tarik @ politikam.com

EDREMİT Körfezi denince akla ilk zeytin ve zeytinyağı gelir.. Zeytinyağı denince ise Edremit'in en köklü zeytin ve zeytinyağı markalarından biri olan Semercioğlu akla gelir. Zeytinyağıyla çok sayıda ödül almış, dünya kataloglarına girmeyi başarmış Semercioğlu Zeytin ve Yağ Sanayi'nin sahibi Mehmet Semerci ile zeytini, zeytinyağını, sektörün beklentilerini, sorunlarını, üretici - tüketici ilişkisini, zeytinin senaryosunu konuştuk.

Semercioğlu, zeytinyağı üretiminde dördüncü kuşak olarak Edremit'te üretimini sürdürüyor. 1955'den bu tarafa zeytinyağı üreten Semercioğlu firmasının en önemli politikası Semercioğlu kalitesini muhafaza etmek.

KALİTEMİZİ KORUYALIM YETER...

Bize Semercioğlu firmasının tarihçesinden söz eder misiniz. Zeytinyağı üretimi nasıl başladı, nereye geldi, bundan sonraki hedefleriniz nedir?

Semercioğlu firmasında dördüncü nesil olarak ben devam ediyorum. Daha önce büyük dedem Hakkı Semerci, ardından dedem Mehmet Semerci, daha sonra da babam Seyfettin Semerci ile zeytin ve zeytinyağı üretimimiz devam etti. Dördüncü nesil olarak şimdi ben varım. Edremit'in Avcılar köyündeniz. 1955 senesinde Avcılar'dan Edremit'e gelmişiz. Üretimin yanında ticaretini de yapmaya başlamışız. Bizden sonra bu işi devam ettiren olur mu, bilmiyorum. Kızlarım bu işe pek meraklı değiller, mesleğe sıcak bakmıyorlar. Biz büyük dedemizin tarlalarında zeytin topluyoruz hala; ve bu işten büyük keyif alıyoruz. Büyük paralar kazanalım diye yapmıyoruz bu işi. Keyif alıyoruz, ailemizi geçindiriyoruz. Çok büyümek, binlerce ton yağ üretip satmak gibi bir isteğimiz arzumuz yok, Aynı kaliteyi koruyalım, bu bölgenin yağını kullanalım, bu bölgenin yağını insanlara yedirelim yetiyor bize.

Allaha şükür bu konuda başarılı da olduk diyebilirim. Kimseye muhtaç olmadan bu yaşa kadar geldik, 35 yıldan beri kendi başıma bu işi yapıyorum. En büyük özelliğimiz, Edremit Körfezi'nin zeytininden yağ elde etmek. Üretimimiz 100 ton kapasiteli, bunu çok fazla geçersek kaliteyi muhafaza edemeyiz. Bu minvalde devam ediyoruz.

Edremit Körfezi'nin zeytinyağındaki kalite farkı hep konuşulur. Biz de damak tadı açısından o kalitenin farkındayız.

Körfez bölgesinin klimasal yapısı ve Kazdağları'nın oksijeni önemli etkenler. Denizin üzerinde, çam ağaçlarının altında bir bölge. Bu nedenle Kazdağları ve Madra'nın denize bakan yüzündeki zeytinlerden elde edilen zeytinyağının kalitesi tartışılmaz. Gastrologlar, konunun uzmanları sadece Türkiye'de değil, dünyada da bu bölgenin kalitesini tescilliyorlar. Kaliteli zeytinyağlarının aldığı ödüller de zaten bunun ispatı diye düşünüyorum. Edremit Körfezi denince doğal güzelliklerimiz akla gelir, zeytin ağacı da o güzelliklerin en önemli parçası.

