Son 5 yılda dünya genelinde gıda fiyatları ortalama % 20 düşerken, Türkiye’de aynı dönemde gıda fiyatları ortalama % 60 oranında yükselmiş. Et fiyatları, dünyada aynı dönemde % 8 azalırken, Türkiye’de tam % 80 artmış durumda.

Türkiye, tarımda buğday ve et dahil 190’a yakın gıda ürününü ithal ediyor. Eğer bu ürünlerde ithalat yapmazsa vatandaşın karnını doyuramayacak duruma düşmüş durumdayız.

Türkiye’de gıda fiyatlarının neden bu kadar yükseldiği konusunda üç aşağı beş yukarı temel bir fikir birliği var. Yapısal sorunların yanında izlenen ekonomi politikalarının tarıma yansıması sonucu karşımıza aşırı yüksek gıda fiyatları çıkıyor.

Bugünkü yazımı tarımda ithalat bağımlılığımızı azaltacak, tekrar eski günlerdeki kendi kendine yeten o eski gururlu günlere dönmemizi sağlayacak bir üretim modeli üzerine ayırdım.

Model, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulandığı için İzmir Modeli olarak biliniyor. Modelin temelinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sözleşmeli, ürün alım garantisine dayanan ve kooperatiflerin ana taşıyıcı olduğu, üreticinin piyasadaki aracıların insafına bırakılmadığı bir kapsama sahip.

Modelin başarısı, büyük oranda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve kırsal kalkınma üzerine 10 yıl önce başlattığı “Yerelde Kalkınma Modeli”’ne dayanıyor. Bu model sayesinde İzmir, hem yerel kalkınma anlamında hem de tarım sektöründe ciddi bir fark yaratmış durumda.

Şimdi kısaca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uyguladığı “Yerelde Kalkınma Modeli”’nin detaylarına ve sonuçlarına bakalım.

Modelin 10 yıllık uygulaması sonucunda İzmir’de kırsal nüfusta göç durmuş, tersine kırsal nüfusta 50 bir civarında bir artış meydana gelmiş. Kırsal nüfusun artışına bağlı olarak İzmir’de tarımda çalışan nüfusun da arttığı bildiriliyor.

Kırsalda üretim yapan küçük ölçekli aile işletmelerinin üretime devam etmesini sağlamak amacıyla tarımsal kalkınma kooperatiflerini ve üretici birliklerini destekleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu anlamda da önemli bir başarı sağladı. Tire Süt Kooperatifi ile yapılan işbirliği ile "Süt Kuzusu" projesi kapsamında dağıttığı sütü, ihtiyaçlı ailelere dağıtılan gıda paketlerine konulan ürünleri (peynir, lor, kaşar, zeytinyağı, bal v.b.), park ve bahçeler için fidan, fide, çiçek ihtiyacını ve kırsalda üreticiye dağıttığı meyve fidanlarını 2007 yılından beri üretici kooperatiflerinden karşılıyor. İlk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı "Sözleşmeli Üretim" modeli üreticinin ürününe alım garantisi sağlarken, kooperatiflerin alt yapılarını ve üretim tekniklerini geliştirip üretim kapasitelerini de arttırdı.

Belediyenin 2007 yılından bugüne kadar işbirliği içerisinde olduğu ve sözleşmeli üretimle alım yaptığı Tire Süt Kooperatifi, Bayındır Çiçekçilik Kooperatifi, Bademli Fidancılık Kooperatifi, İğdeli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ne toplamda 263 milyon 400 bin lira ödeme yaptı. Son 10 yılda İzmir'deki üretici kooperatiflerinin üye sayılarında yüzde 161 oranında artış yaşanırken, kooperatiflerdeki çalışan sayısı ise yüzde 616 oranında arttı.

Büyükşehir Belediyesi'nin desteklediği kooperatiflerin toplam ürün yelpazesinde yüzde 225 büyüme sağlandı.

Son 10 yılda en çok sorun yaşanan sütte İzmir üreterek bu sorunları aştı. Türkiye'deki süt üretimi yüzde 150 artarken, bu rakam İzmir'de yüzde 240'a, sadece Tire ilçesi özelinde ise yüzde 440'a ulaştı.

Sonuç olarak, İzmir tarımda Türkiye için örnek bir model yaratmış durumda.

Bu model, yukarıdaki tespitlerden de anlayacağınız gibi, kooperatiflerin ve belediyenin aktif işbirliğine dayanıyor.

İşin sırrı, belediyelerin kırsal kalkınmayı vizyonlarının en önemli parçası haline getirmelerinde saklı. Kooperatifler, gelişmiş batılı ülkelerin tarım sektörünü ayakta tutan, çiftçisini koruyan, üretimine destek sağlayan temel yapıtaşları.

Ciddi bir vizyon ve planlama ile Balıkesir, İzmir’i de aşan bir tarımsal kalkınma modeli geliştirip Türkiye’nin değil dünyanın en önemli tarım merkezi haline gelebilir.

Daha önce de belirtmiştim. Balıkesir, bu konuda müthiş bir potansiyele sahip. Mesele, belediyenin gündelik işlerinin dışına çıkıp kentin kalkınması için geniş bir vizyonu benimsemesinde saklı.

Bu konuda söylenecek ve yazılacak çok şey var. Özellikle de Avrupa’daki tarımsal kooperatiflerin çiftçiler için nasıl mucizeler yarattığı konusunda.