POLİTİKA

adiosbet giriş

TEŞHİSİ DOĞRU KOYALIM Kİ TEDAVİ DE DOĞRU OLSUN

TEŞHİSİ DOĞRU KOYALIM Kİ TEDAVİ DE DOĞRU OLSUN
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
1.877 defa
29 Haziran 2020 - 13:11

Başlığı böyle koyunca hayırdır doktorluğa mı soyundun demeyin sakın…

Ne haddime; muradım, dilimizde güzel bir yer edinmiş bu cümle üzerinden bir fikri yolcuğa çıkmak…

Şehrimizde yıllardır konuşulmasına rağmen hala başlanamayan, başlandığı halde bitirilemeyen ya da aynen başlıkta olduğu gibi doğru tanı konulamadığı için yanlış mecralara kayan meselelerimiz var.

Bu konularda maalesef sıradan vatandaşlar kadar, şehri yönetme sorumluluğu taşıyan insanlarda da aynı bilgi eksikliğini, yanlışlığını görünce kendi adıma bu yazıyı yazmak farz oldu.

En başta da stadyum, raylı sistem, havalimanı gibi bir şehrin önemli sayılabilecek projeleri ile ilgili bu tür bilgi eksiklikleri ve yanlış bilinen doğrular olması, konuyla ilgili daha da acil ve kararlı adımlar atılmasını zorunlu kılıyor.

Ancak öncelikle bu konularda, bu projeler özelinde doğru bağlamda tartışmayı, meselenin özüne inmeyi ve teşhisi doğru koymayı başarmamız gerekiyor. Ne yazık ki bu konuda her kesimden insanımızın bunu pek de yapamadığını üzülerek görüyorum.

Daha önce de birkaç defa yazdığım gibi artık şehrimizde eş zamanlı olarak imkânlar ölçüsünde birçok proje yapılabileceğini, bir projenin yapılmasının diğerinin de aynı zamanda yapılmasına engel olmadığını ve şehrimizin artık çok da küçük bir şehir olmadığından hareketle ufkumuzu geniş tutarak, büyük düşünmeyi öğrenmemiz gerektiğini görmemiz gerekiyor.

Şehirde bu düşünce yapısına hayli uzak birçok insanın bulunduğunu üzüntü ve hayretle izliyorum. Ne yapılırsa yapılsın “İş kala kala buna mı kaldı, bunun sırası mıydı?” türü serzenişlerin ağızlarından eksik olmadığı büyük bir çoğunluk var maalesef şehrimizde.

Bu insanlar, hem yaşadığımız kentin, hala bir “köy, kasaba” atmosferinde olduğundan dem vururken aynı zamanda da yukarıda ifade ettiğim türden itirazi kayıtlarını koymaktan bir türlü kendilerini alamıyorlar.

Dolayısıyla bu türden, çok sayıda kentlinin bulunduğu bir şehirde idarecilik ve siyaset yapan yerel yetkililerimiz de bu söylemlerden cesaret alarak en başta belirttiğim projeler konusunda ya adım atmıyorlar ya da işi ağırdan alarak, rutin işlerle görev sürelerini rahatça bitirebiliyorlar.

Ne yazık ki bu konularla ilgili olarak ya bilgi sahibi değiller ya da konuyu yanlış bildiklerinden ve bilenlere de danışmadıklarından verdikleri kararlar, yaptıkları söylemler de yanlışlıklarla dolu oluyor.

Geçen günlerde, yeni Havalimanı terminalimiz ile ilgili gazeteci Ahmet Namlı’nın vekil Mustafa Canbey ile yaptığı röportajda buna yakinen şahit oldum. Canbey havalimanı ile ilgili açıklamalarında Merkez havalimanımız ile ilgili Edremit ve Bursa Yunuseli Havalimanının daha eski olduğundan bahsediyordu. Oysaki bu havalimanları yokken hatta o günlerde bazı çok büyük şehirlerde bile hava ulaşımı yokken bizim havalimanımızın 1950-1958 arası hava ulaşımında kullanıldığından habersizdi muhtemelen.

Aynı durum stadyumumuz için de geçerli… Atatürk stadyumumuz 1939 Eylülünde açık, 1943’te de kapalı tribünlerin yapımına başlanarak 19 Mayıs 1952’de tümüyle bitirilen bir stadyum. Yukarıda havalimanı konusunda da belirttiğim üzere yine o günlerde ülkedeki birçok büyük şehirde stadyum yokken, ülkenin kayda değer en modern stadyumlarından birine sahipti bu şehir.

