ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ile ilişkiler konusunda yaptığı açıklamada “Dostluğumuzu önemsiyoruz, beraber yapacağımız önemli işler var” (CNN-International, 19 Nisan 2017) şeklindeki sözleri dikkat çekicidir.

Bu açıklamanın ardından Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, 20 Nisan 2017 günü Washington’da düzenlenen basın toplantısında Trump yönetiminin İran politikasını yeniden gözden geçirdiğini, İran’ın saldırgan eylemlerle ABD’yi, bölgeyi ve dünyayı tehdit ettiğini söyledikten sonra “elimizde çok net kanıtlar var” diyerek İran’ı hedef ülke olarak tanımlamıştır.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson sıkıntılı geçen bir günlük Ankara ziyareti sırasında 30 Mart 2017 ortak basın toplantısında Türkiye için yaşamsal önemde bir açıklama yaparak şunları söylemiştir:

“Türkiye ve ABD’nin ortak hedefi, İran’ın bölgedeki karışıklık çıkartma potansiyelini azaltmaktır. (Cumhuriyet, 31 Mart 2017) Tillerson’un bu çıkışı çok anlamlıdır. Tillerson açık bir şekilde “İran’a karşı olası bir krizde benim yanımda ol, Astana’daki Rus-İran-Türkiye işbirliğine son ver” demek istemiştir.

Bölgemizde ABD’nin desteği ile Kürdistan devletinin oluşturulması süreci bütün hızıyla devam ediyor. Yine ABD’nin desteği ile Suriye’nin kuzeyinde PYD/YPG bölgesinin federal bir yapıya dönüştürülmesi isteniyor. “Büyük Kürdistan”ın oluşturulmaya çalışıldığı bu duyarlı dönemde ABD ile İran arasında ortaya çıkabilecek bir krizde Türkiye’nin komşusu İran’a karşı ABD’nin yanında yer alması Türkiye’nin bölgemizde daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmasına yol açacak, böyle bir politika ulusal çıkarlarımız ve güvenliğimizle asla örtüşmeyecektir.