Rakımın ürün katilesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. İyi hasat edilmiş belirli bir rakımın üstündeki yerlerden çok güzel zeytinyağları elde edebilirsiniz. Kazdağları'nın ve Madra'nın denize bakan yüzü, hava sirkülasyonu, meşhur poyrazımız zeytine yansıyor. Antioksidanları vardır zeytinin, bu bölgede çok yüksek. Edremit zeytinyağını iki yıl muhafaz edebilirsiniz. Gemlik yağını koruyamazsınız bu kadar süre. Altıncı ayın sonunda bozulmaya başlar. Bu da Allah'ın bize bahşettiği bir lütuf, bölge insanının bunu çok iyi değerlendirmesi lazım.

ZEYTİN AĞACI HÜRMET EDENİ DE İHANET EDENİ DE UNUTMAZ...

Körfez bölgesindeki imar yoğunlaşmasını ne yapacağız? Hızla büyüyen bir yapılaşma söz konusu; bu da en çok zeytinlik alanları yok ediyor. Bu böyle nereye kadar devam edecek?

Maalesef bölgemizde yapılaşmada çok ciddi hatalar oldu,. bu hatalar hala devam ediyor. Üretim bölgelerimizi imara açtık, bu bölgelerde Altınoluk'un denize bakan yüzünde elde ettiğimiz lezzetli zeytinyağlarından mahrumuz artık, eski tadı yok. Zeytin ağacı kendisi ayakta dursa da etrafında binalar varsa bundan etkilenir, aynı verimi vermez. bunlar önemli hadiseler. Sadece ekonomik bakılıyor. Zeytinden gelir elde edemeyince insanlar arazileri gayrimenkule veriyor. Zeytinlik alanlar gayrimenkul olarak değerlendiriliyor. Ama bakıyorum o yapılar da boş duruyor çoğunlukla.

Bazı bölgelerde çok ciddi alanlar imara feda edildi, daha yüksek gelirler için feda edildi. o paralar bitti tabi. Arazilerini yazlık sitelere satan insanlar şimdi o sitelere bekçi oldu. Zeytin ağacı kendine hürmet edeni de ihanet edeni de unutmaz, biz hep hürmet etmeye çalıştık. Zeytinlik alanların değeri gayrimenkul olarak trilyonlar etse de biz vazgeçmiyoruz. Zeytinlikten elde ettiğimiz gelir düşük. Biz vazgeçmiyoruz. Ama bizim çocuklarımız ne yapar bilemiyorum.

Diğer bitkisel yağlara göre zeytinyağı hem lezzet, hem de sağlık açısından en önde yer alıyor. Zeytinyağı tüketiminin diğer ülkelere oranla Türkiye'de çok düşük olduğu da hep konuşulur. Tüketimde bir artış oldu mu son yıllarda?

Her yıl farklı bir senaryosu olur zeytinin, zeytinyağının. Bu senaryo içinde bu yıl da değişkenlikler yaşıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda zeytin üreticisi son derece mağdurdu. Önceden hiç bir ikame şansı olmayan zeytinyağının yerini diğer bitkisel yağlar almaya başlamıştı. Hasatları, dikimleri kolaydı, içindeki yağ oranları farklıydı, ama hiç birisi zeytinyağı özelliklerini göstermiyor bu yağların. Fiyatları da düşük olduğu için halk tarafından tercih ediliyordu. Son on yılda Türkiye'deki zeytin ağacı sayısında yaklaşık yüzde 70 - 80'lik bir artış oldu. Ortaya çıkan sağlık kıstasları sayesinde zeytinyağının yararları anlaşılmaya başlandıkça tüketiminin arttığını görüyoruz. Bunu sadece bizler değil tıp adamları söylüyor. Yapılan analizlerle varılan sonuçlar zeytinyağının besleyiciliğinin yanı sıra insan sağlıı açısından da çok önemli bir madde olduğunu gösteriyor. Sonuçta zeytinyağı bir meyvesuyudur. Zeytinyağını diğerlerinden ayıran en önemli özellik rafine edilmemesi. Diğer bitkisel yağları rafine etmeden kullanamazsınız. Sadece zeytinyağında rafine etmeden, kimyasal işlemden geçmeden sızma zeytinyağı üretirsiniz. zeytinyağı sıkılır, bu meyvanın suyu soframıza gelir, bebeğe ilaç niyetine verilir, her bebek mamasının içine bir kaşık zeytinyağı öneriyorlar.

