tarik @ politikam.com

ODA seçimlerinde fena halde taraf olan bazı gazeteci arkadaşlar darılıp gücenmesin ama..

Taraf olmanın ötesine geçip apaçık savaş ilanı şeklinde yayınlarla çıkıyorlar okurlarının karşısına.

Yayın politikalarıdır, gazeteci oarak bizi çok ilgilendirmez elbette.. Herkesin yayını kendine!

Fakat biz de gazete okuruyuz.. İki kelâm etme hakkımız var o zaman.

 

***

ARKASINDA Edip Uğur desteği olduğu herkesin dilindeki Sembol Medya’nın gazetelerine bakalım önce.

Eskiden beri Kula Ailesi hedeftedir.. Kimileyin deklarasyoncudurlar, kimileyin 28 Şubatçı, kimileyin CHP’li, kimileyin imar rantçısı.

Edip Uğur Kulalar’ı sevmez, Kulalar Uğurlar’ı.. Bunu herkes bilir.

Uğur’un Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, Kulalar ve onlarla hareket eden siyasi – ticari grupların atraksiyonları malum.

Uğur’un da her fırsatta Kulalar’ı hedef yapıp, kongre salonlarında, meydanlarda, şurda burda ağır şekilde suçlamışlığı var; o da malum.

Biliyorsunuz, uzun süre Uğurlar – Kulalar gerginliği yaşadı Balıkesir.

Peki Uğur gitti, kavga bitti mi?

Şimdi, Oda seçimleri sürecinde bu kavga devam ediyor.

Sembol Medya’nın gazeteleri de, o kavga sürecindeki etki alanı yüksek seri manşet bombardımanını sürdürüyor.

 

***

ŞU günlerde hedefte Ticaret Odası eski Başkanı Mahmut Yavuz var.

Yavuz’un Oda Başkanı’yken yediği, içtiği, gezip tozduğu ne varsa haber.

Zimmet çıkmıştı malum; geri ödeme yapmışlardı o zaman. Yargı süreci falan.

Gelmiş geçmiş.. Cezası kesilmiş, bedeli ödenmiş.

Bu durumu, Rahmi Kula’nın BTO adaylığına dayandırıp “şimdi de Mahmut’un ortağı aday” manşetiyle, Rahmi’yi ‘potansiyel zimmetçi’ gibi göstermeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil.

Ama illâ ki vurmak lazım.

Vurucu manşetler ses getiriyor netekim!..

 

***

LEVENT UYSAL’ın Yenigün’ü ne yapıyor?

O da, AK Partili kimliğiyle, AK Parti’ye çakıyor, oda seçimleri sürecinde.

Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu’na en yakın gazetecidir kendisi.

Edip Uğur’u, sarkık bıyıklarının tek bir kılı kadar sevmez.

Uğur’u indirme sürecinde etkindi. Hem gazeteden, hem sosyal medyadan demediğini bırakmadı.

Muradına erdi.

Şimdi oda seçimlerinde fena halde taraf olmuş; AK Parti’nin “adayımız” dediği Kerem Kırımlı’ya kelle kulak yapıyor.

Daha doğrusu Kırımlı’ya değil, AK Parti’ye kelle kulak yapıyor!

İktidar partisi oda seçimlerine direkt dalmış, taraf olmuş, “her yeri tek bir aile yönetmesin” çıkışıyla, vaktiyle turuncu devrimle Mahmut Yavuz ve ekibini Ticaret Odası’ndan indiren kadroları önüne katmış, harıl harıl seçim çalışması yapıyor.

İl Başkanı Hasan Demiraslan, Genel Merkez’in onayıyla Ticaret Odası’nda Kerem Kırımlı’nın destekleneceğini bildirmiş, belediye başkanlarını, mebusları, parti yönetimlerini, üyeleri falan bir araya getirmiş, hepsinin onayını ve desteğini almış..

Zekai Kafaoğlu’nun en yakınındaki AK Partili gazeteci Levent Uysal, “Hasanım masanım” başlıklarıyla hem İl Başkanı Demiraslan’a, hem belediye başkanlarına, hem vekillere, hem de yekten AK Parti’ye ayar veriyor manşetlerden!

Kırımlı’ya destek veren belediye başkanlarını itham ediyor..

“Parti adına değil, kendi adınıza konuşun” falan diyor.

