Suudi Arabistan’da 2 Ocak 2016 Cumartesi günü ülkenin önde gelen Şii liderlerinden Şeyh Nimr Bakr el-Nimr’in de aralarında bulunduğu 47 kişinin idam edilmesinden sonra Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim doruk noktasına ulaşmıştır. Tahran’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin yakılması, ardından İran devlet adamlarının Suudi Arabistan’a yönelik sert açıklamaları sonucu Riyad’ın Tahran ile diplomatik ilişkilerini keseceğini açıklaması Riyad’daki İranlı diplomatlara 48 saat içinde ülkeyi terk etmelerinin bildirilmesi dikkat çekicidir. Bu gelişmelerden sonra Suudi Arabistan’ın yakın müttefikleri Bahreyn ve Sudan’ın Riyad’la aynı doğrultuda hareket ederek Tahran’la diplomatik ilişkilerini keseceklerini açıklaması anlamlıdır. Birleşik Arap Emirlikleri daha ölçülü davranmış Tahran’daki Büyükelçisini çekerek diplomatik ilişkileri işgüderlik seviyesine düşürmüştür. Bu gelişmelerin ardından Suudi Arabistan’ın en büyük müttefiklerinden biri olan ABD “gelişmelerden endişeliyiz” açıklamasını yapmış, ABD Dışişleri sözcüsü John Kirby, Riyad’a “insan haklarına saygı göstermesi” çağrısında bulunmuştur. Ankara’da hükümet sözcüsü Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Suudi Arabistan’la İran arasındaki gerilimle ilgili olarak “Her iki taraf da “teenni” (ilerisini düşünerek ağır davranma) içinde hareket etmek durumundadır. Siyasi idam cezalarının uygulanmasının bölge barışına katkısı olmayacaktır” şeklindeki diplomatik dil kullanmaya özen gösteren açıklaması dikkat çekmiştir.

Ortadoğu’da ve özellikle Suudi Arabistan ile İran arasında mezhepsel gerilimin artması Ankara’yı tedirgin etmektedir. Ankara’nın Suudi Arabistan yönetimini hedef almamak için açıklamalarına özen gösterdiği fark edilmektedir.