11 Aralık 2017 günü Rusya Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Ankara’da bir yılda sekizinci kez gerçekleşen görüşmeyi önemli bir gelişme olarak kaydetmek zorundayız.

11 Aralık günü sabah saatlerinde Şam’da Suriye lideri Esad’la görüşen Putin, aynı gün öğle saatlerinde Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüş alışverişinde bulunduktan sonra akşam saatlerinde Kahire’den Ankara’ya gelerek Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kapsamlı bir görüşme yapmış, görüşmeye Türk ve Rus heyetleri de katılmıştır.

Basına yansıyan açıklamalara göre Erdoğan ile Putin arasında gerçekleşen görüşmede Kudüs sorunu ön planda yer almıştır. Putin’in “Kudüs’ün statüsü İsrail ile Filistin arasında doğrudan temaslarla ele alınmalıdır” Rusya’nın resmi görüşünü yansıtması açısından anlamlıdır.

Putin’in Ankara’ya hareket etmeden önce Suriye’deki Rus askerlerinin önemli bir bölümünün geri çekileceğine ilişkin talimatından sonra Rusya Devlet Başkanı’nın “Türkiye ve İran’la Suriye’ye barış getireceğiz” (Sözcü, 12 Aralık 2017) şeklindeki açıklaması dikkat çekicidir.

Ancak asıl dikkat çekici olan Rusya Devlet Başkanı Putin’in iki ay önce gündeme getirdiği “Suriye Ulusal Dialog Kongresi”nin gerçekleşme aşamasına geldiğine ilişkin yaygın haberlerdir. Bu haberlere göre Moskova Kürtlerin (PYD/YPG’nin) kongreye katılmasında ısrarlı tutumunu devam ettirmektedir. Oysa Türkiye’nin PYD/YPG’nin kongreye katılması konusunda tutumu olumsuzdur. Putin’in Ankara ziyaretinde “Suriye Ulusal Kongresi” konusuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmaması da dikkatlerden kaçmamıştır.

Moskova kaynaklı haberlere göre (Hürriyet, 11 Aralık 2017, Nerdun Hacıoğlu, Moskova) bu yıl Aralık ayı başına ertelenen Kongre’nin Şubat 2018’de yapılması öngörülmektedir.

Bu nedenle Soçi’de iki lider arasında yapılacak görüşme büyük önem taşımaktadır.