Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Akkuyu Nükleer Tesisi’nin temel atma töreni için 3 Nisan 2018 günü Türkiye’ye gelmesi, yaklaşık 20 milyar dolara mal olacak anlaşmanın taraflar arasında imzalanması, Ankara’da üçlü zirve öncesi Türkiye-Rusya arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Toplantısı’nın gerçekleşmesi iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı şeklinde yorumlanabilir.

Soğuk savaşın yeniden başladığı, ABD, Batı ile Rusya arasındaki gerilimin doruk noktasına ulaştığı bu dönemde Rusya’nın Türkiye ile olan ilişkilerine “stratejik” açıdan baktığı ve bu alanda başarılı bir diplomasi izlediği söylenebilir. Rusya’nın Türkiye ile gerek siyasi ve gerek ekonomik alanda sürdürdüğü ilişkiler bilinçli bir siyasetin sonucudur.

Başta ABD olmak üzere Batı’nın Rusya’nın bu siyasetinden aşırı tedirginlik duyduğu fark edilmektedir. NATO ülkesi olan Türkiye’nin savunma sistemini güçlendirmek için Rusya ile S-400 füzelerine ilişkin anlaşma imzalamasının ABD ve NATO’yu rahatsız ettiği yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.

Türkiye’nin Rusya ile giderek güçlenen ilişkilerinden sonra bu yeni gelişmelerin ABD ve Batı’ya karşı bir meydan okuma olup olmayacağı zamanla anlaşılacaktır. Ancak Türkiye’nin Batı’ya ve özellikle ABD’ye olan bağımlılığının devam ettiği bu dönemde Türkiye’nin ABD’nin yörüngesinden ayrılmasının güç olacağını düşünüyorum.

Uluslararası alanda yalnızlık içinde olduğu fark edilen Ankara’nın Rusya ile “bağımlılığı” arttıran bir politika izlemesinin ne ölçüde Türkiye’nin ulusal çıkarıyla örtüşeceği zamanla ve Rusya’nın tutumuna göre şekillenecektir.