POLİTİKA

TTK BAŞKANI REFİK DURAN: BALIKESİR DESTANSI BİR MÜCADELE VERDİ

TTK BAŞKANI REFİK DURAN: BALIKESİR DESTANSI BİR MÜCADELE VERDİ
389 defa
21 Eylül 2019 - 0:14

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Duran Balıkesir’in Milli Mücadele dönemindeki birkaç cephede birden düşmanla savaşmasına rağmen hak ettiği değeri görmediğini söyledi. Prof. Dr. Refik Duran Milli Mücadelenin 100’üncü yılında Kuvayi Milliye Şehri Balıkesir sempozyumunda beylikler, Osmanlı ve cumhuriyet döneminde Balıkesir’in verdiği mücadelerin takdire şayan olduğunu kaydetti.

Balıkesir’de işgal dönemi öncesinde Fransız, İngiliz ve bir taraftan Yunan kuvvetleriyle ölümüne çarpışırken bir taraftan da Anzavur kuvvetleriyle uğraştığını kaydeden Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Duran, Balıkesir’in verdiği mücadeleye rağmen Yunan kuvvetlerinin işgaline engel olamadığını ifade etti.

 

KARESİ OSMANLI’NIN KUVVETLENMESİNE NEDEN OLDU

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Duran Karesi’den günümüze Balıkesir’in verdiği mücadelerle ilgili şunları söyledi:

“Osmanlı Devleti; aşiretten beyliğe, beylikten devlete, devletten cihan devletine giden muazzam bir başarınınhikayesiydi. İçinde onlarca sayıda milletleri barındırıyordu, dünyaya nizam veriyordu. Zaten dünyaya nizam veren devletlere batı literatüründe ‘paks devletler’ diyorlar. İşte bu devletin La Martin’in dediği gibi küçük bir aşiretten, hakikatten muazzam bir dünya devletine dönüşmesinin arka planındaki sebepler pek çok tarihçinin ve araştırmacının henüz çok mütekamil bir şekilde cevaplayamadığı bir husustur. Başta Ordinaryüs Profesör Fuat Köprülü olmak üzere bu büyümenin arkasındaki sebepleri ortaya koymaya çalışırlar. Bunların tabi ki pek çok maddesi vardır. Ama beni en çok etkileyen ana unsurlardan birisi Karesi Beyliği’nin ve Balıkesir’in Osmanlı Beyliği’ne ilhakıdır. Tüm zamanında, tam yerindedir. Karesi Beyliği adeta haritaya baktığınızda Osmanlı Beyliği’nin bir ikizi gibidir. İkizler bütünleşmiş, tek bir vücuda dönüşmüştür adeta. Bunun çok büyük sonuçları olmuştur. Bir kere 1353 Rumeli’ye geçiş büyük bir sonuçtur. Tabi ki Avrupa için de bir başlangıçtır, yeni bir dönemdir. Bizans için demiyorum; Bizans artık kaderini bir bakıma darağacında bekleyen, bir suçlu konumundadır adeta. Bu çerçevede Karesi Beyliği’nin ümerası, Karesi Beyliği’nin o sağlam içtimai yapısı, Karesi Beyliği’nin tecrübesi de Osmanlı Devleti’ne bir anda ilhak olmuştur. Bu çerçevede Osmanlı Beyliği diğer bütün beyliklerin de önüne geçmiştir. Bu durum daha sonraki yıllarda da devam etti.Bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum; 1402 Ankara Savaşı ve arkasından Osmanlı Devleti’nin parçalanması sonucunda, parçalanmayan unsurlar vardır. Hala daha, her şeye rağmen Osmanlı’ya bağlı kalmaya devam eden yerler vardır. Onlardan birisi ki çok takdire şayan bir durumdur Balıkesir ve Karesi’dir. Tabi bunun yanında bir Hamidoğulları da yine her şeye rağmen Osmanlı bütünlüğü içerisinde kalmaya devam etmiştir. Yine Rumeli, Edirne cenahı da bu bütünlüğün içerisinde devam etmiştir. Yeniden vücut bulmada bunun çok büyük bir ayrıcalığı vardır.

 

GALİP DEVLETLER MAĞLUPLARA CEZAYI KESTİ

Balıkesir ve Karesi sahasındaki bu sağlam içtimai yapı, bu çoktemiz maya; yüzyıllar içerisinde de devam etmiştir. Aslında Osmanlı bir buhrandan çıkışın adıydı. Ala hiçbir ikbal daimi olmuyor. Bu büyük Osmanlı ikbali de 20’nci yüzyılın başına geldiğimizde o da sona erdi. 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde malum Birinci Dünya Savaşı ve onun sonuçları dünyayı adeta büyük bir siyasi depreme maruz bıraktı. Bu deprem; bütün Macellan Boğazı’ndan İrlanda’ya kadar, Kuzey Buz Denizi’nden en güneye kadar her yeri etkiledi. Fakat bir yer var ki, etkininde ötesinde Türkiye coğrafyasıdır. 13’üncü yüzyılda tam anlamıyla gerçekleşmiş olan bu hem beşeri, hem siyasi, hem sosyal coğrafyaya son verilmek isteniyor. Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri, mağluplara büyük bir ceza kesmişlerdi. Ama en büyük ceza Türklere kesiliyordu. Artık geleceğin dünyasında -o zamanki de yeni bir dünya düzeniydi- yenidünya düzeninde adeta Türklere yer yoktu. Sevr görüşmeleri bunu böylece göstermişti. Ancak 1919 15 Mayıs tarihinde İzmir’in işgali adeta tabiri caizse Anadolu’ya büyük bir elektrik vermiştir. Türkler nereye gidiyordu? Türkiye ne olacaktı? Aslında bunun çok zor yönü; en güçlü orduları İstanbul’daydı. O daha önce Çanakkale’den 100 gemi geçmiş, Yenilmez Armada denilen donanma yeniden Akdeniz sularındaydı. Çok güçlü silahlar dört bir tarafı sarmıştı. Mali kaynaklar, bütün mülki idareye el konulmuştu. En beteri de ordunun terhis edilmesiydi. Ordunun terhis edilmesini aslında Osmanlı Devleti daha önceden de denemişti. Çok bet bir sonuca sürüklendi ve görülecekti. II. Mahmut dönemindeki Yeniçeri Ordusunun kaldırılışına ben hep Vaka-yı Hayriye demiştim ama bu fikrimi değiştirdi. En kötü orduların bile terhis edilmesi; yani beterin beteri var gibi duruma insanı sürüklüyordu. Öyle bir konumla karşı karşıya kalmıştık.”

