POLİTİKA

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK VE ZİNCİRLERİ KIRMAK

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK VE ZİNCİRLERİ KIRMAK
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
1.333
07 Temmuz 2020 - 0:19

Ülkemizde son birkaç yüzyıldan beri yaşadığımız bir öğrenilmiş çaresizlik var (dı). Allah’a şükür bunu son yıllarda bir nebze olsun attık.

Mevcut durumda birçok alanda mesela özellikle savunma sanayi alanında yaptığımız birçok proje ile dünyada sözü edilen bir ülke durumuna geldik; sağlık sisteminde ve turizmde de iyi durumdayız diyebiliriz.

Bu konu bile maalesef vatandaşlarımız arasında bir ayrışma konusu… Yukarıda yazdığım cümlelere bile siyasi açıdan bakabilecek kişiler çıkabilir. Bugünlere bir günde gelmedik; cumhuriyetin ilk kurulduğu günden bu yana geçen yaklaşık bir asırda atılan tohumların mahsullerini topluyoruz bugün…

Yorgun Osmanlı’dan devraldığımız ve çok da zengin olmayan mirasımızı büyüte büyüte bir asırda buralara kadar geldik. Ne yazık ki bu bir asırda ilerlediğimiz yolda bazen kendi hatalarımızdan, bazen de başkalarının müdahaleleri yüzünden ya hızımızı düşürmek zorunda kaldık ya da dönemeci alamadığımız yerlerde arabayı devirdik. Zaten yarışta çok gerilerde kalmıştık; arabayı çevirip tekrar yola koyup ilerlemeye çalışmak, önümüzdekilerle aramızdaki mesafeyi iyice açtı.

1980’de tanıştığımız serbest piyasa ekonomisiyle, 40 yılda bu duruma geldik. Geldiğimiz durum ortada; iyi diyenler, kötü diyenler ya da iyi tarafları da kötü tarafları da oldu diyenler olacaktır son 40 yıl için. Sonuçsuz ve saatlerce sürecek tartışma konularından birisi bu; herkes kendi değerlendirmesini yapar zaten.

Neticede geldiğimiz noktada her alanda kurumlarımız ve altyapımız ortada; yine bunun değerlendirilmesi de herkese göre farklı olacaktır doğal olarak.

Ben olaylara her zaman yerelden ve şehrimin pozisyonundan bakarım. Tabi ki ülkedeki genel durumun yansımalarından yaşadığımız şehirlerin etkilenmemesi, olumlu ya da olumsuz sonuçlarından kaçınması mümkün değil.

Ancak kendi düşünce dünyamda olayları tahlil etmeye çalıştığımda bazı insanların merkezi ve ulusal politikayı/siyaseti, hayatlarının tam merkezine koyduklarını görüyorum. Bunu da yine kendi adıma çok anlamsız ve gereksiz görüyorum.

Böyle olunca bu tip insanların sokağındaki çöp kutusuyla ilgili bir meselede bile konuyu ülkenin Doğu Akdeniz, Suriye’nin Kuzeyi, enflasyon gibi örnek konulara kadar götürerek komik durumlara düştüklerine inanıyorum. Konu başka yerlere gitmeden yarı yoldan döneyim; yani yerelde yaşıyoruz ve hayatımızın kalitesi yerelde şekilleniyor.

Ülkedeki cumhuriyet sonrasında ve özelinde bu son 40 yılda yaşanan gelişmelerin iyi ya da kötü geldiğimiz seviyenin, şehrimizde maalesef aynı paralellikte olmadığını düşünüyorum. Hatta şehrimizde 1935-1960 arasında yaşanan hızlı ve güzel gelişmelerin 1960’lardan sonra yavaş yavaş tersine döndüğünü o dönemdeki pozitif ayrışmanın, bu defa da negatif olarak şehrimize yansıdığını düşünüyorum.

Böyle olunca, şehrimizin işte yazımızın da başlığını oluşturan ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK sarmalına girdiğimizi görüyorum kendi penceremden.

Bu konuda birçok yazı da yazdım zaten… “Ama burası Balıkesir, Balıkesir’de olmaz, Balıkesir’de gitmez vs.” türü kurulan bir sürü cümleden yola çıkarak…

Bu çaresizlik durumundan çıkmak için bu şehrin çok nedeni ve bunu da yapabilecek olağanüstü bir potansiyeli var.

Öncelikle yapacağımız birinci ve en öncelikli iş; içinde bulunduğumuz durumu doğru tespit ederek, dilimizi düzeltmek,  kullandığımız, seçtiğimiz cümleleri doğru kullanmaktan geçiyor.

Psikolojik bir konuda çok da ahkâm kesmek haddime değil… Konuyla ilgili detaylı bilgi edinmek isteyenler Martin Seligman isimli bilim adamının yıllar önce konuya ilişkin yaptığı deneyleri araştırırlarsa ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar.

Ancak Balıkesir eski Balıkesir değil. Birkaç ay önce yazdığım doğum sancılarının şehirde giderek şiddetini arttırarak devam ettiğini görüyorum; bir başka yazıda anlatırım inşallah…

Önce sorunumuzun farkına varalım; bu şehir yaklaşık 60 yıldır bir “ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK” yaşıyor.

“Yok, olmaz bu iş”, “ Bu sorun asla çözülmez.”, “İşe yaramaz, sonuç aynı olacak, hiç uğraşmayalım”, “Burada olmaz, biz yapamayız.” Vb. gibi cümleler şehrimizde en sık duyduğumuz cümleler değil mi?

Önce farkına varalım, kabullenerek dilimizi değiştirelim önce…

“OLUR, NEDEN OLMASIN Kİ”,”DAHA ÖNCE BÜYÜKLERİMİZ BU ŞEHİRDE NELER BAŞARMIŞ.”, “YAPARIZ” diyelim.

Son olarak;

“KIRALIM ŞU ZİNCİRLERİMİZİ…”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.

hatay escorthatay escortiskenderun escortiskenderun escortiskenderun escorthatay escortiskenderun escorthatay escort

betboomeritroyalbet girişcasinomaxi girişcasinomaxi cratosslotbetebetvdcasinoCratosslot GirişSekabetPulibet Giriş