tarik @ politikam.com

BALIKESİR’in Demokrasi Meydanı.

Derin çöp kabinleri, kafelerin masalı sandalyeli işgalleri, trafo kutuları, bisiklet ve motosikletlerin park yeri, altyapıya açılan kapaklar.

..ve daha fazlası.

Şehrin orta yerinde bir karmaşa, bir kaos.

Bir süredir yenileme çalışmaları var meydanda.

Yan taraftaki Çankaya Sokak’la beraber Demokrasi Meydanı da yenileniyor.

Ama ne yenileme!

 

***

BAŞKA şehirlerde de görüyoruz; en derme çatması, en pespayesi bile eli yüzü düzgün görünüyor çoğu kere.

Bizde her nedense en iyisi bile kötü!

Niye böyle?

Beceriksizliği, ‘elleri üstünde kalmış’ sözüyle anlatır eskiler.

Haydi çok ağır olmasın, ‘beceriksizlik’ demeyelim..

Ya ne diyelim?

 

***

İNSANIN RUHUNU KARARTAN TAŞLAR

MEYDANI kara kara taşlarla kaplayıp insanın ruhunu karartıyorlar neticede.

Taşların yerleştirilmesinde belli bir düzen yok.. Birleşme çizgileri eğri büğrü. Tamam, henüz bitmedi, düzenleme çalışmaları sürüyor ama, bittiğinde de şimdikinden pek farkı olmayacak.

Toprak üstüne yerleştirilen taşlar, yağmurda çamurda blok blok göçecek.

Hem niye bu renk taşları tercih ettiniz?

Aralarda ince beyaz şerit, geri kalanı siyah.. Şehirlerde bu tür düzenlemeler için kullanılan envai çeşit malzeme var; neden ısrarla bu?

 

***

MODERN şehircilikten dem vurup, “birlikte yöneteceğiz” falan diyorsunuz ya.

Geçtik birlikte yönetmeyi, “meydan için tercih edilen taş örneklerini sorun bari vatandaşa.. Bakalım onlar ne diyecek?

 

KARMAŞA İÇİNDE KARMAŞA…

MEYDANI gölgelendiren çok güzel bir ağaç var. Etrafını temizleyip ağacı daha görünür hale getirmek mümkün.

Hemen dibinde yerkonlar duruyor. Peş peşe dizili derin çöp kabinleri bunlar.

Şehrin orta yerinde.

Tam da kaldırıma denk gelen yerde.. Yıllardır oradalar.

..ve biz kaç kere yazdık: “Kaldırın bunları, meydan rahatlasın…”

Gün içerisinde yerkonların çevresi çöp dağlarıyla örülü.. Kapakları her daim açık ve leş gibi koku saçıyor ortalığa.

Tam o kısımda bisiklet parkı vardı, kaldırdılar.

Nereye götürdüler?

Meydanı kesen Abdulgafur Efendi Caddesi’nin sağına, daha önce araç park yeri olarak kullanılan bölüme götürdüler.

Yol boyunca delinatörleri dizdiler.. Kaldırımla delinatörlerin arasında kalan hat, bisiklet ve motosiklet parkına dönüştürüldü.

Meydan’daki kaotik görüntüyü tamamlayıcı bir manzara çıktı karşımıza.

Karmaşa içinde karmaşa.

 

***

YERKONLARA KENT MOBİLYASI

MUAMELESİ YAPIYORUZ

MEYDANLAR hem kullanım, hem görüntü açısından rahat olmalı.

Kentsel estetiği bozacak, göz zevkinin içine edecek hiç bir obje bulunmamalı.

Yerkonlara ‘kent mobilyası’ muamelesi yapan bir belediyecilik anlayışı hakimse, kent estetiğinden söz etmek ne mümkün.

Yerkonlar, delinatörler, trafo kutuları, kaldırım babaları, reklam panoları falan kent mobilyası muamelesi görür bizde. Her biri sanat eseri(!) tadındadır yani…

 

***

İNSANLARI TOZA TOPRAĞA

MAHKUM EDEMEZSİNİZ

CUMARTESİLER, herkesin soluğu dışarıda aldığı günlerdir.

Binlerce insan aynı anda çarşıda. Yüzlercesi Demokrasi Meydanı’nda devam eden inşaat çalışmalarına rağmen bölgeden geçiyor. Kimisi, kafelerin, çay ocaklarının meydana attığı masalarda çay kahve içiyor. Yan tarafta lokanta var; millet dışarıda yemek yiyor. Kadını, erkeği, çoluğu, çocuğu, yaşlısı, genci meydanda.

İşçiler yüksek desibelli taş temizleme makinasını çalıştırdılar bir anda. Nasıl bir gürültü anlatamam.

Gürültüye alışıyorsunuz, ya etrafa yayılan toza toprağa ne diyelim?

Hem öyle böyle değil, toz bulutu sardı bir anda ortalığı.

İşyerleri, ofisler, evler, dükkanlar her yer toz.

Yarım saat kadar ortalığı toza buladıktan sonra, meydanı ıslatıp makineyi öyle çalıştırmak akıllarına geldi arkadaşların.

Nasıl olsa kimse denetlemiyor.. Nasıl olsa vatandaşın da pek sesi çıkmıyor.

Zaten bir denetleyen olsa, meydanda yapılan çalışmada elleri üstünde kalmaz arkadaşların…

 

***

ÜSTÜNKÖRÜ yapılan, bir şeye benzemeyen, aceleye getirilen işler için ‘yalap şap’ deriz biz.

Demokrasi Meydanı’ndaki düzenlemeler de aynen öyle; yalap şap.

 

***

NE KADAR SADELEŞİRSE

O KADAR İYİ…

ŞİMDİ önerimize gelelim.

Meydanda karmaşa yaratan tüm objeleri ortadan kaldırın.

Bir tek ağaç kalsın.

Karşı kaldırımdaki reklam totemini.. Caddedeki motosiklet parkını.. Yerkonları..

Kaldırın.

Motorize zabıtanın park yeri olmasın orası.

İşgallerden arındırın.

Kara taşları söküp yerine aydınlık yüzlü taşlar dizilmez artık; onca para harcanmış.

Ama en azından eğri büğrülüğe, birbiriyle uyumsuzluğa müdahale edin.

Uzun vadede, Millikuvvetler gibi, Abdulfafur Efendi Caddesi’ni de park yeri olmaktan arındırıp, tek geçişlik bir caddeye dönüştürün. Kaldırımlar genişlesin, insanlar rahat yürüsün.

Vilayet girişinden Yeşilli’ye çıkıştaki taksi durağının oraya kadar tek şerit olsun cadde.

Prestij prestij deyip duruyorsunuz ya..

Ne kadar sadeleştirirseniz, o kadar iyi.

Mevcut haliyle prestijin ‘p’si yok zira.