Üretimde çok ciddi farklılaşma ve fazlalaşma olmasına rağmen son yıllarda artık üretimimiz bizim tüketimimize yetmemeye başladı. Yıllar arasındaki farklılık mevcut ama 100 milyondan 170 milyona çıkan zeytin ağacı zayesinde ürün her yıl 100 bin tonun üzerine çıktı. Bu yıl 130 ton, geçen yıl 120 ton civarındaydı. Bu civarda bir üretim söz konusu. 700 - 800 gramlık tüketime baktığımız zaman ülke nüfusuyla orantılı olarak bu ürünün bize yetmesi lazım. Ama yetmemeye başladı. Bu demek ki ülkede zeytinyağı tüketiminde ciddi anlamda bir artış var. Sonuçta bu yılki senaryo ortaya çıkıyor. bu seneki senaryoda ne oldu, Türkiye genelinde bu 120-130 bin ton dediğimiz üretimin büyük bir kısmı güney bölgelerindeki geçtiğimiz 10 yıl içindeki dikilen plantasyonlarda üretildi, güney ve güneydoğuda. bizim bölgemizde kolay hasat edilen ova bölgelerinde zeytin ürünü neredeyse yok denecek kadar azdı. Ancak belirli bir rakımdan sonraki üründe ciddi bir artış gözlüyoruz. Böyle olunca insanlar da yüksek fiyat beklentisiyle geçtiğimiz senelerde üreticiden 6 - 7 liraya çıkan mal 2014 - 15 sezonunda 10 - 12 lira seviyelerine çıktı, bugün sızma zeytinyağının üreticiden çıkış fiyatı yaklaşık 17 - 18 lira civarına geldi. Bu fiyat daha da artacak gibi görünmesine rağmen tüketicinin yüksek fiyata tepki göstermesi sonucu bu skalada devam ediyor.

15 LİRAYA SATILAN YAĞ SIZMA ZEYTİNYAĞI OLAMAZ...

Bugünkü koşullarda kaliteli bir sızma zeytinyağı tüketiciye kaç liradan satılmalı? Ayrıca üzerinde sızma etiketi olan ancak bu rakamların çok altındaki ürünler için tüketiciye bir tavsiyeniz var mı?

Üreticiden 18 liraya aldığınız bir ürünü devlete ödenen yüzde 8 KDV ile beraber bir ticaret erbabının en az 22 liraya satması lazım. Tüketiciye bir uyarı yapayım, piyasada 14-15 liraya sızma yağ adıyla satılan yağlar zeytinyağı değildir. Bu iddialı bir sözdür. TARİŞ'in 17 - 18 lira arasında aldığı yağı üretici gidip 15 liraya çarşıda satmaz. 20 - 22 lira arasında alınması lazım. Muhakkak etiketli ürünler alınmalı, etiketsiz kimin yaptığı bilinmeyen ürünleri almasınlar. Etiketler zeytinyağının garantisidir.

BENİM YAĞIMI SATIN ALACAK PARA İCAT EDİLMEDİ DİYE

BÖBÜRLENEN MÜSTAHSİLLER VAR!

Özellikle bu yılki bir yanlış da üreticinin yaptığı yanlış, bu yılki ürün için. İki yıl önce 5-6 liraya satılan yağı bu yıl 17 liraya ellerinden çıkarmamaları, daha yüksek bir fiyat beklentisi içinde olmaları, inşallah onları ekonomik kayba uğratmaz. Bugün yüzde 35-36 civarındaki devlet fonu ithalat için, yüzde 15'lere indirildiği zaman dış piyasadan çok ciddi miktarda ülkeye yağ girişi olur. Yunanistan'da beş kiloluk sızmayı 60 liraya alıyorsun, burada bu para 120 lira. Burada  üreticiyle tüketicinin barış içinde olması, insanımıza bu ürünü yedirmesi lazım diye düşünüyorum. Bir sağlık iksiri, insanlarımız bundan faydalansın, bu tanıtım çalışmalarının tüketimin artmasına faydası olmuştur. Tüketim arttı diye insanların alamayacağı rakamlara bu ürünü satmaya kalkarsak kendi kendimize darbe vururuz. Aynı zamanda zeytinyağı üreticisiyim, ne kadar zorluklarla elde edildiğini bilirim. Bu zorluklarla elde ediyoruz diye normal likit yağın kilosu 5 lirayken beş altı katına satmak insanları zeytinyağından uzaklaştırır.

