tarik @ politikam.com

MERKEZİN ilçe belediyelerinde bir prestij yarışıdır gidiyor.

Prestij caddesi, prestij sokağı, prestij meydanı. Bu prestijlenmişliğimizle kendimizi daha çok kentli hissediyoruz; şakülü kaymış, delik deşik olmuş asfalt sokaklardan arınıp, parke taşlı, ışıklı sokaklara yelken açıyoruz.

Işıklı derken.. Hani güzergah boyunca yolun ortasına periyodik aralarla yeraltı aydınlatması döşüyorlar ya.. Hava karardığında şipşirin bir manzara çıkıyor ortaya.. Ne ki, bu kentin gece karanlığını aydınlatmaya kafi gelmiyor!

Bir de henüz yeni yapılmış cadde veya sokakları yeniden yeniden elden geçirme modası var şimdi.

Meselâ bizim Tevfik Sağlam Paşa Sokak.

Kısa süre önce prestijlendirmişlerdi!

Şimdi rafine prestijli hale getiriliyor…

 

***

KARESİ Belediyesi, Ali Şuuri İlkokulu’nun oraları, Yaymacılar tarafını yakın zamanda prestijlendirmişti. Ne yalan söyleyeyim, iyi de oldu. Vatandaşın meskeni, esnafın dükkanı falan değer kazandı.. Netice itibariyle artık prestij sokaklarında yaşıyorlar.

..ve fakat biz sokağımızdan memnunduk; ekstra prestije gerek duymadık hiç. Tevfik Sağlam Paşa Sokak önceki yıllarda parke taşla kaplanmış, eli yüzü toparlanmıştı. Sonra yağmur çamur derken taşlar yerinden oynadı, göçükler oluştu; Karesi ekipleri el attı, sokak yeniden düzenlendi.

Böyle yaşayıp giderken..

Geçen gün iş makinalarıyla, ekiplerle daldılar yine bizim sokağa.

İlkin lağım patlağı, su tesisatı onarımı falan zannettik.

Meğer prestij sırası bizim sokağa gelmiş!

 

***

Makinalarla taşları yerinden söktüler.

Paketlenmiş yeni taşları indirdiler.

Çoğu parçalanmış halde çıkarılan eski taşları yükleyip götürdüler.

Şimdi yeni sezon prestij taşları döşenecek.

En az on beş yirmi gün, inşaat tozu toprağı içinde kalacağız.

Bizim işhanının girişindeki gözlükçü abimiz geçen gün vitrinin tozunu alıyordu.. “Alma” dedik; on dakika sonra yine tozlanacak sonuçta…”

Toza, toprağa, gürültüye alışığız bu şehirde. Bunun çözümü yok. Tatil günü bile sabahın köründen gecenin bir vaktine kadar inşaat gürültüsüyle yaşamaya alışmış insanlar olarak, iş makinalarının prestijlendirici çalışmaları artık senfoni gibi geliyor kulaklarımıza…

Buraya kadar tamam da..

Bir on sene sonra belki elden geçirilip düzenlenecekken, on sene önceden bu sokağı prestijlendirmenin maliyeti düşündürüyor bizi.

Eski parke taşların suyu mu çıktı da, tamamını söküp yenilerini diziyorsunuz?

Delinatör fazlası gibi, herhalde taş fazlası ellerinde; döşeyecek yer arıyorlar.

Maliyete yazık, insan emeğine yazık, iş makinalarının yakıtına yazık.. Sokak sakinlerinin çektiği çileyi zaten söylemeye gerek yok.

 

***

ÖZETLE.. Bu sokak zaten taş döşeliydi.. Çok estetik olmasa da işimizi görüyordu.. İdare ediyorduk yani.

Şimdi bizim han sahibi kapıya gelip, “sokak prestijlendi, bizim binanın imar değeri yükseldi; kirayı iki katına çıkarıyorum” derse ne bok yiyeceğiz biz?

 

 

*************** 

 

CUMARTESİ PAZARI MANZARASI

 

CUMARTESİ’yi Pazar’a bağlayan gece.. Saat 01.00 sıraları.

Cumartesi Pazarı’nın kurulduğu bölgeden geçiyoruz.. O saatte çöpler henüz toplanmamış. Cadde ve sokakların tamamı, pazarcılardan arta kalan çöplerle kaplı.

Tamam, ekipler nasıl olsa gelecek, sabaha kadar ortalığı tertemiz yapacak; o görüntülerden eser kalmayacak ama..

Pazar hava karardığında bitiyor.. Pazarcı toplanıp gidiyor.. Gece saat 01.00 olmuş; çöpler olduğu gibi duruyor. Pazar biter bitmez temizlik ekipleri neden işe başlamıyor?

Şehirde kurulan Pazar yerlerinin tümünde durum aynı.

Bir başka açıdan değerlendirelim olayı.

Pazarcı milleti neden çöpünü, pisliğini yollara saçıp bırakıyor?

Çürük sebze ve meyvaları, satılmayan ürünleri, sebze kabuklarını, çuval artıklarını, şunları bunları neden ortada bırakıp gidiyor?

Pazarda açılan her tezgahın ardında bir çöp dağı kalıyor sonuçta.

Sonra bu şehirde yaşayan insanlar o çöplerin arasından gelip geçmek zorunda.

Eziyet!

Pazarcı milletine büyük boy sağlam çöp torbaları dağıtın meselâ. Akşam olup tezgahı topladığında, arta kalan çöpünü pisliğini doldursun içine, Belediye’nin belirlediği noktalara bıraksın. Sonra ekipler gelip toplasın.

Yok olmaz.. İlla ki o pislik bırakılacak.

Nasıl olsa ekipler gelip temizleyecek.

Onlar gecikince, haliyle vatandaşın tepesi atacak.

 

***

PAZAR yeri manzarasına dair fotoğrafları Facebook’ta paylaşınca.. Kimi yorumcular zıplamış hemen: “Karesi’ye de dön bak; hep Altıeylül eleştirisi olmasın…”

Bunun Karesisi, Altıeylülü yok.. Her ikisinde de durum aynı.

Ne ki, Altıeylül bölgesinde ikamet ediyoruz. İkamet ettiğimiz yerin durumuna dair sitemimizi aktarmamız suç mu?

Birini kayırıp diğerini ezmek gibi bir mantıkla bakmıyoruz olaya.

Gözlemimizi aktarıyoruz.

Neyse.