Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ölümünün 4. yıldönümünde 13 Ocak 2016 günü Lefkoşa’da kabri başında devlet töreniyle anıldı. Yerel basınımızda kısa bir haber şeklinde yer alan bu tören beni geçmiş yıllara götürdü.

KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı 2000 yılında Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşen Dokuzuncu İslam Zirvesi’nde tanıdım. Türkiye’yi temsilen katıldığım bu zirvede KKTC heyeti ve Sayın Denktaş ile yakın temaslarım oldu. Sayın Denktaş’ın İslam Konferansı Teşkilatı’nı temsilen katılan devlet başkanlarının bulunduğu o görkemli salondaki etkileyici konuşmasını unutmak olası mı? KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı zirvedeki konuşmasıyla büyük sınav vermiş, bizleri onurlandırmıştı. Denktaş ulusal bir kahramandır, Kıbrıs ve Türkiye’nin sevgilisidir. Atatürk’ü gönülden seven, onun devrimlerinin izinde yürüyen büyük bir devlet adamıdır. Yaşamının son günlerine kadar Kıbrıs sorununun adil bir çözüme kavuşması için büyük uğraş veren Rauf Denktaş ile son kez 2006 yılı Temmuz ayında Lefkoşa’da beraber oldum. Bana karşı göstermiş olduğu yakınlığı unutamam. Yüreği Kıbrıs ve Türkiye için çarpan büyük devlet adamı Rauf Denktaş’ı ölümünün 4. yıldönümünde saygı ve artan bir özlemle anıyorum.

Kıbrıs’tan gelen son haberler insanı ürkütüyor. KKTC lideri ile Rum lider arasındaki görüşmeler devam ederken Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel danışmanı Espen Barth Eide'nin güvenlik ve garantörlük konularının adaya Amerikan askeri konuşlandırılması ile çözümlenmesini önermesi (Yorgo Kırbaki, Atina Hürriyet, 11 Ocak 2016) Türkiye’nin ve KKTC’nin güvenliğini sarsacak bir gelişmedir.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisinin “mevcut garantörlük sistemi ya olduğu gibi kalacak, ya değişecek ya da tamamen sona erecek.” Şeklindeki ifadesi dikkat çekicidir. KKTC ile Rum Kesimi arasında yapılacak görüşmelerde çok dikkatli hareket ederek, ABD’nin istekleri doğrultusunda ödün vermemek ulusal güvenliğimizin gereğidir.