Serbest Piyasa Ekonomisi (SPE) denen ekonomik gladyatörün bir kez daha kurbanı olan Türk Ekonomisi freni boşalmış kamyon gibi. O da kendi kurbanlarını önüne katmış gidiyor.

Enflâsyon, yüksek faiz, cari açık, vadesi yaklaşmış milyarlarca dış borç, işsizlik ve yoksulluk, günden güne değer kaybeden ulusal para…

Bunların tamamı “sonuç”. Nedenleri ise; SPE denen kural tanımayan, ekonomideki üreten kesimi de, tüketen kesimi de önce dilediği gibi karar almaya, davranmaya teşvik eden, cesaret veren, ardından ekonomi karaya oturduğunda da “kemer sıkma” tabusuna tutsak eden açmazın marifetleri.

İşte başlıklarla o marifetler:

  • Enflâsyon. Plansız ve yetersiz üretim (arz) ile birlikte bilinçsiz ve aşırı yüksek tüketim (talep). Sonucu; talep enflâsyonudur.
  • Yüksek Faiz. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve yoksulluktan kaynaklanan yetersiz yurt içi tasarruf seviyesine rağmen ortaya çıkan yüksek borçlanma talebi sonucu, paranın artan fiyatı diğer deyişle, faiz. Emirle düşmez. Domates, soğan…fiyatlarının düşmeyeceği gibi. Düşürülse de, onarılamaz tahribatı olur. Yastık altı, döviz spekülasyonu, tefecilik daha da artar. Bu durum, maliyet enflâsyonu ve finansal iflâstır.
  • Cari Açık. Yurt içi üretimle karşılanamayan üretim malları ile hizmetleri talebinin –değer olarak- yurt dışına satılan mal ve hizmetlerin gerisinde kalmasıyla ortaya çıkar. Sonucu; ulusal paranın yabancı paralar karşısında değer kaybıdır.
  • Dış Borç. Yurt içinden karşılanamayan finansman ihtiyacının (para talebinin) yurt dışı kaynaklardan sağlanan kaynaklarla karşılanması sonucu ortaya çıkar.
  • İşsizlik- Yoksulluk. Yurt içi mal ve hizmet üretimi için gerekli emek gücü sayısının emek piyasasında iş arayanların sayısından daha az olmasından kaynaklanır. Bunu sonucu da reel ücretlerin gerilemesidir, yoksulluktur.
  • Ulusal Paranın Değer Kaybı: Yabancı para ihtiyacının (dış alım ve dış borç), dış satım gelirlerinin altında kalması sonucunda yabancı paraların fiyatı (kurlar)) yükselir.Tıpkı faiz gibi. Bu da maliyet enflâsyonunun nedenlerindendir.

Yukarıdaki olgular bir bütündür. Bu parametreler doğru okunmadan, bütünüyle değerlendirilmeden ekonomi doğru yönetilemez.

Soru: Yukarıda sıralanan sorunlar Türk Ekonomisindeki sıkıntıları değil midir? Cevabınız evet ise SPE’nin sürdürülmesi için her hangi bir haklı gerekçe kalmış mıdır?

Ekonomi biliminin özünde; “kaynakların kullanımında ‘bireysel yarar’ değil, ‘toplumsal yarar’ın gözetilmesi” ilkesi vardır. SPE’de böyle bir ilke söz konusu değildir. Anayasasında; “maksimum kârlılık” yazar. Bunu gerçek hayattaki anlamı “sömürü “dür. Bundan dolayı SPE sürdürülebilir bir ekonomi modeli olamaz. 

Vergi, sigorta prim borçlarının yapılandırılması, geçici süreli KAV, ÖTV indirimleri, yapay solunum yöntemleridir. Aspirinle hastalık tedavi etmeye çalışmaktan öteye bir yol değildir. Akıntıya kürek çekmektir.

Televizyonlarda yarı Türkçe yarı İngilizce ekonomi terimleri ile anlatılanlarsa kumun üzerine yazı yazmaktan farksız oyalamalar, avutmalardır.

 Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek; “kurallı SPE’den başka yol yok” dedi. Oysa kural, SPE’nin doğasına aykırıdır. SPE’nin özünde, “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” vardır. Sermaye veya emek ayırımı olmaksızın, iş adamının iflâsı ile insanın tükenişi arasında ayırım yapmaksızın!

SPE’nin alternatifi, özünde filozofik, sistematik çarpıklıklar olmayan bilimsel, disiplinli ve planlı ekonomi ile buna inanmış siyasi ve ekonomi kadrolardır. Onları ortaya çıkarmak ta, toplumdaki bireylerin sorumluluğu ve görevidir.

Düşünen Adam

Son dakika: Cumhurbaşkanı’nın seçildikten sonra partili olmasında sakınca görmeyen Anayasamız, cumhurbaşkanı adaylarının üyesi ve adayı oldukları partiden seçim kampanyasında parasal yardım almasına izin vermiyor… Yorumsuz!