tarik @ politikam.com

ADEMOĞLU alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmez.

Alıştığı şey neyse, aynı düzen devam etsin ister.

Azıcık değişiklik sinire dokunur.

Hepimiz böyleyizdir.

Lafa gelince, değişimden dem vurup “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” türü beylik sözler savururuz.

Uygulamaya gelince..

Değişime ayak uydurmakta zorlanırız. Değişmesin isteriz. Hep öyle sürsün.

 

***

ŞU hastane mevzumuz da öyle.

Vatandaş memleketin hastanelerinde kurulu düzene alışkın.

Hele müdavimse, doktordan, hemşireden, hastabakıcıdan, hastane yöneticisinden bile daha iyi bilir ortamı.

Tomografideki sekreterle ahbap olmuştur artık.. Laboratuvar numarası veren elemanla kankadır.

Koridorları, poliklinikleri, servisleri ezbere bilir.

Hemşireleri, doktorları tanır.. Yılların tanışıklığıyla, işini çabucak gördürmek için yaptığı yılışıklık sempatik gelir millete.

Hem öyle ki, hangi poliklinikte hangi doktor hasta bakıyor, onu bile ezberlemiştir.

Elinde dosyayla oradan oraya dolaşıp duran vatandaşa adres tarif eder.

Alışmak, ortama adapte olmak, kendi düzenini inşa etmek böyle bir şey.

Düzen bozuldu mu, depresif haller başlar.

 

***

ŞEHİR büyüyor, nüfus artıyor, hasta ve hastalık da çoğalıyor haliyle.

Ne yaptı Balıkesir?

İzmir yolu üzerine koskocaman bir Şehir Hastanesi inşa etti.

Balıkesir’e yakıştı mı; yakıştı.

Peki mevcut hastaneler ne oldu?

Balıkesir Devlet’in yarıdan fazlası yeni hastaneye taşındı.

Atatürk Devlet (eski SSK) ve Göğüs Hastalıkları Hastaneleri kapandı.

Göğüs Hastalıkları’nın olduğu yerin palyatif bakım birimi olacağı söyleniyor.

Bir rivayet de, Asker Hastanesi’nin Şehir Hastanesi’ne taşınacağı şeklinde.

 

***

BALIKESİRLİ, mevcut hastanelerin kurulu düzenine alışık yıllardır.

Yolunu, izini biliyor.

Şehir Hastanesi’ne gitmek zorunda kalınca.. Oranın sistemine, düzenine, işleyişine ayak uydurmak zor şimdi.

Hastane kısa süre önce sağlık hizmeti vermeye başladı.

Ama henüz inşaat aşamasındayken memleketin dedikodu kazanında yoğruldu orası.

Yok altından su çıkıyor, yok üst katlara merdiven koymamışlar, yok aradığını bulamıyorsun, yok otopark sorunu, yok aradığını bulamıyorsun, falan filan.

Sokaktaki herkesin dilinde bunlar var.

Yeni Hastane, yeni dedikodu.. Mevzu lazım tabi hepimize.

 

***

MEVCUT hastaneleri, yeni yerde biraraya toplayınca, yığılma da tek noktada oluyor haliyle.

Dün biz de gittik Şehir Hastanesi’ne.. İlk kez.

Kardiyolojide randevuluyuz.

Önce etrafında bir tur attık; turistik gezi maksatlı.

Sonra içeriye girdik; otoparkta kolayca yer bulduk.. Gerçi bahçede araba kakılı; biri çıkıyormuş, biz dalıverdik.. Kolay oldu.

Ardından Kardiyolojiyi aramaya başladık.

Ana kapıdan giriyorsun, sağa dönüyorsun, koridor sağlı sollu kardiyoloji.

Kolay yerde.

Bu kere doktorumuzu arıyoruz; onu da kolayca bulduk.

Ama kayıt yaptıracak yeri aramadık değil.

Sıra beklerken, içeride biraz dolaşalım dedik.. Nerede ne var, bilmek lazım!

Zorlanmadık. Soruyorsun, buluyorsun. Zaten tabelalar var, renkli bantlar var, gitmek istediğin yere götürüyor seni.

Ne ki, alışmışız eski hastanelerin düzenine; burası biraz yoruyor insanı.