***

TARAFLILIK konusunda öyle bir doz aşımı yapmış ki Levent birader, Kırımlı’ya arka çıkanları, destekleyenleri alaya alıp, “Gökmen’i aday gösterseydiniz daha iyiydi” diye yazıyor.

Kamuoyu Gökmen’i  daha çok tanıyormuş!

Gökmen, iktidar partisiyle özdeşleşmiş, partisi için hiçbir beklentisi olmadan koşturmaya devam eden bir arkadaş. AK Parti’nin anonsçusu, sunucusu, koşucusu, amelesi, falan filan.

Fakat Ticaret Odası üyesi değil.

Karesi Belediyesi’nde taşeron işçi.

İşçi maaşıyla geçinen bir adam yani.

Yenigün’ün bu yayını, kişileri kamuoyu önünde küçük düşürücü, hafife alıcı nitelikte.

Hepsinden önemlisi, mensubu olduğu partiyle dalga geçer bir üslup taşıyor.

Ondan da önemlisi..

Bu gazete, Zekai Kafaoğlu’nun desteğini arkasına almış durumda.

Bu durumda ne oluyor?

“Yayınların arkasında Kafaoğlu var” önyargısı oluşuyor.

Yani, Kafaoğlu’nu da sıkıntıya sokuyor.

Bu bizi çok ilgilendirmiyor.

Ama bir gazete okuru olarak yorumlama ve eleştirme hakkımız var.

Bu hakkı kullanalım dedik.

 

***

TARAF olabilirsiniz; tarafsız olunmaz zaten.

Ama bu denli doz aşımı yapmadan.. Seviyeyi koruyarak…

İtici olmadan…

 

 

************* 

 

Yeşilin elli tonu

 

GEÇEN akşam Balıkesir Öğretmenevi’nde haraketli saatler yaşandı.

2 Nisan’a kadar, aynı yerde, aynı hareket yaşanacak.

Ticaret Odası’na aday olan ‘Yeşil Hareketçiler, Öğretmenevi’nin salonunu doldurmuş, harıl harıl çalışıyorlar.

Gözlem için gittik, izledik.

Vaktiyle Edip Uğur destekli Turuncu Devrim’e karşı, Kulalar – Karahallılar gruplarıyla birlikte çalışan abileri, bu kez Yeşil Hareket’in önderleri arasında gördük meselâ.

Turuncu kimliğini koruyup, yine aynı yerde, aynı ekiple yola devam eden arkadaşlar da vardı; çoktular.

Kimileri yeşil kravatlar bağlamış boynuna..

Yeşil yeşil olmuşlar.

Sonradan fark ettim; en yeşil bendim!

Tesadüfen haki yeşil pantolon, haki yeşil mont vardı üstümde.

Yeşili seviyorum.

Millet demez mi: “Yeşiller yakışmış…”

Ben de kılık kıyafet ve renk uyumunu söylüyorlar sanıyorum.

Meğer, Yeşil Hareket için öyle giyindiğimi düşünmüşler!

 

***

“BEN yokum” açıklamasının ardından Oda işlerini bırakıp işine gücüne bakacağını sandığımız Fahri Ermişler salonda.

Yeşil renkli kravatını bağlamış, kulislerin tozunu attırıyor.

Tanıdığım tanımadığım pek çok Oda üyesi, masalara oturmuş, komite komite ayrılan listeleri inceliyor.

Hem salonda, hem lobide, hem dış kapıda hararet gani.

Biz gece on bir gibi ayrıldık oradan.. Arkadaşlar sabah dörde kadar devam etmişler.

Bir ara Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz göründü lobide.. Hızlı adımlarla salona girdi.

Ayak üstü laflayamadık; Ankara’dan gelen heyeti konuk etmiş, ardından Öğretmenevi’ne gelmiş.

Yorgundu.

Karesi ekibi tam kadro oradaydı.

Bazı ilçelerden arkadaşlar da gelmiş destek için.

O ilçelerin belediye başkanları da, “parti görevi” faslında, kendi ilçelerinde Oda üyeleriyle toplantı yapıyorlarmış o saatte.

Fahri Ermişler’den boşalacak koltuğu doldurmaya hazırlanan Kerem Kırımlı, salonun en hareketli ismi.

Bir oraya gidiyor bir buraya.. Bir o masada konuşuyor, bir bu masada.

Zaman zaman dışarıya çıkıyor, kulis odalarında görüşüyor, sonra gelenlerle sarılıp öpüşüyor..

