23 yıl önce 24 Ocak 1993 günü Uğur Mumcu acımasızca işlenen bir cinayet sonucu aramızdan ayrıldı.

24 Ocak yalnız Türk basın tarihinin değil, ülkemizin de kara günüdür.

“Kalpaksız Kuvvacı” olan Uğur Mumcu ilkelerinden asla ödün vermeyen bir inanç, onur ve erdem anıtı idi bizler için. Ulusal bağımsızlığımızın, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu idi. Şimdi aramızda olmayan değerli yazar dostum Oktay Akbal bir yazısında onun için şunları yazmıştı:

“Sevgili Uğur Mumcu bir yıldız gibi geldin geçtin Türk tarihinden. Ardından inanç ışıkları bırakarak…”

Kuvayi Milliye ruhuna yürekten inanan Uğur Mumcu Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan 29 Ekim 1985 tarihli yazısında şöyle demişti:

“Atatürk, ulusal kurtuluş devrimcisidir ve bu ulusal kurtuluş emperyalizme savaş veren bütün yoksul uluslar için bir kurtuluşun ışığı olmuştur.”

Geleceği gören, günümüze de ışık tutan çarpıcı sözleri de şöyleydi:

“Ortadoğu, çok uluslu çıkarların, şaşırtıcı ittifakların yol açtığı bir kaygan ortamdır. Bu kaygan ortamda haritalar yeniden çizilecektir” (Cumhuriyet, 7 Ocak 1993)

Değerli yazar Ali Sirmen Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 26 Ocak 2016 tarihli yazısında şunları yazdı:

“Yaşamına bakınca, Uğur Mumcu’nun sağ olsaydı, bugün ne yapacaklarını kestirmek, o kadar güç olmasa gerek.”

Uğur Mumcu yaşamı boyunca hiç susmadı, yürekliydi. Mütareke kalıntılarına, “Tatlısu aydınları” na ve gericilere karşı kalemiyle mücadele eden gerçek bir yurtseverdi. Onu çok arayacağız.

Uğur Mumcu’yu artan bir özlem ve saygıyla anıyorum.