Geçen haftaki yazımda TED galibiyetinin büyütülmemesi gerektiğinden bahsetmiştim çünkü TED zaten lige başlayışında bu ligden düşeceğini bir tek deklare etmemişti ve zaten bütün takımlar TED'i yendiği için bizim de onları yenmiş olmamızın bize hiçbir getirisi yoktu. Bizim ligde kalmak adına Trabzon, Gaziantep, Uşak, İstanbul Bsb., YeşilGiresun, Büyükçekmece gibi takımları yenmemiz gerekmekte olduğunu hep yazdım söyledim. Ancak buna rağmen at gözlüklü ve basketbolun b'sinde anlamayan kişiler tarafından sosyal medyadan hoş olmayan sataşmaların hedefi oldum tabi bu kişilerin beyaz saçlı birileri tarafından yönlendirilmiş kişiler olduklarını tahmin etmek güç olmuyor...

Peki madem bu şekilde hedef tahtasına konuluyorum ve hedef gösteriliyorum o zaman biraz da bildiklerimi yavaş yavaş açıklayayım da takımın şu an ki halinden kimin sorumlu olduğu herkes tarafından iyice öğrenilsin! Sezon başında kadro kurulurken alınan oyuncuların yarısından fazlasını kim transfer etti?

Sezon başında transferler Mete hocanın isteği doğrultusunda mı yapıldı yoksa menajerler tarafından yönlendirilen sekreterler tarafından mı? Sekreter Erhan ne zaman basketbolu öğrendi de yabancı oyuncu transferlerinde başrol oynadı? Antrenmanların hiçbirine gitmeden bench'e çıkan Sekreter Erhan ve Beyaz Saçlı Prens'in takıma alınan yabancı oyuncuların bilinmedik menajerleri arasında nasıl bir ilişki var? Green, Mete hocanın kendi isteyerek transfer ettiği bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan oyunculardan biri olduğu için mi gönderildi? Beğenmediğiniz Green Karşıyaka takımında ne güzel uyum sergileyip bir maç oynadı bilen var mı? Karar yetkisi olan ve kendi aklı ve basketbol bilgisi yeterli olmayan kişi kim ve kimlerin akıl babalığıyla saçma sapan işler yapıyor? Bu ve benzeri soruları daha da fazlalaştırarak hatta zamanı geldiğinde isimler vererek pekiştirebilirim ama zaten az çok bu soruların cevaplarını tahmin edebilirsiniz..

 

Gelelim pazar günkü her anıyla garip Uşak maçına; maçla ilgili yazılıp söylenecek çok şey var aslında ama ben kısaca üç başlık halinde değerlendireceğim. Hakan Demir: Culpepper’den guard yaratmaya çalışması nedeniyle Mete Babaoğlu döneminde 25 sayı ortalamasına ulaşan sporcuyu, oyunun iki tarafında da yorarak enerjisini ve skora katkısını azalttı. Green gibi bir oyun kurucuyu saçma sebeplerle küstürdü ve gitmesini sağladı yerine getirdiği Süper Lig seviyesinde olmayan TBL oyuncusu Kelly'i de guard oynatıp Culpepper'ı 2 numara pozisyonuna çekmeyi maçın sonunda akıl edebildi. Maçın ilk bölümünde rakibin iki uzun oyuncusu da 3 faul almışken takımı ikili oyunlarla içeriden oynatmayı akıl edemedi ve avantaja çeviremedi. Maçın en önemli bölümlerinde Ümit Sonkol'u kenarda unutup Glubovic ile oynadı ve Glubovic'in en kritik anda hücum ribaundunda yaptığı saçma sapan faul ile rakibi süre işlemeden serbest atış noktasına getirtip iki serbest atış ile beraberliği yakalamasına neden oldu. Maçın bitimine 3 dakika 34 saniye kala tüm molalarını bitirip en kritik anı molasız oynama gafletine düştü. Sahada doğru 5'i bulmayı beceremediğinden böylesine önemli bir maçı rahat kazanabilecekken kaybedilmesine neden oldu. Maçın uzatma bölümünün sonunda çalınan faul sonrası hakeme yönelik hakareti nedeniyle sahadan atıldı ve rakibe 2 atış imkanı daha verip bir de son topun rakibe geçmesine neden oldu. Maçtan diskalifiye olmasına rağmen basın toplantısına gelerek muhtemelen cezasının katlanmasına neden olacak kadar kural bilgisinden uzak oluşu da Mete Babaoğlu'ndan sonra ne kadar doğru bir tercih olduğunun göstergesi oldu (!)

ANONS GÖREVLİSİ: Antrenör, takım ve seyirciler uyumuşken ve maç gidiyorken herkesi kendine getirdi ve ateşleyen en büyük etken oldu. Diğer anons görevlisi yerine bundan sonra hep bu kişi ile çalışmalarını tavsiye ederim.

HAKEMLER: Maç genelinde bariz hataları olmamasına rağmen maçın uzatma bölümündeki kararlarıyla Uşak takımına yakın düdükler çaldılar. Maçın kaderini etkileyen en önemli pozisyon olan uzatmanın son pozisyonunda faul çalan hakem tamamen art niyetli bir düdük çaldı ve takımımızın mağlubiyetinde başrolü Hakan hoca ile paylaştı. Şans eseri Uşak adına basın toplantısına gelen oyuncu son pozisyonda faule (!) maruz kalan oyuncuydu ve kendisine bu pozisyon sorulduğunda kendisi de faul olmadığını belirtti ve bunu açık yüreklilikle söylemesi oldukça sportmence bir davranıştı.

Sonuç olarak hem hedef maçlardan birini kaybetmiş olduk hem de bundan sonraki en az 3-5 maça antrenörsüz çıkacağız tabi yeni bir antrenör değişimi gündeme gelmezse! Yazımın başlığında da belirttiğim gibi yakında bu takımda oynamak isteyecek oyuncu ve çalıştırmak isteyecek antrenör bulamayacağız. Başkan çıkıp hem yönetir hem oynar artık sekreterini de alip. Ne de olsa bu müthiş ikilinin ileri düzey basketbol bilgileri takımı ligde tutmaya yeterli olur!

Haftaya yeni bir Best Balıkesir yazımda sizlerle buluşmak dileğimle sevgiyle ve basketbol ile kalın.