ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmaya ilişkin olarak 23 Aralık 2016 günü NTV televizyonuna yaptığı açıklamada Türkiye’nin temkinli davranması gerektiğini vurgulamıştır. Büyükelçi, diplomasi ile pek de bağdaşmayan bu konuşmasından sonra şunları söylemiştir:

“Hiç kimse Türkiye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne ABD kadar bağlı olmamıştır. Buna karşın, Rusya hükümeti ise uluslararası sınırları değiştirmek ve başka bir ülkenin bir kısmını ilhak etmek amacıyla son yıllarda askeri güç kullanmış olan tek Avrupa hükümetidir. Suriyeli gruba destek sağlamayı sürdürüyoruz. Bu şemsiye grup aynı zamanda PYD’yi de içeriyor. Ancak PYD’ye doğrudan destek sağlamıyoruz, silah vermiyoruz. YPG’ye gelişmiş silahlar, ağır silahlar vermedik.”

Kantonların birleşmesine karşı olduklarını belirten büyükelçi son bir yılda planlanan bir dizi saldırının önlenmesinde Türkiye’ye katkı sağladıklarını söyleyerek konuşmasını noktalamıştır. (Hürriyet, 24 Aralık 2016)

Basınımızda yer alan kimi haberlerin gerçekleri yansıtmadığını abartarak savunan Büyükelçinin son dönemdeki Türk-Rus yakınlaşmasından ve Moskova’da gerçekleşen üçlü zirveden pek memnun olmadığı fark edilmektedir.

Türk-ABD ilişkilerinde zorlu bir dönem yaşanıyor. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde tehdit oluşturan terör örgütlerine karşı başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu’nda ABD’nin ülkemizi yalnız bırakması, ayrıca YPG’yi yönlendirerek silah yardımı yapmaya devam etmesi (Saygı Öztürk’ün Sözcü’deki haberi, 26 Kasım 2016) Türk-ABD ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiştir. ABD’nin YPG/PYD’yi açık bir şekilde desteklemesine karşın Ankara’daki ABD Büyükelçiliğinin “YPG veya PKK’ya silah sağlamıyoruz” şeklindeki soğukluk yaratan açıklamasının (Hürriyet, 29 Aralık 2016) dikkat çekici olduğunu söylemek zorundayız. ABD’nin alanda bir kara gücü olarak kullandığı YPG/PYD’yi destekleyen politikasından vazgeçmesi beklenmemelidir.