tarik @ politikam.com

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nin yeni Başkanı Zekai Kafaoğlu..

İstifayla boşalan Başkanlık makamına atamayla geldi malum.

Meclis üyelerinin ‘hür iradesi’ ile seçildi dersek.. Pek öyle değil tabi.

Sonuçta boşalan makama kimin aday gösterileceğine Genel Merkez karar veriyor.

Meclis üyelerine de o adaya oy vermek düşüyor.

Büyükşehir Meclisi’nin seçilmişlerine, “hayır efendim, biz şu arkadaşımızı uygun gördük, ona oy vereceğiz” deme şansı bırakılmıyor.

Birlik beraberliği korumak ve yaşatmak açısından mühim tabi bu.

 

***

BİTTABİ Kafaoğlu uzaydan gelmedi. Bu memlekette hem siyaseten, hem devlet işleri bakımından emeği var kendisinin.

Memuriyeti var, siyasetçiliği var, bürokratlığı var.. Diş Hastanesi’ne baştabiplik yaptı geçmişte.

Hem siyaseti bilir.. Hem bürokrasiyi.Tecrübelidir yani.

..ve ‘seçilmiş’tir.

2014’de Altıeylül Belediye Başkanlığı’nı kazandı. O günden bu yana Belediye Başkanı.

Altıeylül İlçe Belediyesi’ni kuran kişi.

Tecrübelerine binaen, istifayla boşalan makama atamayla geldiğinde, neleri yapıp neleri yapmaması gerektiğini bilir aslında.

Kendisini seçen ya da seçmeyen Meclis üyelerine kısa pas bir teşekkür konuşmasının ardından, Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna geçer oturur; kendi çalışma stratejisini belirler, ekibini de buna göre ayar edip çalışmaya başlar.

Öyle mi oldu?

Pek değil.

 

***

MAKAMA geçti, Başkanlık mührünü törenle aldı; o gün orada bulunanların tebriklerini kabul etti, fotoğraflar çekildi, gülücükler saçıldı.

Ama öncesinde, Büyükşehir Belediyesi’nin önünde düğün bayram havasında bir kutlama yapıldı.

Davul zurna eşliğinde…

Fişekler yakıldı, şiirler okundu, davullar çalındı, kurbanlar kesildi, dualar edildi, konuşmalar yapıldı.

Alkış ve sloganlar en uzak mahallelerden duyuldu.

Tek tek herkesle öpüşüldü, sarılındı.

Tevazu kavramına rahmet okutan bir kutlamaydı yani.

Bunun böyle olmasını kendisi mi istedi, çevresindekiler mi organize etti.. Ya da spontone gelişen bir durum mu, onu pek bilmiyoruz.

Fakat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Adayımız Zekai Kafaoğlu’dur” deyip Balıkesir heyetini uğurlarken, “tevazu, tevazu, tevazu” diye seslendiğini biliyoruz.

Yani “mütevazı olun, alçakgönüllü olun” diyor.

Talimat böyle.

Hani tevazu?

 

***

ÇEVRESİNİ saran partili kalabalığa, “abartmayalım arkadaşlar; kendi içimizde bir görev değişikliğidir sonuçta; biz işimize bakalım” deseydi…

O gereksiz kutlamalara izin vermeseydi…

Kendi ekibindeki arkadaşların sözle ve hareketleriyle Büyükşehir çalışanları üzerinde baskı oluşturma hevesini görmezden gelmeseydi…

Bence daha iyi olurdu; Zekai Bey açısından.

 

Bir trafik cezası hikayesi

 

PAZAR günü yürüyerek geldim evden çarşıya.

Benim araba Kızılay Caddesi’nde duruyor.

Barış Büfe’nin önüne geldiğimde, Kızılay Kavşağı’nda caddeyi boydan boya kaplayan kocaman bir tır ve onun başında biriken kalabalık gözüme ilişti. Polisi, zabıtası da orada.. Hayli çoklar.

Koca tır, Atalar Caddesi’nden Kızılay’a dönüş yapamamış, kaldırıma çıkmış.

Çekirdek çıtlatıcılar çevresini sarmış.. Polis ve zabıta hayli hararetli.

Kavşağa yaklaşınca gördüm ki, en başta duran benim arabanın konumundan dolayı dönüş yapamamış.

Döneyim derken kaldırıma çıkmış.. Manevra alanı kalmamış.

Öylece bekliyor.

Arabayı alacağım oradan, ama her an her şey olabilir.

Tır şoförü atarlanabilir meselâ.

Kalabalıktan bir ikisi “buraya araç mı park edilir kardeşim” tribi atabilir.

Polis arkadaşlar bağırıp çağırabilir.

Zabıta da bundan kendine pay çıkarır.

Hep birlikte üstüme çullanırlar!

Gözümü karattım, polisin yanına gidip “bu araç benim” dedim.

Vay efendim buraya nasıl park edersin, kavşak çıkışına park edilir mi, kaç saattin telefonu çaldırıyoruz açmıyorsun, falan filan.

Gayet sakinim… Bindim arabaya, az ileriye çektim.. Tıra yol açıldı, o geçti gitti.

Sonra bize geldi sıra.

Ehliyet ruhsat kontrol.. Emniyet’ten isim plaka sorgu suali..  Ardından ceza.

Doksan küsur lira ceza yedik.

Makbuzu aldıktan sonra sordum polise: “Bana ceza kestin de, şehir içine girmesi yasak olan bu kocaman tır için ne yaptın?”

Daracık Atalar Caddesi’ne nasıl girmiş bu alet?

Kavşak boş bile olsa, oradan Kızılay’a dönmesi zor zaten.

“Hem burası BALPARK’ın yeri” dedim; ama sarı çizginin dışıymış güya. Yasak yermiş yani.

Şimdi BALPARK yetkililerinden rica ediyorum.. Cumartesi ve Pazar günleri aynı yerde duran aracım için park işlemi yapıldı mı? Yapıldıysa, otopark ücretinden sonra üstüne bir de ceza ödemek ağrıma gider.

Yapılmadıysa.. Yani orası BALPARK dışındaysa, cezayı ödemeye razıyız.

Yalnız şu var:

Günün yirmi dört saati aynı noktada park etmiş araçlar duruyor. Polis araçları ve motorize ekipler yedi yirmi dört oradan geçiyor.. Onlara bir işlem yapılıyor mu?