Ayrıca çalışanlar da, hekimler de, hemşireler de yeni hastanenin düzeninden pek memnun değiller. Onlar da sonuçta alıştıkları düzenin devam etmesini istiyor. Düzen değişince ruh halleri de değişiyor.

 

***

HASTANE çok kalabalık. Ana baba günü içerisi.

İnsanlar karıncalar gibi, oradan oraya yürüyor, koşuyor.

Kesif bir ter kokusu sarmış her yanı. Dışarıda nem yüzde doksan, sıcaklık kırk derece; normal tabi.

Peki soğutma sistemi?

Havalandırma?

Biz oradayken çalışmadığını gözlemledik.. Hastane sıcaktı çünkü.

Bir de iletişim kurduğu görevlinin iki gram tebessümünü bekliyor insan.. Hani zaten hasta, morali bozuk, o sıcakta eriyip gitmek üzere.. Üstüne somurtuk yüzlü görevlilerle karşılaşınca olmuyor.

Halkla ilişkiler sağlıklı değil yani.

 

***

YAPISAL anlamda binanın mimarisi güzel. Dekorasyon da iyi.

Polikliniklerin, idari birimlerin, servislerin ve diğer ünitelerin yerleşimi de düzenli.

Poliklinik kapısındaki yığılmaları önleyecek düzenlemeler lazım.

Meselâ kardiyoloji bölümünde öyle çok yığılma var ki.. Bunlar kalp hastası sonuçta.. Doktorun kapısında yığılmış haldeler.. Oturacak yer sayısı az, hastaların çoğu ayakta.. Refakatçileri ve bırakacak kimse bulamadıkları için yanlarında getirdikleri çocukları da eklersek…

Sıcağı da ekleyelim.. Soğutma sistemi çalışmayınca, o kalabalık, o terleşmelik ortamı siz düşünün artık.

 

***

ŞEHİR Hastanesi zamanla oturur, kendi düzenini oluşturur; vatandaş da o düzene ayak uydurur, alışır.

Fakat yeni yeri daha iyi tanıtmak, daha sağlıklı anlatmak lazım.

Mevcut durumu, kısa – orta – uzun vadeli hedefleri, verilen sağlık hizmetini, kalite standartlarını, vatandaş memnuniyetini, halkla ilişkileri, olan – olmayan poliklinikleri, doktor sayısını, şunu bunu.

Hepsini vatandaşa A’dan Z’ye anlatmak lazım.

Ayrıca gazeteci milletinin aklına takılan envai çeşit soru vardır.. Bunlara dair KHB Genel Sekreteri, İl Sağlık Müdürü, Hastane Başhekimliği’nin ortak bir basın toplantısı yapmasında yarar var.

 

 

************

 

Hey gidi Çayırhisar hey…

 

ALTIEYLÜL Belediyesi’nden basın bülteni:

“Çayırhisar yeniden doğdu…”

Başlığa bakınca, eski köy – yeni mahalle Çayırhisar’ı sil baştan inşa ettiler sanırsınız.

Çayırhisar, bildiğin Çayırhisar işte.

Bahçelievler’le birleşmiş halde.

Dibindeki Bahçelievler kentin parçası.. Çayırhisar , kırsal mahalle.

Şehirle içselleştiğine göre, kırsal mahalle muamelesi yapmak niye?

Aynı şey Ayşebacı için de geçerli. Kentle iç içe geçmiş köyleri, ‘kırsal’ statüden çıkarıp kentin bir parçasına dönüştürmek lazım.

Neyse.

Altıeylül Belediyesi’nin sorumluluk alanındaki Çayırhisar’da bir caddeyi asfaltlamışlar, bir iki sokağa da parke taş döşemişler.

Çayırhisar olmuş, Hisariçi!

Abartmamak lazım.. Rutin bir asfalt hizmetini, Çayırhisar sakinlerinin suratına şak diye vurup, “sayemizde yeniden doğdunuz” muamelesi çekmemek lazım.

Çayırhisar’ı ‘örnek köy’ falan yaparsın, imarıyla, çevre düzeniyle, altyapısıyla, sosyal hayatıyla falan modernize edip cazibe merkezine dönüştürürsün..

O zaman “yeniden doğdu” deme hakkın olur.

Asfalt atmakla yeniden doğulmaz.