Bakanlar Kurulu’nun 27 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararına göre, canlı büyük baş hayvanların ithalatında gümrük vergisi oranı, % 135’ten % 26’ya, karkas et ithalatında % 100 ile 220 arasında olan gümrük vergisi ise % 40’a düşürüldü. Gümrük Vergisi düşürülen bir başak ürün grubu ise, hububat ürünleri. Şu günlerde çiftçimizin hasadını yapmaya hazırlandığı buğdayda gümrük vergisi oranı % 130’dan % 45’e, arpada % 130’dan % 35’e, mısırda ise % 130’dan % 25’e düşürüldü.

Asıl meseleye girmeden önce bu kararnameye neden ihtiyaç duyulduğuna dair birkaç tespitte bulunmak gerekir;

1) Bu Bakanlar Kurulu Kararnamesi, yaşadığımız yüksek enflasyonun en önemli kaynaklarından biri olan gıda fiyatlarını kontrol etmeyi amaçlıyor.

2) Kararname ile gıda enflasyonuna etkisinin en çok olduğu bilinen et, yumurta, ekmek gibi temel gıda ürünlerinin fiyatının düşürülmesi hedefleniyor.

3) Kararname ile canlı hayvan ve karkas ette gümrük vergisi düşürüldü. Fakat, özel sektöre ithalat izini verilip verilmediğine dair bir karar yok.

4) Bu kararnamede sadece büyükbaş hayvan ithalatı söz konusu iken, küçükbaş hayvan ithalatına dönük başka bir kararnamenin kısa bir süre sonra çıkarılacağı yetkililerce söyleniyor.

Bu tespitlerden sonra gelelim bu kararnamenin insanımızın gıdaya erişimi ve çiftçimizin bu kararnameden nasıl etkileceğine.

Öncelikle bir iktisatçı akademisyen olarak bu kararname ile kısa vadede gıda fiyatlarının bir miktar düşeceğini söyleyebilirim. Ancak kararnamenin çok kısa bir süre sonra Türk Tarımını düştüğü çıkmazdan daha da kötü bir duruma getireceğini de belirtmek gerekir.

Bir kere kararnamenin zamanlaması son derece manidar. Zira buğday, arpa ve mısırda tam hasat zamanı. Hasat zamanında ithalatın önünü açıp ürün fiyatlarını düşürmek istediğinizde zaten zorda olan çiftçinin durumu, kendi ürettiği ürünün fiyatı da düşeceği için iyice kötüleşecektir.

Tarımda işler uzun zamandır kötü gidiyor. 180’den fazla gıda ürününü ithal ediyoruz. Dışarıya ihraç ettiğimiz gıdadan daha fazlasını parasal olarak dışarıdan ithal ediyoruz. Tarım sektörünün çok büyük yapısal sorunları var. Yapısal sorunlara neşter vurmadan, verimlilik düzeyi yükseltilmeden, mazot ve gübre gibi girdi fiyatları düşürülmeden, tarladan markete ürünün fiyatını arttıran pazarlama sorunları çözülmeden, sırf bazı temel gıda ürünlerinin fiyatı düşsün diye ithalatı kolaylaştırmak kısa vadede yaraya merhem olur, ama uzun vadede yara kangrene dönüşür.

Türkiye’de gıda fiyatlarının yüksek olmasının temel sebebi, tarladan markete ürünün fiyatının birkaç kat artmasıdır. Hepimiz gündelik yaşamda şahidiz, en basit domates bile markette aşırı pahalıdır. Oysa, marketteki aşırı yüksek fiyatlı gıda ürününden çiftçi para kazanamaz. Örneğin, bugünlerde üreticiye maliyeti 22-23 kuruş olan yumurta, markette 45-50 kuruş civarındadır.

Çiftçinin üzerindeki maliyet yükü, Avrupa, ABD ve Rusya ile karşılaştırılmayacak düzeyde yüksektir. İthal etin veya ithal buğdayın Türkiye piyasasına girmesi, çiftçinin ürününe olan talebi azaltıp, çiftçiyi iflasa sürükleyecektir.

Türkiye Ziraat odaları Birliği’nin raporuna göre Türkiye’de çiftçinin üzerindeki maliyet yükünü yansıtan örnekler şöyledir;

- Mazotun litresi ABD’de 2 Lira 38 kuruş, Türkiye’de ise 4 Lira 38 kuruştur.

- ABD’de DAP gübresinin ton fiyatı, 1100 lira iken, Avrupa’da 1270 lira, Türkiye’de ise 1665 Liradır.

- Bunların yanında elektrik, su ve yem maliyetleri de Avrupa’dan ve diğer rekabet halinde olduğumuz ülkelerden çok daha yüksektir.

Gıda fiyatlarının bu kadar yükselmesinin diğer bir nedeni de tarımda verim düşüklüğü.

Türkiye’de dekar başına 270 kg. buğday alınırken Fransa’da 735 kg., Almanya’da 862 kg. ve Belçika’da 940 kg. buğday alınıyor.

Sığırda karkas verimi Türkiye’de 240 kg. iken İngiltere’de 330 kg. ve ABD’de 370 kg.’a kadar çıkıyor.

Bu durumda canlı hayvanda veya karkas ette gümrük vergisini %130’dan %40’a indirdiğinizde et fiyatları çok kısa bir süre için belki cüz’i bir miktar ucuzlayabilir. Ama buna karşılık yerli üreticiyi bu şekilde yaparak etini maliyetinin altında satmaya zorlarsınız ve yerli hayvan üreticisi iflasa sürüklenir.

Bugün Et ve Süt Kurumu, karkas eti sıfır gümrükle 15 lira 64 kuruşa ülkeye getiriyor. Bunu 22.5 liraya piyasa sürüyor. Aynı eti, benzer fiyatla ve % 40 gümrük vergisi ile özel sektör en fazla 25 liraya piyasa sürebilir. Yerli üretici ise karkas etin kilosunu 27 liraya mal ediyor. 28 lira 50 kuruşa piyasaya sürüyor. İthal et, yerli üreticinin hayvanını maliyetinin altında kestirmesine yol açacağından et ithalatı yerli üreticiyi doğrudan felakete sürükleyecektir.

Özetlersek, çiftçisi hasat yaparken gümrük vergisi düşürülerek ürünü değersizleştirilen, kasaplık, besilik, damızlık canlı hayvan ve karkas et ithalat vergileri düşürülerek üreticisi korumasız bırakılan ülkenin gıda güvenliği tehlikededir. Gümrük vergisini düşürerek çok kısa vadede temel gıda fiyatlarını biraz olsun aşağı çekebilirsiniz. Ama en fazla 3- 5 ay içinde yerli üretici üretimden vazgeçerse fiyatlar bugünkünden çok daha yükseklere çıkacaktır.