Suriye’de çok yönlü savaş bütün şiddetiyle  devam ederken İsrail’in de savaşa taraf olmaya başlaması sonucu bölgemizde gerilimin doruk noktasına ulaştığı fark edilmektedir.

ABD ile birlikte İran’ı hedef ülke olarak gören İsrail’in 10 Şubat 2018 günü sabah saatlerinde İran’a ait İnsansız Hava Aracı’nı (IHA) düşürmesi, ardından Suriye’deki İran hedeflerini bombalaması, saldırılar devam ederken bu kez bir İsrail F16 uçağının Suriye uçaksavarları tarafından düşürülmesinden sonra çok sayıda İsrail uçağının aynı hedefleri bombalaması Tahran ve Şam’da büyük tepkiyle karşılanmış, bölgede artan gerilim karşısında Rusya itidal çağrısında bulunmak zorunda kalmıştır.

PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan PYD/YPG’yi koruması altına alan, bu terör örgütüne “müttefik” gözüyle bakan Amerika’nın İsrail ile birlikte Suriye’nin bölünmesi için büyük çaba harcadığı gözlenmektedir.

ABD’nin bölgesel politikasının temelini Suriye’nin bölünmesi oluşturmaktadır. Suriye’nin parçalanması, bölgede bir Kürt devletinin kurulması İsrail’in güvenliği için yaşamsal önemdedir. Rusya ve İran tarafından desteklenen Esad’ın giderek güçlenmesi savaşın devam etmesinden ve Suriye’nin parçalanmasından yana olan İsrail’i tedirgin etmektedir. İran’ı savaşa çekmeye çalışan İsrail’in güvenliği bölgede bir Kürdistan devletinin kurulmasıyla yakından bağlantılıdır.

ABD’nin desteği ile bir ordu kimliğine bürüne PYD/YPG’nin emperyalist güçlerin denetiminde olması, ayrıca yaklaşık 60 bin militanıyla güçlenmesi Türkiye’nin de zor durumda kalmasına neden olmaktadır.

“Ortadoğu siyasetinde kimin kiminle ne zaman dost, ne zaman düşman olacağı bilinmez. Çünkü Ortadoğu kum ve petrolden oluşan bir cehennemdir.”

Uğur Mumcu, günümüzden 27 yıl önce bu satırları yazmış, Ortadoğu’nun tam bir bataklık olduğunu vurgulamaya çalışmıştır.

Suriye coğrafyasının ABD-Rusya güç mücadelesine dönüştüğü, ittifakların her an değiştiği bu duyarlı dönemde Türkiye çok dikkatli olmak zorundadır.