POLİTİKA

ÖLÜCÜLÜK MÜ FIRSATÇILIK MI?

ÖLÜCÜLÜK MÜ FIRSATÇILIK MI?
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
1.811
19 Kasım 2020 - 0:39

Şehrimiz istediğimiz oranda, kalitede, tempoda olmasa da büyüyor, gelişiyor. Dolayısıyla şehrimizin özellikle tarihi ve merkezi bölgesi olan çarşısı, şehrin ve içinde yaşayan insanların ihtiyaçlarına artık cevap veremiyor.

Dolayısıyla çarşı bölgesinin yeniden ele alınarak yeni bir düzenle kurgulanması gerekiyor. Yapılan araştırmalar; şehrimizin ticari merkezinin, çarşısının kendisinden çok daha küçük şehirlerin merkezlerinden, çarşı bölgelerinden daha küçük bir alana yayıldığını, adeta sıkıştığını, güdük kaldığını ortaya çıkarmış durumda.

Bazı üniversitelerin şehir plancılığı bölümü öğrencilerine verilen Balıkesir Şehir Merkezinin araştırılması ve çözüm önerileri konulu proje ödevleri, çarşı bölgemizin bilimsel ve mesleki yöntemlerle incelenmesine olanak sağladı. Bu araştırmalar; çarşımızın ve bu alandaki ana caddelerimizin, sokaklarımızın hem çok sıkışık hem de dar bir alanda ve formda şekillendiğini göstermekte.

Tabi ki bu konu uzmanların işi ama sıradan vatandaşlar olarak bile çarşıda iki tur attığınızda bu durumu görmek, anlamak çok kolay.

Aynı şekilde bu bölgede bulunan çeşitli tip ve büyüklükteki yapılar da çok köhne ve depreme dayanıksız bir görünüm arz etmekte. Bu nedenle bölgede belediye eliyle yapılan çeşitli projeleri hayata geçirebilmek için bazı kamulaştırmaların yapılması kaçınılmaz oluyor.

İşte bu noktada büyük tartışmalara konu olan, büyük gürültüler çıkaran, kamuoyunu meşgul eden kamulaştırma kavramıyla karşılaşıyoruz. Haliyle ilgili olmayanlar bilgi sahibi olmayabilirler ama şehrimizin erken cumhuriyet dönemini araştıran biri olarak kamulaştırmaların bu şehrin gündeminde onlarca yıldır olduğunu söyleyebilirim.

İnsanların bir olay ya da yer ile ilgili olarak en son gördükleri üzerinden hüküm vermesi, yorumlar yapması normal. Ancak şimdi içinde bulundukları durumlarını bile çok eleştirdiğimiz bütün ana caddelerimizde tarihi süreçte çok kapsamlı, büyük kamulaştırmalar yapıldı.

Milli Kuvvetler, Anafartalar gibi ana arterlerimiz bile cumhuriyetin ilanından hemen sonra çok dar, şekilsiz durumda olup çeşitli kamulaştırmalar sonucu yapılan çalışmalarla bu durumlarına kavuştular. Örneğin Kuva-yı Milliye Müzesinden Valiliğe inen Kızılay Caddesi sonradan açılan bir caddemiz. Bunun gibi örnekler çok…

Yani işin kısası şehrin yeniden imarı ve kamu yararına yapılacak projelerin gerçekleştirilmesi için yapılan kamulaştırmaları ilk defa görmüyor, yaşamıyor bu şehir.

Gelelim günümüze…

Yakın dönemde şehrin merkezinde ve çarşının yakın bölgelerinde yapılacak projelerin gerçekleşmesi için yapılacak kamulaştırmalar ilk olarak Zağnospaşa Cami yanında yapılacak meydan düzenlemesi sırasında gündeme geldi.

Hatırlanacağı gibi Çınaraltı ismiyle bilinen kafe ve yanındaki birkaç binanın kamulaştırılması sürecinde büyük fırtınalar koptu. Projeyi gündeme getiren ve bu binaları kamulaştırmak isteyen Edip Uğur görevden alınınca arkasından kurban kesenler bile oldu.

Buradaki meydan düzenlemesi işi şimdi değişik bir proje ile devam ettiriliyor. Gerçi onu da kamuoyuna açıklayan, anlatan yok ya o da ayrı bir konu…

Akıl, bilim, vicdan, kamu yararı bu gibi tarihi eserlerimizin yanındaki binaların ya da bu projelerin çevresinin yıkılarak temizlenmesini gerektiriyor.

Örneğin bu binalar daha önceden, yapıldığı dönemdeki idarecilerin ihmali, kayırması ya da göz yumması ile bilerek ya da bilmeyerek planlarda meydan olarak görünen alanda “kaçak” şekilde yapılıp sonrasında resmiyet kazanan yapılar. Dolayısıyla yanlış bir iş, kılıfına uydurularak bir şekilde meşruiyet kazanmışsa da tarihe, tarihi esere, kamu yararına, genelin menfaatine aykırı şekilde günümüze kadar gelmişti.

Bunun gibi çok yapı var çarşı bölgemizde. Bazen yasal olsa da bazı binaların yine kamu ve şehrin sakinlerinin yararına olacak şekilde kamulaştırılması gerekebilir.

