POLİTİKA

TARIM, TURİZM, SANAYİ, ÜNİVERSİTE, HANGİSİ UYAR BİZE…

TARIM, TURİZM, SANAYİ, ÜNİVERSİTE, HANGİSİ UYAR BİZE…
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
449 defa
03 Ekim 2019 - 0:37

Yıllardır süregelen bir tartışma var, şahit olmuş veya duymuşsunuzdur.

“Ne” şehri olalım, tarım, turizm, sanayi, üniversite…

Yıllardır bu soruya cevap aranır.

Benim cevabım, naçizane şu:

Hepsi…

Ama lafla peynir gemisi yürümüyor, bu sıfatları hak eden bir şehir olmanın yolu, sadece konuşmaktan geçmiyor maalesef.

Bunu gerçekleştirmek için aksiyon almak, çok çalışmak, planlı projeli gitmek gerekiyor.

Gerçekçi olmak gerekirse, biz şu an “filan şehri” olmaktan çok,  şehir olmanın derdine düşmeliyiz. Bir taraftan da temel meseleleri hallettikten sonra bu tanımlamaların hakkını layıkıyla vermenin çalışmalarını yapmalıyız.

Başkanın da sık sık söylediği ama henüz gereğini yap(a)madığı bir cümle var. Çok kullanılan ünlü bir alıntı bu: “ Önce biz kentleri şekillendiririz, sonra kentler bizi şekillendirir.” Bu söze ilave olarak,  tasarlanacak, hayata geçirilecek mekânla birlikte, yaşam şekli de yeniden tanımlanabilir.

Çok basit bir örnek verirsem; ne kadar fazla bisiklet yolu yapar ve bisiklet kullanımı için ne kadar uygun bir sistem kurgularsak, şehirdeki bisiklet kullanıcısı da o kadar artar.

Şehrimizde radikal şeyler yapılırsa, insanların davranış biçimleri de kesin yollardan etkilenmiş olur. Günümüz dünyasında gelişmiş kentlerin başlangıç noktası, insanların düşünce biçimlerini değiştirme sürecidir.

Bunu kolaylaştıran şey de şehrimizde mantıklı projeler uygulamak ve insanların ihtiyacı olan bu projeleri uygulamanın sonucunda gelen düşünce değişikliğinin, yaşam kalitemizi arttırarak ortaya çıkardığı refahın, mutlu ve rahat yaşamın tadını çıkaracağı konusunda onları ikna etmek olur.

Ancak burada kilit iş, kesin kararlar alarak, cesur adımlar atabilme kararlılığını gösterebilmekte.

Uzatmadan kısaca yazayım, biz önce “şehir” olalım, sonra “tarım, turizm, sanayi, üniversite” kenti olmak kolay…

Önce; şehir olmanın en temel gereği olan altyapı projelerini hayata sokup, üstyapıyı da ona göre şekillendirelim ki; şehir de bizi olumlu yönde şekillendirsin.

Balıkesirspor’umuzun önce Ali Hikmet Paşa tesislerinde büyük takımlarımızdan biriyle maç yaptığını düşünün, bir de futbol oynamaya her şeyiyle müsait modern bir stadyumda maç yaptığını. Seyir zevkini ve geçireceğiniz zamanın kalitesini tahmin etmek zor değil haliyle.

Anafartalar ve Milli Kuvvetler caddesinin hemen arka sokaklarından şöyle bir yürüyün; ne kadar “şehir” olduğumuzu hemen görecek, fark edeceksiniz.

Dolayısıyla, etliye sütlüye dokunmadan, dişe dokunur fiziki projeler gerçekleştirmeden, insanlarımızda düşünce değişikliği oluşturmak mümkün değil.

Önce fiziki olarak, çok kötü bir altyapı/üstyapıya sahip tarihi merkezimizi yani çarşımızı fiziki olarak şekillendirmemiz gerekiyor. Ancak bunu yaparsak şehrimizle ilgili oluşan olumsuz algıyı olumluya çevirebilir ve yeni oluşacak şehir merkezinin de insanımızı şekillendirmesini sağlamış oluruz.

Tiyatro, kültür merkezi, kütüphane, müze olmayan yerde; kültürden, sanattan, tarihten konuşmak ne derece mümkün olabilir; insanlar üzerinde ne kadar etki yapar.

Meydanı, Old City (eski şehir) denilen tarihi merkezi olmayan bir şehirde insanların bir araya gelip buluşmaları, etkinlik yapmaları, sosyalleşmeleri ne kadar mümkün olabilir.

Ya da özellikle büyük caddelerimizin arkasındaki sokakların devamlılığı olmayan, kesintiye uğramış halleriyle ne kadar etkin bir trafik akışı sağlanabilir.

Akıncılar, Ağır sanayi bölgesi, Marangozlar sitesi gibi çöküntü bölgeleriyle hem de şehrin en merkezi yerinde yaşamak zorunda kalan şehrin ve şehrin insanının yaşam kalitesi ne kadar yüksek olabilir.

Bu konularda çalışmalar yapmaya başladıkça, yani öncelikle gerçek anlamda bir şehir olmaya yönelik adımları atmaya başladıktan sonra diğer meselelere yönelmek çok daha kolay olacak.

Balıkesir, kendisi için yakıştırılan ve haklılık payı son derece yüksek olan “tarım, sanayi, turizm ve üniversite şehri” olma gereklerinin hepsini layıkıyla ve dolu dolu yerine getirebilir.

Bu potansiyel Balıkesir’de fazlasıyla var.

Ama önce şehri yönetenlerin artık tribünden sahaya inmesi gerekiyor. Uzaktan olayları seyretmekten vazgeçerek ve olayın içine tam anlamıyla girerek, şehrin sıçrama yapmasını sağlayacak, gerçek anlamıyla “şehir” olmasını temin edecek, şehrin fiziki altyapı/üstyapısına yönelik büyük projelere girişmelerinin tam zamanı…

Öyle günlük işlerle, kilit parke taşı onarmakla, asfalt yaması yapıp, yol çizgisi çizmekle, su akıtıp, yarım yamalak otobüs işletmekle “şehir” bile zor oluruz. Bunlar gerekli ama yeterli olmayan ve belediyenin “asli” görevleri olan işlerdir.

Radikal, kesin, büyük fiziki işlerle önce “şehir” olalım; sorunları torunlara havale etmeyelim; sonraki işler kolay…

Sonra, nasıl “Tarım, turizm, sanayi, üniversite” kenti olacağımızın yol haritasını gözden geçirerek gerçekleştirme gayretine gireriz.

Nasılına sonraki yazılarda devam edelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.