Ne olduysa 1960’lardan sonra şehrin kaybetmeye başladığı değer, önem, itibar kaybı nedeniyle bugün bu projeler başta olmak üzere, ilçelerinden bile küçük şehirlerde bu tür eserler varken şehrimizin adeta cezalandırılır gibi, anlaşılamaz şekilde bu yatırımları alamadığını görüyoruz. Alsa da bu projeler ya bir türlü hayata geçirilemiyor ya da ufak makyajlarla “İdare edin canım” noktasında bırakılıyor şehir…

Yoksa Cizre’ye bile stadyum yapılırken; Ordu, Rize, Trabzon, Giresun, Samsun başta olmak üzere Karadeniz sahilindeki şehirlerde inci misali stadyumlar dizilirken şehrimizde, üstelik Gençlik ve Spor Bakanı “Balıkesir’e yeni stadyum” yapacağız sözü vermişken hala yeni bir stadyum yapılmamış olmasını başka cümlelerle izah etmek mümkün değil.

Havalimanı terminali konusunda da henüz bir Allah’ın kulundan vekillere, il başkanına, ya da Bşb. Başkanına “Azizim önceki denemelerde aslında yolcu sayısı fena değildi ama saçma sapan sefer saatleriyle ancak bu kadar olurdu; bu havalimanı bal gibi işler; ancak sabahın köründe bile olsa erken saatlere sefer konulsun, Ankara’ya gidenler mesai saatlerinde şehre varsınlar.” Diyen bir babayiğite henüz rast gelemedim, bekliyorum efendim, muhabir arkadaşlara duyurulur. Bu yazıyı gören, varlığından haberdar olan olursa buradan ben de belirtmiş olayım.

Gazete mülakatlarında, televizyon söyleşilerinde, program yapımcısı ya da muhabirlerin birinin aklına, nasıl olur da “Merkezden 85-90 km. ötedeki ilçenin havalimanına servis kaldırıyorsunuz da TTM.’ den kuş uçumu 5 km. Susurluk’a, İvrindi’ye 45 km., Bigadiç’e 40 km., Kepsut’a 25 km., Savaştepe’ye 50 km. uzaklıktaki Merkez Havalimanına neden servis kaldırmıyorsunuz? diye sormak gelmiyor, buna da benim aklım ermiyor.

Stadyum konusunda da durum farklı değil. ”Hele bir süper lige çıkalım, Balıkesirspor’un durumu ortada, maça üç yüz, beş yüz kişi geliyor.” diyen il başkanına, vekile, başkana, “Efendim, Ordu hangi ligde oynuyor, üç büyükler bile maddi olarak çöküşte, Beşiktaş yeni yardım kampanyası başlattı, hangi stada doğru dürüst seyirci gidiyor ki, bunların hiçbiri stadyum yapım kıstası değil.” Diye anlatabilecek, sorabilecek biri çıkacak mı acaba şehirde.

 

BÜTÜN BU SORULARI BURADAN SORMUŞ OLAYIM

Yine geçen günlerde Sayın Yılmaz; raylı sistem konusunda bu yatırımın verimli olmayacağını, yolcu sayısının yeterli olmadığını anlatmaya çalıştı. Balıkesir’in 1950’deki merkez nüfusu 36.005 idi. Çimento, Pamuklu Dokuma gibi büyük birkaç fabrika kurulması bile şehrin on yıl sonra 1960’daki nüfusunun neredeyse iki katına yakın bir rakam olan 61.145 olmasına yetti. Şimdi buradan “Efendim, bu ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı Ulaştırma Bakanı görülen Binali Yıldırım, şehrimizin üçte biri büyüklüğündeki yüz küsur bin nüfuslu Erzincan’da birkaç yıl önce Hafif Raylı Sistem Projesini nasıl başlattı peki o zaman.” Şeklinde bir soru yönelten çıkar mı? Peki diyeceğim; önceki satırlarda zikrettiğim soruları soramayan bunları hiç soramaz.

Mümkün görmesem de velev ki soruldu; bir buçuk, iki saatlik açıklamalarının bir buçuk, iki dakikasında bile doyurucu ve yerele ait bilgilenemediğimi düşündüğüm yerel idarecilerden hangisi bu konularda doyurucu ce ikna edici cevaplar verebilecek.

Bu proje dünden yarına bitebilecek bir proje değil. Yarın başlıyoruz dense en az 5-10 yıl sürecek bir proje. Bu proje bitmeye yaklaştığında Balıkesir yarım milyon nüfusa ulaşmış belki de geçmiş bir şehir olacaktır. Şimdiden başlamak en doğrusu olacaktır kanımca. Avrupa’da Balıkesir ölçeğinde birçok şehirde bu projeler var nitekim.

Bu doğrultuda şehrin içinden geçen demiryolu hattının bir hafif raylı sistem hattı için bırakılmasını düşünelim derim bence. Varsın “Hızlı Tren Hattı” Halalca’da kurulması düşünülen Hızlı Tren İstasyonu doğrultusunda uzansın, sorun yok.

Meselelere doğru yerden bakmayı öğrenemezsek, doğru bağlamda tartışamazsak, büyük düşünmeyi öğrenemezsek bu şehir çok zaman, sermaye ve fırsat kaybedecek…

TEŞHİSİ DOĞRU KOYALIM Kİ TEDAVİ DE DOĞRU OLSUN.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.