Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te düşürülen Rus uçağının pilotunun ölümüyle ilgili üzüntülerini ifade eden mektubun (Rusya bu mektubu özür dileme anlamında yorumlamıştır) ardından 29 Haziran 2016 günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan telefon görüşmesinden sonra Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin normalleşeceği anlaşılmaktadır. 
İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılırken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rus meslektaşı Sergey Lavrov ile 1 Temmuz 2016 günü Soçi’de yaptıkları görüşme sonunda iki ülke için yeni bir yol haritasının çizilmesi bekleniyor. Ancak tüm bu gelişmelerden sonra 8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da yapılacak NATO Zirvesi’nde alınacak kararlar yalnız Türkiye’yi değil, Rusya’yı da yakından ilgilendirmektedir. 
Varşova Zirvesi’nde ABD’nin öncülüğünde bir NATO donanmasının Karadeniz’de konuşlanması Rusya’nın büyük duyarlılık göstereceği önemli bir konudur. Böyle bir kararın alınması Montrö Anlaşması’nın ortadan kalkması anlamına gelebilir. Unutulmamalıdır ki Karadeniz Rusya’nın yumuşak karnıdır ve bu ülke için yaşamsal önemdedir. Son gelişmeler karşısında NATO’nun Karadeniz’de güç dengesini bozmaması için Rusya’nın her şeyi yapmaya hazır olduğu doğrultusunda yaptığı açıklama çok önemlidir. 
Türkiye, NATO Zirvesi’nde Karadeniz’in bir barış denizi olması doğrultusunda bir politika izlemelidir. 
Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığı bu günlerde Türkiye Varşova Zirvesi’nde Rusya’yı gücendirmeyecek, tutarlı, dengeli ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda bir politika izlemelidir.