Çok komik laflar duyduk, 'benim yağımı alacak para icat edilmedi' diyen müstahsil var bugün, böyle bir şey var mı? Biz burada empati yapıp tüketiciyi düşünmezsek yakaladığımız tüketim seviyesini kaybederiz, dikilen ağaçlar, artan üretim fazlasını değerlendimek için sıkıntı çekeriz.

Devlettin teşvik ve desteklemeleri ne durumda?

Ecevit zamanında 40 cent desteği gördük, sonra azaldı, bu daha sonra 70 kuruşa kadar çıktı, bu yılki rakamlar açıklanmadı, 70 kuruş ve üzeri üreticiyi memnun eder. üretici bu desteklemeyle kendine gidip araba almıyor, tarlaya gübre alıyor, bakımını yaptırıyor, üretimin artması açısından son derece önemli bu.

Dökme olmayan zeytinyağında, ambalajlı gönderilen zeytinyağında teşvik var, dökmede yok. Zeytinyağı ihracatımız 5 bin ton civarında kalabilir diye yazmış bir arkadaş, bu çok komik bir miktar. Biz zeytinyağı ihraç eden bir ülkeyiz. Tunus'la beraber zeytinyağı üretimi olarak dördüncü sıradayız.

Zeytinin yetiştirilmesi kadar hasadı da çok zahmetli.. Zeytin diyarı Körfez'de yerel yönetimler hasat şenlikleriyle kutlamalar yapıyor ama, zeytin yetiştiricisi için zor bir süreç olsa gerek..

Zeytin ağacı yedi yaşında kendini amorti etmeye başlar, uzun süreli bir ağaçtır, bu yıl dikeyim seneye ürün alayım diye bir şey yok. Özellikle bizim bölgemizde makinalı tarıma elverişli değil araziler. Elle silkme yapılır çoğunlukla; en önemli sorunumuz hasat, elle ve insanla yapılır. Buğday tarlasını kısa sürede hasat edebilirsin ama zeytinağacının hasadında yüzlerce işçi kadın erkek çalışır. Bir işçinin topladığı zeytin 20 - 30 kiloyu geçmedi bu kez.

Güney bölgelerinde, İtalya'da, İspanya'da araziler makinalı tarıma elverişli, bizde böyle değil. Şemsiyeli silkme makinaları bizim ağaçlarımızı hasat edemiyor, sırık tarak kullanıyoruz. ağacın önümüzdeki yıl ürün vermesi için de önemli katkıları oluyor bunun.

Tüketici zeytinyağının sızma mı, riviera mı olduğunu nasıl anlayacak?

Zeytinyağını küçük bir fincana koyun, ağzını kapayıp çalkalayın. Zeytin kokusu geliyorsa sızma yağdır.

Son olarak tüketiciye bir öneriniz, çağrınız var mı?

İnsan sağlığına direkt etkisi olan bir ürün zeytinyağı. Muhakkak kullanılması, tüketilmesi lazım. Her aile çocuğum avukat olsun, doktor olsun, mühendis olsun istiyor, ama önce sağlık; hepsinden önce sağlıklı olsun, sağlığı koruyamıyorsan bir faydası yok. Zeytihnyağının özellikleri faydaları o kadar çok keşfedildi ki, örneğin ABD'de Akdeniz iklimine yakın yerlerde zeytin ağacı dikimleri başladı, ABD'nin baş belası olan obeziteden kurtkulmanın çaresi olarak görüyorlar zeytinyağını.