Bu durum Zağnospaşa Hamamının yanındaki bina için de Orduevi karşısındaki bina için de Karesi Türbesinin yanındaki bina için de geçerli…

Bendeniz bu kapsamdaki yapıların kamulaştırılması gerektiği ile ilgili gerek sosyal medyada gerekse gazetede birçok paylaşımlar yaptım, yazılar yaptım. Hala da aynı fikirdeyim; benim açımdan değişen hiçbir şey yok.

Ancak bunu ne birileriyle irtibatlı olarak, ne algı olsun diye ne de birilerine ya da kuruma destek çıkayım düşüncesiyle yapmadım. Benim şehre ve olaylara bakışım bunu gerektirdiği için yaptım bunları; bugün de aynısını yapmak konusunda aynı düşüncede ve kararlılıktayım.

Burada kamu yararı ile bireyin hakları ve menfaatlerinin iyi bir dengeye oturtulması gerekiyor. Buradaki temel düşünce ve uygulama bireylerin ve kamu kurumlarının hak kaybına uğramaması olmalı…

Son günlerde Orduevi karşısındaki binanın kamulaştırılması işi gündemi yoğun şekilde meşgul ediyor. Aslında birkaç yıldır bu konu gündemde olmasına rağmen henüz çözülebilmiş değil. Mülk sahiplerinin istediği 7 milyon liraya karşın kendilerine teklif edilen miktar 2 milyon lira. En azından kamuoyuna yansıyan rivayetler bu yönde.

Binayla ilgili yürüyen işlemlerin bir başka boyutu da depreme dayanıksız olduğu…

Belediye binadan karot almaya çalışırken mülk sahipleri de aldırmamaya odaklanmış durumda. Daha dün mahkeme kararıyla zabıta ve polis ekipleri karot almak için gelen görevlilere nezaret ediyorlardı; sonuç ne oldu bilemiyorum.

Kamulaştırma işi “deprem kılıfına” uydurularak yapılacaksa bu iş çok sıkıntılı ve hakkaniyete uygun değil.

Şehirde, Allah göstermesin;6,0, 6,5 üzerinde ilk sağlam depremde aşağıya inebilecek yüzlerce mesken, kamu binası varken sadece bu binayı günah keçisi olarak göstermek ne kadar adil…

Bu konuda da şehirde bir deprem bilinci oluşturulması gerektiğini; başta belediye binaları olmak üzere şehirde kapsamlı bir kentsel dönüşüm çalışması yapılması konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini en çok gündeme getirmeye çalışan insanlardan biri olduğumu düşünüyorum.

Ancak bu noktaya gelinmişken yazımın başlığındaki gibi ne ölücülük ne de fırsatçılık yapılmamalı.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi ne “al şu parayı, buna razı ol” deyip üç kuruşa bu mülk kamulaştırılmaya çalışılmalı. Ne de 80 yaşındaki adam bahane edilip fırsatçılık yapılmamalı.

Zaten 80 yaşındaki bir adamın da dünyalık işler için işin muhasebesini bu kadar yapması ne kadar akla mantığa uygun…

Acaba çok yüksek tutardaki bu miktarların muhasebesini yapan mirasçılar ya da onların temsilcileri mi diye şahsen aklımdan geçmiyor değil…

Ne derece doğru olduğu teyide muhtaç olsa da bazı rivayetler; bir müddet önce daha düşük fiyatlara halledilebilecek olan bu meseleye, bu işlerden “yolunu bulan” şehir dışından bazı avukatların da müdahil olarak işi bu noktalara kadar getirdiği yönünde…

Neyse bunlar işin rivayet ve magazin kısmı…

Ancak binlerce insanın yaşadığı Balya ve Manyas’ın yıllık bütçesinin 20, Savaştepe’nin 17 milyon olarak belirlendiği bir ortamda bu ilçelerin nerdeyse yarısı bir rakam olan 7 milyonun büyüklüğü ortada. “80 yaşındaki babamız üzülüyor.” Diyerek geçiştirilecek bir konu da değil bu konu…

Şehrimizin barındırdığı fırsatlar ve potansiyel dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda özellikle çarşı bölgemizde bu türden kamulaştırma hikâyeleri duymamız, görmemiz kaçınılmaz bir gerçek.

Geçtiğimiz birkaç yılda yapılan kamulaştırmaların da ne kadar sorunlu olduğu, gürültülü geçtiği ve uzun sürdüğü de ortada.

Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında bu süreçlerin iyi yönetilemediği, bazı işlerin yanlış yapıldığı da çok doğaldır ki düşünülebilir.

O zaman, bu işleri geçmiş dönemlerinde yoğun ve hızlı şekilde yapan yerel yönetimlerle daha sık ve kapsamlı diyaloglar geliştirmek, bu işleri yönetecek ekipleri eğitmek, ehil personel arasından seçmek ve vatandaşla daha “gönül belediyeciliği” perspektifine uygun açıklıkla, samimiyetle görüşmeler yapmak en çıkar yol olarak görülüyor.

Bundan sonraki kamulaştırmaların kamu yararı ve bireysel menfaat ve haklar “ölücülük” ve “fırsatçılık” arasına sıkışmadan yürütülmesi dileğiyle…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Aralık 2020
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 

Gazetemiz İHA abonesidir. Kaynağı haber ajansı olan haberlerimiz dışındaki haber gazetemiz özel haberlerdir ve yayın hakları bize aittir. İzin almadan kullanmayınız. Köşe yazarlarının yazıları yazarlara aittir.