 

MİLLİ MÜCADELEYE İLK KATILAN KENTLERDEN BİRİSİDİR BALIKESİR

İşte bu noktada adeta o Türkiye’nin yüzyıllar ötesinden kalmış yedek güçleri, yedek güç ocakları ortaya çıktı. Bunlar birer yanardağ gibi patladı adeta. Anadolu’nun pek çok yerinde Milli Mücadele hareketi başladı. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlayan bu ateş, Kars’ta, Trabzon’da, Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te, Isparta’da, Kastamonu’da, Ankara’nın etrafında kısa zamanda kenetlenmişti. Ama her nedense cumhuriyet tarihlerinde çok fazla görülmeyen, çok fazla işlenmeyen, siz değerli Balıkesirlilerinde çok yakından bildiği bir hareket de Balıkesir’de vardı. Bu nedendir ki kamuoyunda çok yer almamıştır. Aslında temel kaynaklardan birisi, büyük bir mukavemet burada da patlamıştır. O milli mücadelenin ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ denilen kararına ilk katılan yerlerden birisi de Balıkesir’dir. Ve yapmış olduğu arka arkaya kongrelerle de bunu göstermiştir. Balıkesir’de bu dönemde üç kongre toplanıyor ve bunlar Erzurum ve Sivas’a eşdeğer. Bunun çok önemli yeri var. En önemlisi ilk cepheler Balıkesir’de açılıyor. Soma’da, Ayvalık’ta, Akhisar’da Kazım Özalp önderliğinde hakikatten neresinden bakarsanız bakın takdire şayandır. Bir Akbaş cephaneliğinin Gelibolu’dan kaçırılması en büyük Hollywood filmlerine senaryo ötesi olabilecek harika bir kahramanlık vakası.

 

BALIKESİR YUNAN İŞGALİNİ ÖNLEYEMEDİ AMA DESTANSI BİR MÜCADELE VERDİ

Ama Balıkesir belki Yunan işgali altına girmesini önleyemedi. Ama Balıkesir milli mücadelesi benim yapmış olduğum kısa araştırmada bile destansı bir mücadeleydi. Öncelikle bu hakkı teslim etmek lazım. Ateş yanarak devam etti. Önleyemedi, belki çokbilinmedi, Ankara’nın ötesinde perde arkasında kaldı, niye kaldı diye bu sorunun da cevabını vermeye çalışayım. Çünkü Balıkesir milli mücadelesi ve Balıkesir yiğitleri o kadar ağır kuvvetlerle karşı karşıyaydı ki, belki her yer öyle ama daha yakın ve daha sıcak bir şekilde Balıkesir bunu yaşadı. Mesela Akbaş olayından sonra Bandırma koca donanmayla sarılmış, Fransız, İngiliz ve bir taraftan Yunan kuvvetleriyle ölümüne çarpışıyordu. Öte yandan cibilliyetsiz bir Anzavur saldırısı da vardı. Takdir edersiniz ki bütün tarihçiler bilir; dışarıdan gelen saldırıya, dışarıdan gelen cepheye mücadele vermek zordur ama öteki kadar zor değildir. Anzavur mücadelesi bu açıdan çok büyük bir mücadeleydi. Diğer yerlerden de farklıydı Balıkesir’in mücadelesi ve bunu da başarmıştı. Anzavur’u püskürten yiğitler bu bölgenin yiğitleriydi. Belki Anadolu’ya gelen, tarihin gördüğü en münevvez işgallerden birisi olan Yunun kuvvetleri Balıkesir’e, Eskişehir’e, Bursa’ya girmiş Sakarya Vadisi’ni devam etmiş Polatlı’dan yüz geri edilmiştir. Ağır bir tokat yemiştir. Ve sonuçta Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde bitirilmiştir. Balıkesir Kuvayi Milliye ateşini erken yakmış, belki Yunan işgalini önleyememişti ama yakmış olduğu ateş Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar devam etmiş, ondan sonra da sürmüştür. Ben burada Balıkesir’in o zamanki yiğit evlatları olan Kazım Özalp, Muhittin Bey, Hulusi Bey, Vasıf Bey ve bilhassa büyük ağabey Hasan Basri Çantay’a hem minnetlerimi, hem tarihi teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.