ABD Başkanı Trump seçilmeden önce de, seçildikten sonra da yaptığı çıkışlarla, alışılmışın dışındaki söylemleri ile izlediği politikalarla, ilgi çeken, kimilerini şaşırtan bir lider oldu. Olmaya da devam edeceği anlaşılıyor.

Trump’ı doğru anlamak için seçim kampanyasında işlediği konulara, oy potansiyeli olarak belirlediği ve oy aldığı kitlelere bakmakta yarar var.

Seçim kampanyasında ağırlık verdiği konular şunlar oldu:

ı)Küreselleşme anaforuna kapılarak ABD dışına kaçan ulusal sermayenin ABD’ye geri getirilmesi.

Bunun, ABD’deki işsizliğin azaltılması için önemli olduğunu vurgulayarak (doğru tespit) işsiz, yoksul kesimlerin ilgisini çekti.

ıı)Kültürel olarak genelde içine kapalı, ülkesi dışında olan bitenlerle pek ilgilenmeyen Amerikan Halkı’nın dikkatini, ilgisini ABD’nin uluslar arası alanda üstlenmiş olduğu geleneksel role çekmek istemesi.

Bunu konuyu da; ABD’nin NATO, Birleşmiş Milletler ve bağlı örgütlerde üstlendiği ekonomik yükümlülüklerin azaltılması gerektiğini söyleyerek işledi. Bu tür konularla tanışık ve barışık olmayan sokaktaki milyonlarca Amerikalıya “vizyon çizmek” istedi.

ııı)Uluslar arası terörden etkilenen, zarar gören ABD Halkı’nın dikkatini bu konuya çekmesi, daha duyarlı olmaya çağırması.

Bu vesile ile İslâm ve yabancı düşmanlığını öne çıkararak ortalama ABD Vatandaşlarının dini/ milliyetçi duygularını kullanmak istedi.

ıv)Bir diğer konu da; Obama döneminde yasalaştırılan ulusal sağlık düzenlemesinin yoksullara ekonomik yük getirdiğini, bunu değiştireceğini açıklaması oldu.

Böylece, hedef seçmeninin ilgisini çekmeyi, arttırmayı amaçladı ve başardı.

Seçimden sonra yapılan araştırmalarda; Trump’a oy veren seçmenlerin daha çok eğitim ve gelir düzeyi düşük kitleler, kırsal nüfus olduğu ortaya çıktı. İçlerinden gelen birisi olmamasına rağmen sokaktaki Amerikalıların çoğu Trump’a oy vermişlerdi. Eğitimli ve iyi gelirli Amerikalılar ise nedense Trump’a ilgi göstermemişlerdi…

Başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana Trump seçim kampanyasında savunduğu fikirlere uygun politikalar izliyor. Şimdiye kadar alışılmışlardan farklı, daha sert. Ekonomide ve dış politikada “halka yakın imaj” oluşturmaya başlayan bir Başkan olma yolunda. Şimdiye kadarki kısa görev süresinde oy desteğinin azaldığını söylemek zor. En azından azalmamıştır denebilir. Aldığı kararlarla, Trump’ın ABD’nin ve Amerikan Halkının çıkarlarına zarar verdiği söylenebilir mi?

                                                                              ***

Her halükârda, ABD’nin orta ve uzun vadeli temel dış politika çizgisinin değişmeyeceği düşünülmelidir. Trump’ın kararları, ABD açısından getirileri ve götürüleri hesaplanmadan alınan kararlar değildir. ABD - Türkiye ilişkileri de buna dahildir. Trump, ABD’nin orta ve uzun vadeli stratejisi doğrultusunda  “yapılması ‘gerekli’ görülen ayarlar”ı yapmaya çalışıyor.

Bu bağlamda da akla gelen soru; “Türkiye; ‘ABD mi, Rusya mı’ ikilemine sıkıştırılmak isteniyor?” oluyor.   

Trump’ın yaptıkları, söyledikleri “deli saçması”, tutarsız”, ABD’nin çıkarlarına ters işler” vb. yorumlarla hafife alınmadan, orta ve uzun dönemde Türkiye ve Dünya gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin çıkarları, geleceği bunlardan bağımsız düşünülemez. Dünya’da beş kıta ve yaklaşık iki yüz ülke var. Bir ipte iki cambaz (ABD ve Rusya) oynuyor gibi gözükse de, ipi tutanların sayısı oldukça çok. Kafalarında neler olduğu önemli. Baksanıza; Sünni Müslüman Suudi Kral, Trump’la görüşmesinin hemen ardından çıkardığı fermanla ülkesini İsrail’in yanına yanaştırıverdi! Al sana Arap sadakati! Dostluklar da, düşmanlıklar da kalıcı değil…

Düşünen Adam