Üyelere tek tek görevlendirmeler, kim kimle görüşecek, kim kimi ikna edecek, listeler, komiteler, meslek grupları, şunlar bunlar.

Yuvalarına yem taşıyan karınca sürüleri gibi.

AK Partililer de çok salonda.

Altıeylül İlçe Başkanı Ayhan Atahan da orada, ekibiyle beraber.

Kısa süre önce Karesi Spor Kulübü ekseninde, Yücel Yılmaz ve Karesi Belediyesi ile fena halde karşı karşıya gelmişlerdi.

Şimdi Ticaret Odası seçimi için yan yanalar.

Siyaset nelere kâdir!

 

***

SEVDİĞİM bir ağabeyim; Recai Gürcan. Yaşlandıkça yakışıklılığı artan bir adam.

Uzattığı bembeyaz saçları, ayrı bir hava vermiş renkli giyinmeyi seven Recai Gürcan’a.

Bir önceki seçimlerde, Kula – Karahallılar ekibiyle  hareket ediyordu.. Karşı cephenin turuncusuna, kırmızı gören boğa gibi bakıyordu.

Yeşil Hareket’in kulis çalışmasında turuncu renkli ceket giymiş Recai abimiz.

 

***

KEREM KIRIMLI, önceden hayli kilolu bir arkadaştı malum.

Sonra zayıfladı; hem öyle bir zayıflamak ki, içinden bir insan daha çıkmış gibi.

Hem zayıflamaktan, hem yorgunluktan olsa gerek, aortlar çökmüş.

Yüz küçülmüş.

Ayrıca o gölge sakal pek yakışmıyor.

Sakal modası yaygın ama, Kırımlı bu süreçte traşlı olmalı bence.

Ayrıca, AK Parti desteğine binaen, partideki yaygın bıyık modasına da uymasın derim.

Bıyıksız daha iyi.

Zaten AK Partililer içinde “bıyık yakışmış” diyebileceğimiz kimse yok.

Pardon, biri var: Yücel Yılmaz. Harbiden yakıştı adama.

 

*** ***

 

Babalar ve oğulları

 

EDİP UĞUR, Büyükşehir Belediye Başkanı olmayaydı.. Büyükşehir’in büyük gücünü elinde tutmayaydı.. O siyasi güçle Balıkesir’in her yerine egemen olmayaydı..

Oğlu İsmail Uğur’u hangi Sanayi Odası üyesi tercih ederdi de, Yırcalı gibi uluslararası bir gücün etkisini kırmasına izin verirdi?

İsmail Uğur, siyaset ve odacılık tecrübesi olmayan, seçildiği ana kadar silik, içine kapalı, ketum bir karakterdi Balıkesir için.

Oysa, belki de babasından daha zeki, daha akıllı, daha stratejik hesaplar yapabilen biriydi.

Babasının etkisiyle geldi, babasının etkisiyle gitti.

Sanayi Odası Başkanlığı’na aday olmayacağını açıkladı.

Olsa zaten, geçen seferki desteği bulamayacaktı ki arkasında.

Aynı durum, Rahmi Kula için de geçerli.

Babası Faruk Kula şehrin ekonomik, sosyal ve siyasi yaşamında etkili bir isim.

Rahmi Kula’nın ne etkisini gördünüz?

“Ama BAGİAD Başkanı” diyeceksiniz.

Ara sıra düzenlenen yemekli toplantılarda, az sayıdaki üyesine, herkesin bildiği şeyleri söyleyip, cümle aralarına bir iki Balıkesir muhabbeti sıkıştırmanın ötesinde..

Balıkesir’e dair bilinen bir etkinliği var mı?

Rahmi Kula da, İsmail Uğur gibi kentin sosyo – ekonomik yaşamında içine kapalı, silik, ketum bir karakter. Etkili bir sima değil.

Babasının gölgesinde.

İsmail Uğur’un Sanayi Odası Başkanlığı birkaç gün sonra bitecek. Kendi işine gücüne bakacak bundan sonra.

Rahmi Kula ise 2 Nisan’da gireceği büyük yarışta kazanırsa, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı olacak.

Kazanamazsa, fabrikadaki işlerine bakacak.. Adaylığı sürecinde dillendirdiği “Her şey Balıkesir için” türü cümlelerle falan oyalanmayacak.

