NEDEN yılbaşı kutlanmamalı?

Sakalı göbeğine kadar uzamış, başında sarık, sırtında cübbe, bacağında şalvarı eşliğinde hızlı adımlarla yürüyen, donuk suratlı ve karşısındakine 'öteki' olarak baktığı besbelli zat-ı muhterem kişilerin dağıttıkları kartlarda vardı bu soru.

Bittabi sorunun altında yanıtı...

Efendim, yılbaşı dediğin gavur adetidir; Hıristiyan milletinin Noel kutlamasıdır.

Bir Müslüman, asla ve katâ yılbaşı kutlamaz.

Günah!

Dinden çıkarsın mazallah...

 

***

YENİ YILI kutlama mevzusu şöyle kenarda dursun.

Önce bu sarıklı cübbeli arkadaşları irdeleyelim biraz.

 

***

BU kılık kıyafet, Diyanet İşleri Başkanı, O'nun emrindeki resmi din adamları, müftüler ve imamların üniformasıdır bir nevi.

İbadet esnasında giyilir.

Sokak kıyafeti değildir.

Din diyanet konusunda hangi eğitimi alıp, hangi alanda ihtisas yaptığını bilmediğimiz; ve muhtemelen resmi bir görevi olmadığını düşündüğümüz, bir tarikatın, bir cemaatin, bir grubun müridi olmanın ötesine geçmemiş bu kişiler, sarıklı cübbeli sokak halleriyle "yılbaşı kutlamayın" komutlu minik kartlar dağıttılar çarşı pazarda.

Kaldırımda yürürken bir anda karşımıza çıkıp elimize tutuşturdukları kartlarda, yılbaşı kutlamanın günahı vebali üzerine sözler yazılıydı.

Hızlı adımlarla ilerlerken kaldırımlarda, kim denk geldiyse birer ikişer verdiler o kartlardan.

Kimisi okumadan attı.. Kimisi şöyle bir baktı, fırlattı.. Kimisi, herhalde sonra okumak için cebine koydu, yürüdü...

 

***

HERHANGİ bir dernek ya da siyasi parti..

Veya sendika..

Veya demokratik kitle örgütü..

Veya üç beş romantik solcu genç..

Dergi, broşür falan dağıtsa sokakta..

Zabıta polis görse meselâ..

Önce resmi izin yazısı sorulur.

Muhtemelen yoktur.

Hele de solcu falansa izinsiz broşür dağıtan grup..

Soluğu karakolda alır.

Sorgu, ifade faslı falan.

Karakoldan mahkemeye..

Muhtemelen serbest kalır ama..

Gel bir de serbest kalana kadarki halini sor vatandaşın.

 

***

YILIN son günü.. Çarşı kalabalık.. Ortalık polis zabıta kaynıyor.

Güvenlik önlemleri üst düzeyde yani.

Bu arkadaşlar siyah cübbeleri, beyaz sarıkları eşliğinde çarşının ortasında kimseden çekinmeden kart dağıtıyor.

Müdahale edilmiyor.

 

**********

 

Çakma Noel Babalar!

 

YENİ YILI şarkılı türkülü eğlenceli ortamlarda karşılamak isteyene kim karışabilir?

Kimse kimseye kendi yaşam anlayışını dayatamaz.

Kutlamak isteyen kutlar.. Gider restoranda, barda, gece kulübünde kutlar.. Evinde, eşiyle dostuyla kutlar.

Kutlamak istemeyen kutlamaz zaten.. Onun için günahtır, haramdır.. O geceyi ibadetle geçirir, sabaha kadar dua eder.

Kim karışır?

 

***

YENİ YIL dediğin, yeni bir heyecandır özünde.

Bir yıl geride kalmış, yeni bir yıl başlamıştır.. Doğum günü gibi yani.

Dünyanın kabul ettiği takvim üzerinden yitip giden bir eski yıl.. Yine aynı takvim üzerinden gelen yeni bir yıl.

Kabul ettiğin takvim yani.

Saatini, gününü, tarihini, her şeyini ona göre planlayıp yaşadığın takvim.

Hıristiyan adetiymiş, gâvurlukmuş, geç onu.

O dediğin Noel'dir.

İsa'nın doğuşunu kutlamadır.

25 Aralık'a tarihlenir.

Kutsal Doğuş derler.

31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan geceyle ilgisi yok.

 

***

NOEL Baba muhabbetini sorarsanız eğer..

Noelcilerin adetidir; onların simgesi, ritüelidir.. Hayali bir karakterdir.

Bizim caddelerde, sırf pazarlama olsun diye dolaşan çakma noel babalar görürüz yılbaşı öncesinde.

Ha işte; o garabet manzara hoşuma gitmez hiç.

Salakça gelir bana hep.. Suratında takma sakal, üstünde çuval gibi duran kırmızı kostüm, kafada kırmızı kukuleta...

Takma sakalın lastiğini çeksen aşağı, kıtipiyos bir surat karşılar seni.

Filmlerden bildiğimiz dombili halinden eser yoktur; o kırmızı kostümün içinden elli kiloluk bir delikanlı çıkıverir!

Ne yaparsın; yılbaşı kutlayan Müslüman Türkler, yeni yılı karakterize edecek bir sembol üretememişler işte...

Madem Noel Baba karakteri bize bir dayatma; o zaman dayattırma arkadaş.. Kendine farklı bir sembol bul!

 

***

BİR DE ağaç süsleme işleri var tabi.

Kimi arkadaşlar sosyal medyada paylaşıyor.. Üşenmemiş, ışıklarla, kurdelalarla, konfetilerle, hediye paketleriyle ağaç süslemişler.

Abartmamak lazım.

Yani, kutlamayanlara inat, "işte böyle kutluyorum" diye efelenmenin çok anlamı yok.

Neyi nasıl kutladığını, ya da kutlarken şirazeyi kaydırmamak gerektiğini bilmek lazım.

Her yılbaşı sonrasında bunun böyle olduğunu yazıp çizmek sıkıyor ama.. Yapacak bir şey yok.

Zira değişen bir şey olmuyor.

 

 

***************

 

Nardugan diye bir şey...

 

YILBAŞI ağacı dedik de..

Hıristiyan milletinin olmazsa olmazı ya hani.

Noel Ağacı da denir; hediyeler falan iliştirilir, süslenir.

Onların adeti.

Bizim değil.

..ve fakat, bu ağaç işinin Hıristiyanlık daha ortada yokken, paganik inanışlar yaygınken, çok eski Türklere özgü bir gelenek olduğunu da bilmek lazım.

En uzun gecenin ardından çıkan ilk dolunayı yeni yıl olarak kabul ediyormuş eski Türkler.

..ve o gün ölümsüzlüğün simgesi kabul edilen akçağaçları süslüyorlarmış.

..ve o ağaçların altında şarkılar söyleyip dans ediyorlarmış.

Eski Türklerden Sümerler'e geçmiş bu adet.

Anadolu'dan Roma'ya uzanmış.

Eski Türkler, insanlığın bu ağaçtan türediğine inanıyormuş.

'Nardugan' adıyla kutluyorlarmış yeni yılı.

Güneşin doğumu anlamında.

Tamam, Müslümanlıkla ilgisi yok bunun.. Türklükle ilgili bir durum.

..ve bize Yunan mitolojisini ezberletenler; Zeus'u, Hera'yı, Afrodit'i, Apollon'u falan zihnimize kazıyanlar..

Türk mitolojisini hep uzak tuttular.

O sebeple neyin ne olduğunu bilmeden langur lungur konuşup duruyoruz.

 

Malum Kişi