Şimdi aramızda olmayan, saygı ve özlemle andığım Uğur Mumcu’nun bir yazısında değindiği gibi “Ortadoğu, çok uluslu çıkarların, şaşırtıcı “ittifaklara” yol açtığı kaygan bir ortamdır. Bu kaygan ortamda sonu gelmez savaşlara yol açan temel neden petrol, bölgenin stratejik önemi ve yeraltı zenginlikleridir.

Ortadoğu’da ve Körfez’de dramatik gelişmeler olurken ABD Başkanı Donald Trump’ın başkan seçildikten sonra ilk yurtdışı gezisini Suudi Arabistan’a yapması dün ya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

Bölgedeki en büyük müttefiki İsrail’in güvenliği için her türlü çabayı harcamaya hazır görünen Trump’ın ardından gelişmeleri sessizlik içinde izleyen İsrail’in Trump’ın Körfez’de yarattığı ortamdan yararlanmaya çalıştığı fark edilmektedir.

İngiltere’de yayımlanan Times gazetesinin ABD ve Arap kaynaklarına dayandırdığı haberde, Suudi Arabistan ile İsrail arasında diplomatik ilişkiler kurulması doğrultusunda görüşmelerin başladığı bildiriliyor. Bu görüşmeden çıkacak sonuçlara göre İsrail uçaklarının Suudi kara sahasını kullanması ve açık ticaretin başlaması öngörülüyor. (Cumhuriyet, 18 Haziran 2017)

ABD’de yayımlanan Wall Street Journal’in Mayıs 2017 tarihli sayısında Körfez ülkelerinin Filistin’deki yasadışı Yahudi yerleşimlerini durdurmak karşılığında “normalleşme” önerdiği haberi yer alıyor.

Suudi Arabistan’ın İran’a karşı duyduğu husumet, ABD’nin İran’ı “hedef” ülke olarak ilan etmesi, İsrail’in kendi güvenliği için İran’ı bölgenin en tehlikeli ülke olarak görmesini dikkat çekici gelişmeler olarak yorumlamak gerekiyor.

Ancak gerek Suudi Arabistan ve gerek Körfez ülkeleri ile İsrail arasındaki yakınlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği zamanla belli olacaktır.