tarik @ politikam.com

BAYRAM.. Dokuz gün tatil.. Kim tutar İstanbullu'yu?

Köprüden geçtin beş dakika; İstanbul'dan Edremit'e on beş saat!

Oteli ayarladı, pansiyonu buldu, çadırı kurdu.. Ya da yazlıkçı.. Yatacak kalkacak yer tamam..

Ya beslenme?

Avşa'da kıtlık başgöstermiş meselâ...Üç beş bin kişinin yaşadığı Avşa'ya bayram tatili için 130 bin tatilci giriş yapmış.

Bakkalı, çakkalı, fırını, lokantası, marketi falan kuyruk tabi.

O yoğunluğu kaldırabilir mi şuncacık ada?

..ki zaten bu kalabalığı barındıracak tesis yok.. Pansiyonculukla idare ediyor.

Su desen, adanın en bulunmazı.. Deniz suyunu arıtıp içiyorlar.

Adada yiyecek bir şey kalmamış...

Tatil on beş gün falan olsa, insanlar birbirini yiyecek kesin!

 

***

KÖRFEZ savaş alanı gibi.

"Tatilci sayısı milyonu buldu" diyorlar.. Önüm arkam, sağım solum otuz dört!

İstanbul'un garibanı Erdek, Avşa, Marmara tarafına, orta hallisi Körfez'e, varsılları Güney'e gider.

Bu kez cebine bolca para koyup gelen çok olmalı ki, hem otomobillerin afillisini gördü Çanakkale asfaltı; hem AVM'ler, marketler bayram etti.

Altınoluk Pazarı'na gidiş için en çok tercih edilen zaman ikindi vakti..

Hem güneş biraz daha devrilmiştir, hem pazar ucuzlamıştır.

Gittik gördük; pazar mazar kalmamış o saatte.. Bir kilo domates bile bulamadık.

Market desen, çekirge istilasına uğramış sanki.. Raflar boş; aciliyeti olan hiç bir ürünü bulamazsın.

 

***

BÖYLE durumlarda en çok kanalizasyon şebekesini düşünürüm ben.

Tamam; ek arıtmaların temelleri atılıyor, kırk binlik, elli binlik arıtma tesisleri yapılıyor, kanalizasyon şebekesi yenileniyor ama..

Şu anda mevcut sistem devrede.

Aynı anda hacetini giderip aynı anda sifon çeken on binler!

Eyvah eyvah...

..ki zaten Altınoluk girişi falan lağım kokusundan geçilmiyor.

En sakin sahil Avcılaraltı.. Orası da fullemiş.

Yerleşik düzendeki yazlıkçıların şezlonglarıyla, göçebe tatilcilerin şemsiyeleri çarpışıyor!

Plaj savaşlarının kazananı yok tabi.

 

***

BALIKESİR'e dönüyoruz üçüncü gün.

Gazete çıkacak, çalışmak lazım.

Avcılaraltı'ndan Güre'ye, oradan Edremit çıkışına tam bir saat yol.

Adım başı ışık, alabildiğine otuz dört; kavşaklar kilit.

Yollar kendine acı çektirmekten zevk alan sürücülerle dolu.

 

***

GELMEYİN diyemezsin.. "İstanbullular giremez" tabelası koyamazsın.. Dokuz gün tatil vermiş devlet; millet tadını çıkaracak elbet.

Ama işte 'tadını çıkarmak' olmuyor bu.

Eziyet, işkence.

Eminim hemen tüm tatilciler bu çileyi yaşadığında gelip geleceğine pişman olmuştur.

Tatil falan değil bu, düpedüz savaş.

Trafik savaşı.. Market savaşı.. AVM savaşı.

Şezlong, şemsiye savaşı.

Denizde kesif sidik kokusu...

"Ne yaptın tatilde?"

"Altınoluk'un serin sularına kulaç attım... Ege'nin güneşine serdim döşümü..."

Haydi ordan...

 

***

HA bir de bayram tatilini fırsat bilip fiyatları ikiye üçe katlayanlar var ki, onların yatacak yeri yok.

Anlı şanlı marketler bile fırsatçı.

Balıkesir'deki markette üç liralık şey, Akçay'da, Altınoluk'ta beş lira, on lira.

Niye öyle?

"Burası Körfez..."

Ramazanı boş geçirdi esnaf.

Yorum yaptık:

"Millette para yok; bak okullar kapandığı halde tatilciler gelmedi.. Demek ki ekonomik kriz büyük..."

Öyle ya; bayram tatilinde adım adım ilerlediğin Çanakkale asfaltı, ramazan boyunca bomboştu.

Yazlıklar kapalı, oteller boş, pansiyonlar sinek avlıyordu.

Arife günü bir anda tatilci istilası başladı.

Ne krizi; millet çatır çatır harcıyor.

Pos makinalarına sürtünen kartların sesi ağustos böceklerini bastırıyor!

ATM'ler bir dolup bir boşalıyor.

E bir de o kadar araç.. Çoğu son model.. Edremit - Altınoluk arasında fink atıyor hepsi.

Benzincide sıra bekliyorsun.. Depolar dolup dolup boşalıyor.

 

***

OTOPARKÇI milleti için de fırsat tabi bu durum.

Gün boyu beş liralık park bedeli, böyle durumlarda ikiye katlanıyor.

Zaten araç park etmek imkansız.. Boş yer bulamazsın.

 

***

TAMAM; bizim Körfez tatil yöresi, Ege'nin incisi.. Bodrum, Marmaris, Antalya taraflarından ibaret değil tatil; Körfez hem havadar, hem temiz, hem az kullanılmış.

Eyvallah...

Bu düzeyde yoğunluğu kaldıramıyor; tek handikap bu!..

Altyapı için seferber de olsan, turisti, tatilciyi rahat ettirecek tesis sayısı sınırlıysa.. Tatil dediğin şey eziyete dönüşüyor.

Millet tatile gelmiş, zaman ayırmış, para ayırmış, üç beş gün kafa dinleyecek.. Denize girecek, güneşlenecek falan..

Eh, çoluk çocuğu, eşi dostu yanına katıp şöyle bir Altınoluk, Akçay gezmesi yapmasın mı?

Arabasıyla Altınoluk'a girip iki tur atmasın mı?

Zabıta aracıyla barikat kurmuşlar; Altınoluk'a, Akçay'a araçla giremiyorsun!

Bir ölçüde haklılar; park etmeyi bırakın, aracı yürütecek yer kalmamış.

 

***

DENİZE ve güneşe kavuşmak için bayram trafiğinde on beş saatte Körfez'e ulaşabilen İstanbullu tatilci, bugün yarın geri dönüş yapacak şimdi.

Adım adım, gıdım gıdım ilerleyerek saatler sonra Susurluk'a ulaşabilecek.

Yasa'da falan bir tost ayran molası; sonra yola revan...

Adım adım, gıdım gıdım.. Sen de on beş saat, ben diyeyim yirmi saat İstanbul!

Ne diyelim?

Yine bekleriz!..