Cumhurbaşkanı’nın geçen hafta sonu TEOG konusunda yaptığı açıklama ülkenin gündemine oturdu. Oğlum bu yıl TEOG sınavına girecek ve dolayısıyla bu mesele beni de fazlasıyla yakından ilgilendiriyor.

Bu konuda benim aklıma gelen ilk soru, Türkiye neden sınav ve okullara giriş sistemlerini bu kadar sık değiştiriyor?

Dahası, neden eğitim sistemimizi olması gereken noktaya getiremediğimiz gibi daha da geriye götürüyoruz?

Öyle ya rakamlar ortada, Türkiye OECD ülkeleri içinde son yıllarda eğitime en fazla para harcayan üç ülkeden birisi.

Bu kadar çok para harcıyoruz da neden eğitim sistemimiz bir türlü istenen seviyeye gelemiyor? Konuyla ilgili soruları çoğaltmamız mümkün. Lakin konuyu aydınlatmak için bu soruların yeterli olduğunu düşünüyorum.

Eğitim sistemindeki mevcut duruma göre TEOG gibi sınavlar bir ihtiyaçtan dolayı doğuyor. Nedir bu ihtiyaç?

Bugün Türkiye’de bir grup iyi eğitim veren liseler var. Bu liseler elit liseler olarak görülüyor. Bu elit liselerin dışında düz liseden dönme Anadolu liseleri ile imam hatiplerin de içinde olduğu meslek liseleri var. Elit liseler ile sıradan düz lise ve mesleki liseler arasında çok ciddi bir nitelik farkı var.

Yani bugün elit dediğimiz liseler çocuklara çok elverişli bir eğitim ortamı sunarlarken, diğerleri ne yazık ki vasatın altında eğitim imkânları sunabiliyorlar. Özellikle elit liselerin dışındaki liselerde ne yazık ki güvenlik bile başlı başına ciddi bir sorun haline gelmiş durumda.

Eğer liselerimiz arasında böylesine bariz bir kalite farkı varsa, bu durumda çocuklarımızın ve ailelerimizin büyük çoğunluğu 8. sınıfa geldiğinde o iyi ve elit liselere girmeye çalışıyorlar. TEOG, SBS ve OKS gibi sınavlarla elit dediğimiz liseler öğrencilerini seçiyorlar.

Veliler, aileler çocuklarının iyi eğitim alabilmesi için bütün olanaklarını kullanıyorlar. Elit liseler olmazsa ikinci derecede bir Anadolu lisesine sokmaya çalışıyorlar.

Gördüğünüz gibi, Türkiye’de eğitim sisteminde birçok mesele olmakla birlikte, asıl mesele ilköğretimden orta öğretimde geçişte yaşanıyor.

Çünkü liselerin yapısı, kalitesi, giriş şartları muazzam bir eşitsizlik yaratıyor. Bu eşitsizliğin kaynağı ise öğrencileri ayrıştırmakla başlıyor.

Nasıl mı?

İyi bir liseye girmek çok para gerektiriyor. Çok parayı ise ancak orta -üst ve üst gelir gruplarındaki aileler verebiliyor. Hal böyle olunca da eğitimde çok bariz bir zengin- yoksul gariban ayrımı ortaya çıkıyor.

TEOG, SBS ve OKS gibi sınavlar, bu zengin yoksul ayrımını sürekli derinleştiriyor.

Aslına bakarsanız TEOG, kendinden önceki SBS ve OKS gibi sınavlardan daha adil bir şekilde tasarlanmış bir sınav. En azında müfredat her yerde aynı ve sınavda o müfredattan soru soruluyor.

Şimdi gelelim asıl can alıcı soruya, TEOG sınavını kaldırmak bu eşitsizliğin ortadan kalkmasını sağlayacak mı?

Bu sorunun cevabını verebilmemiz için TEOG sınavının yerine hangi sınavın ya da nasıl yerleştirme sisteminin geleceğini bilmemiz gerekiyor.

Peki TEOG’un yerine ne gelirse daha iyi olur? Bu sorunun cevabını bu kadar kısa bir sürede verebilmek mümkün değil ne yazık ki.

Tamam sınavı bu sene kaldırdık. En kötü ihtimalle okullar kendi sınavlarını kendileri yapar demek daha iyi bir çözüm müdür? Yoksa daha da kötü mü?

Ben öğrenciyi merkeze alarak bu değişikliği bu sene yapmanın iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum. Çünkü 8. sınıf öğrencileri bu yazdan beri bu sınava hazırlanmaya başladılar, bu durum büyük bir belirsizlik ve güvensizlik ortaya çıkardı.

Bence hükümetin yapacağı ilk iş, bu güvensizlik ve belirsizlik ortamını ortadan kaldıracak adımları atmak olmalı. İnsanların içi rahatlatılmalı. Ama insanların içi öyle lafla sözle rahatlamaz. Somut adımlar atmak gerekiyor.

İşin özü şurada; elit liseler dışındaki genel ve mesleki liselerin kalitesini ve cazibesini arttırmadığınız sürece bu sınavlara yine alabildiğince çok sayıda öğrenci girecektir. Özel okullara geçiş hızlanacaktır.

Orta öğretimde rekabeti ortadan kaldıracak adımlar atmalıyız. İşin sırrı, zengin ile yoksul arasındaki bu eğitim eşitsizliğini ve haksız adaletsiz rekabeti ortadan kaldırmakta yatıyor.

Eğitimde tepeden inmeci, ortak akıla yaslanmayan bilimsel verilere dayanmayan zihniyet terk edilmedikçe hiçbir sorunun düzelme ihtimali yoktur.