Hâttâ hasbelkader seçilemezse, “beni nasıl bir girdabın içine attınız” diye büyüklerine sitem edecek.

Çünkü, bu iki isim de babalarının kente egemen olma mücadelesinde kazansalar da, kaybetseler de kendilerinin zarar gördüğünün ayırdındalar.

 

 

*************** 

 

Kerem Kırımlı

siyaset faslına

hiç girmeseydi keşke!

 

KEREM KIRIMLI, Ticaret Odası Başkan adaylığını açıkladığı toplantıda şöyle bir cümle kurdu:

“Hiçbir partiye üye değilim. Bugüne kadar hiçbir partiye üye de olmadım. İş hayatının içindeyim. Dostlarımın, arkadaşlarımın adayıyım. Bir partinin adayı değilim.. Siyasi bir kimliğim yok…”

Tamam, orasını biliyoruz da..

AK Parti ve AK Partililer Kırımlı ve O’nun ekibini destekliyor şimdi.

Her ne kadar “siyasi bir partinin adayı değilim” dese de..  AK Parti’den destek almış durumda.

Yani, iktidarın Balıkesir’deki temsilcileri apaçık kendilerini ortaya koymuş, oda seçimlerinde taraf olmuş durumdalar.

Bu kabak gibi ortadayken..

Başkan adayı Kırımlı, siyaset mevzularını hiç karıştırmayaydı keşke.

“Adayım” de, “desteğinizi bekliyorum” de, “benimle birlikte hareket eden herkese teşekkür ederim” de, geç…

Parti işini niye karıştırıyorsun?

Ha bu arada MHP de destek veriyor Kırımlı’ya.

BBP’liler de oradaydı.

Eee, n’olacak şimdi?

 

 

***** 

Abdülhamit

konferanslarından

gözümüze

takılanlar

 

BÜYÜKŞEHİR, Dursunbey ve Havran’da ‘Abdülhamit’ konulu bir konferansa ev sahipliği yaptı.

Programın mihmandarlık görevi Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı’nın.

Abdülhamit’in torunu Orhan Osmanoğlu ve tarihçi Ahmet Anapalı konuşmacıydı.

Katılımcılar, her iki ismi de pürdikkat dinledi.

Osmanlı ve Abdülhamit uzun süredir sağ kesimde yükselen değer. Hele de Abdülhamit yere göğe sığdırılamıyor.

Abdülhamit’le ilgili bir bahis açıp tartışma ortamı yaratmak değil niyetim.

Ben, konferanslardaki fotoğraf karelerinden söz edeceğim.

Abdülhamit’in torunu, şehzade Orhan Osmanoğlu sahnede, ayakta dedesini anlatıyor.

Protokolde oturan belediye başkanları, yerel yöneticiler, müdürler, amirler falan arkalarına yaslanmış, Osmanoğlu’nu dinliyorlar.

Osmanlı devrinde nasıl oluyordu bu işler?

Sultanı, şehzadesi oturuyor, kulları, tebaaları ayakta, el pençe duruyor.

Devir, o devir olsaydı bugün.. Pozisyon da bu olacaktı haliyle.

Devir, cumhuriyet devridir.

Saltanat ayakta kaysaydı, bugün belki de padişah olacak Osmanoğlu’nun karşısında kasıla kasıla oturamayacaklardı elbet.

Bugün böyle oturtan nedir?

Cumhuriyet!

O sebeple ara sıra cumhuriyetin nimetlerini ve kazanımlarını da önemseyip dillendirmek gerek.

 

 

*********** 

 

Benim selfim

Senin selfini

Döver!

 

RAHMİ KULA, Ticaret Odası Başkan adaylığını açıkladıktan sonra, ekibini toplayıp salonda selfi çekti.

İki gün sonra Ticaret Odası Başkan adaylığını açıklayan Kerem Kırımlı da, ekibini arkasına alıp salonda selfi çekti.

Kula’nın selfisine karşılık, Kırımlı’nın selfisi.

Benim selfim senin selfini döver…

Sonra bu kareler yeni açılan sosyal medya hesaplarında paylaşıldı.

Yeni açılan diyoruz.. Öncesi yok.

Yani, bugün başkan adaylıkları söz konusu olunca sosyal medya mecraında boy gösteren aday arkadaşlar..

Düne kadar sosyal medyada yoktular.

Sosyal oldular şimdi.

 

10 BALIKESİR / www.10balikesir.com