yaratılarını dinletmeliyiz, öğretmeliyiz.

 

  • Çocuklar Türkçenin bilincine varsın
  • Başarıya odaklansın
  • Ulusal bilinci kazansın
  • Umutsuz olmasın

 

 

Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk masalını örnek vereyim.

Üç kafadarın kentin başına çorabı halktan birisinin attığı bir kelle sırça köşk’ü tuzla buz etmeye yeter.

Halk hikâyelerinde gerçeğe uygunluk vardır. Sevi’nin arasına birtakım engeller girer. Sevi gerçekleşemez. Bu engeller din engelidir, zengin yoksul engelidir. Eşit olmayanlar bir araya gelemezler.

Hasanboğuldu öyküsünde Hasan Sünni, Emine Alevi’dir. Olmaz. Kerem Müslüman, Aslı Hıristiyan’dır. Olmaz. Ferhat taş işçisidir, Şirin prensestir. Olmaz. Yaşamın gerçekleri seviye izin vermez.

  1. İnsan için sürü dedikçe ben sürüleşiyorum.

İnsan için tane dedikçe ben kendimi darı sanıyorum

Kendine iyi bak dediğinizde ben yalnızlıktan üşüyorum.

Korkunç güzel dediğinizde ben korkuyorum.

Karı dedikçe kadın karılaşıyor, eşim dedikçe eşitleniyoruz.

Geri iade dedikçe geri geri gidiyorum.

Aşevinde, çayevinde çalışanlar, ne alırsınız, diye sordukça, aşevinden, çayevinden çıkıp gitmek geliyor içimden.

Kendi yarattığımız nesnelere akıllı dedikçe akılsızlaşıyorum.

Dağlarca’nın dediği gibi “ hürriyet dedikçe yok olur benim özgürlüğüm.”

 

ERDEMİN BAŞI DİLDİR.

  1. Öztürkçedıştürkçe söylemi bir sözcük için kullanılamaz. Bir sözcük ya Türkçedir ya değildir. Bunun özü dışı olmaz. Çeşitli dillerden gelen sözcüklere Türkçe karşılık önerisi hemen benimsenmez. Yeni sözcük zamanla benimsenir. Her yenilik önce tepki ile karşılanır, sonra benimsenir. Onun için Türkçeyi bilinçli ve inatla kullanmalıyız.
  2. Yeryüzünde altı bin civarında dil var. Konuşanı kalmadığı için her 15 günde bir dil yeryüzünden yok oluyor. Yeryüzü ekin bakımından yoksullaşıyor.

Çocuklarımıza güzel dilimizi, dilimizin ürünlerini öğretelim. Ulusal bilinç kazandıralım. Türkçesi varken başka dillerin sözcüğünü kullanmayalım.

Dilim, seni dilim dilim edeyim

Başıma geleni senden bileyim der halkımız.

 

 

DİLİMİZ KİMLİĞİMİZDİR.

 

Yazımızı Rıfat ILGAZ’ın, TÜRKÇEMİZ şiiriyle bitirelim.

 

Annenden öğrendiğinle yetinme

Çocuğum, Türkçe’ni geliştir.

Dilimiz öylesine güzel ki

Durgun göllerimizce duru,

Akar sularımızca coşkulu…

Ne var ki çocuğum,

Güzellik de bakım ister!

 

Önce türkülerimizi öğren,

Seni büyüten ninnilerimizi belle,

Gidenlere yakılan ağıtları…

Her sözün en güzeli Türkçe’mizde,

Diline takılanları ayıkla,

Yabancı sözcükleri at!

 

Bak, devrim ne güzel!

Barış, ne güzel!

Dayanışma, özgürlük…

Hele bağımsızlık!

En güzeli, sevgi!

Sev Türkçe’ni, çocuğum,

Dilini sevenleri sev!

 

         Rıfat ILGAZ

 

Türkçe bilenin işi rast gider diyen Cemal SÜREYA’nın diliyle söyleyelim

İŞİNİZ RAST GİTSİN.

 

Türkçe ağacından üç elma düştü

Biri bu yazıyı yazana,

Biri Türkçeye emek verene,

Biri Türkçe okuyup yazana..

 

*Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir dizesi

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ekim 2020
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.

hatay escorthatay escortiskenderun escortiskenderun escortiskenderun escorthatay escortiskenderun escorthatay escort

betboomeritroyalbet girişcasinomaxi girişcasinomaxi cratosslotbetebetvdcasinoCratosslot GirişSekabetPulibet Giriş