Siyasetçinin en önemli özelliğidir şapkadan tavşan çıkarmak. Bitti denilen bir anda küllerinden yeniden doğmak için siyasetçi şapkasından her daim tavşan çıkarmak zorundadır. Yeni tavşan yoksa, o takdirde siyasetçi eski siyasetçilerin yanına gönderilir.

Bugünlerde Sayın Cumhurbaşkanının yastık altındaki altınlarınızı ekonomiye kazandırın çağrısı yapması, açıkçası ekonomide biten ya da azalmakta olan umutların yeniden yeşermesi için, ya da şapkadan yeni bir tavşan çıkarma hamlesi gibi geldi bana.

Önce, neden ekonomide şapkadan tavşan çıkarmaya ihtiyacımız olduğunu açıklamaya çalışayım.

2017’de şapkadan çıkan yeni tavşan Kredi Garanti Fonuydu (KGF). Ki bana sorarsanız, bir hayli yaratıcı bir yenilikti. Bu şekilde kredi yoluyla piyasalara 200 milyar TL enjekte edildi.

Bu 200 milyar TL, piyasaları epey rahatlattı. Sonrası? Sonrası yok ne yazık ki.

Mesele tulumbadaki su neden tükeniyor sorusuna doğru cevabı verebilmekte yatıyor.

Ekonomik büyüme ve kalkınmanın sürdürülebilir olması için yani devamlılık arz edebilmesi için yerli tasarrufların artması gerekiyor. Yerliler olarak biz Türkler, ezelden beri pek tasarrufu sevmeyiz. Lakin harcamayı hem de bol keseden harcamayı çok severiz.

Oysa gerçekçi olmak gerekirse, bugün ekonomik olarak bizden çok daha ileride olan ülkelerin ve toplumların hemen hepsinin ortak özelliği tasarruf edebilme özellikleridir.

Bugün ortalama bir Çinli kazandığı her 100 Doların 49 dolarını tasarruf ediyor. Güney Koreli % 30, Rus % 29 ortalama bir Alman % 30 tasarruf ediyor. Bizde tasarruf oranı ortalama % 13-14 düzeyinde.

Hal böyle olunca büyümek ve daha iyi koşullarda yaşamak için kendi kaynağımız kıt oluyor. Ve yabancıların yaptığı tasarruflara muhtaç hale geliyoruz. Yani yaşamak için yabancı kaynağa muhtacız. Bu kadar basit.

Hükümet geçtiğimiz yıllarda şapkadan tavşan çıkarma konusunda gayet başarılı adımlar attı.

Örneğin, faiz indirimleri yaptı, vergi indirimleri yaptı, bütçe harcamalarını arttırdı. 2017’de ise en başarılı girişimi Kredi Garanti Fonuydu.

Peki, bunları tekrar yapamaz mı? Yani tekrar faiz indirimi, tekrar vergi indirimi, ya da örneğin Kredi Garanti Fonunu 250 milyar TL’den 500 milyar TL’ye çıkaramaz mı?

 

Olmaz, ya da çok zor. Neden? Kısa kısa açıklayayım.

Faiz indirerek piyasaları hareketlendirmek mümkün değil, ya da çok zor. Çünkü faizi örneğin % 11’e düşürürseniz fazla mesele yok. Ama % 10’a düşürürseniz o zaman piyasadan para kaçar. Bakınız, sene başından beri biz Türkler piyasadan 26 milyar Dolar almışız. Yani TL bozdurup, dolar satın almışız ve bu dolarları da dolar mevduat hesaplarıyla bankaya koymuşuz. Yeni TL mevduatı açma düzeyi çok geriledi. Faiz düştüğünde yerliler daha fazla dolar satın almaya başlar ve bunun sonunda beklenenden daha fazla hasar ortaya çıkar.

Vergi indirimi olur mu? Hepinizin güldüğünü görür gibiyim. İğneden ipliğe her şeyin vergisine zam yapılmasının öngörüldüğü bir ortamda vergi indirimini düşünmek hayal görmekten uzağa gitmez.

Bütçe harcamalarını arttıramaz mıyız? Tulumbada su bitti dedik ya, vergi artırımlarının esas amacı, bütçe açığını kapamak. Çünkü referandum öncesinde müthiş bir kamu harcaması artışı var. Bu artış nedeniyle bütçe açığı da artmaya başladı.

Anlayacağınız, harcama artışı da vergi indirimi de mümkün değil.

Geriye Kredi garanti Fonunun limiti arttırılabilir mi?

Zor, çünkü kredi artışı için gerekli mevduat artışı sağlanamıyor. Bankalara vatandaş yeni mevduat yatırmıyor. KGF’de 50 milyar TL’lik limit kaldı. Hükümet bu limiti, ihracatçılara kullandırma kararı aldı. Dolayısıyla bu yol da kapalı gözüküyor.

Geriye bir tek yazımın başında yastık altındaki altınların ekonomiye geri kazandırılması kalıyor. Yeni tavşan, yastık altındaki altınlar olabilir.

Peki bu şekilde ne kadar altın geri kazanabilir. Acaba bu girişim dolar bozdurma kampanyalarına benzer mi?

Eğer dolar bozdurma girişimine benzerse, işe yaramaz. Çünkü ABD’ye kızıp dolar bozdurma girişimleri oldukça sönük ve etkisiz kalmıştı.

Varsayalım ki bu şekilde 10 milyar TL’lik altın yastık altından ekonomiye kazandırıldı. Bu 10 milyar TL, bizi ancak 2 ay idare eder. Yani 2 ay piyasalarda rahatlamaya yol açar. Oysa hükümete 2019 Kasımına kadar kaynak lazım.

Yani menzile varmak için 2 yıllık benzin lazım iken bu tür şapkadan tavşan çıkarma girişimleri ile biz ancak 2 bilemedin 3 ya da 4 aylık benzin bulabiliyoruz.

Gelelim sonuca. Ekonomide benzin bitti, değirmende ya da tulumbada su bitti, 6 ay sonra ya da bir yıl sonra ne olur?

Bir yılı bilemem ama 6 ay sonra tulumbaya koyacak yeni rezervi bulunamazsa o zaman erken seçim kaçınılmaz olur.