tarik @ politikam.com

HAİNLER.. Alçaklar.. Kahpeler!

Bağırdık, çağırdık, içimizi boşalttık, öfkemizi attık.

Bitti!

Elde bayrak sokağa çıktık.. Yürüdük.. Slogan attık.. Terörü lanetledik.. Onlarca canı aramızdan alan hainlere sövdük saydık..

Bitti!

Vatandaş sokağa çıkıp bağırdı.. Olay Yeri İnceleme bantları çekip izleri topladı.. Hükümet cenaze törenlerine katılıp başsağlığı diledi.. Hastanelerde yatan yaralılar ziyaret edilip 'geçmiş olsun' dilekleri sunuldu.

Çöpçüler ortalığı temizledi.. Hurdaya dönen araçlar ortadan kaldırıldı.. Bombanın açtığı çukurlar kapatılıp yeniden asfaltlandı.. Cadde ve sokaklar trafiğe açıldı.

Normal seyrimize döndük yani...

..ve o çok bildik cümle yine dillerdeydi:

"Kanları yerde kalmayacak..."

Bitti!

 

***

BİTMEDİ tabi.

Otuz yıllık gazetecilik yaşamımda kaç yüz şehit haberi yazdım, sayamam.

Terörü konu eden kaç yüz yazı, yorum, köşe, makale; ne derseniz deyin işte; sayamam.

Bundan sonraki meslek yaşamımda yenilerini yazacağımı biliyorum ama.

..ve daha çoook terör haberi, terör yorumu okuyacağız bu ülkede.

 

***

ÇÜNKÜ terör önlenemiyor.

Dünyanın hiç bir yerinde önlenemiyor.

İstihbarat çok sağlam da olsa.. Savunma olanaklarınız dünyanın en iyisi de olsa.. Teröre geçit vermeyecek profesyonellikte donanımlarınız da olsa..

Bir şekilde açık delik buluyor terör; oradan sızıyor.. Yapacağını yapıyor.

Bu yüzden bitmedi.

İşte bakın; Beşiktaş'taki bombalı saldırılardan bir gece önce ülke genelinde ve İstanbul'da çok kapsamlı bir huzur operasyonu yapılıyor.

Arananlar bulunuyor.. Kayıt dışı silahlar ele geçiriliyor.. Firariler enseleniyor.. Şüpheliler toplanıyor.. Her yer didik didik ediliyor.

Ertesi gün bombalar yine patlıyor!

 

***

TABİ bir de terörle iç içe yaşayan bu ülkenin en önemli handikabını bilmek gerek:

Unutkanlık!

Sabah radyoda çok yakın geçmişin terör olayları sıralanıyordu.

Onlu, yirmili, otuzlu, kırklı, yüzlü rakamlarla telaffuz edilen ölü sayıları, yer, mekan ve olay tarihleri veriliyordu.

Dinleyince hatırladım; yoksa ben de unutmuştum.

Başkent saldırısından itibaren bugüne kadar şöyle bir düşünün bakalım, kaç yüz can verdik teröre?

En son otuzu polis, sekizi sivil otuz sekiz insanımızı tüketti terör.

Bu olaylarda yaralılar pek dikkate alınmaz.. İçlerinde ağır olanı vardır, ölümle yaşam arasında gelip gideni vardır, bundan sonraki yaşamını bir organından yoksun olarak geçirecekler vardır.

Sayıyla telaffut eder geçeriz.

Ölmemişse yaşıyordur.

Nasıl yaşadığının önemi yok!

 

***

TERÖRÜN lanetlendiği mitinglerde "alışmayacağız" pankartları çaılıyor meselâ.

Elbette alışmamalıyız.

Alışırsak, yaşam akışının bir parçası gibi görülmeye başlanır terör.

Normalleşir.

Ama bir de otuz küsur yıldır durdurulamayan bir terör gerçeği var bu ülkenin.

Askeriyle, polisiyle, siviliyle binlerce şehit.

PKK dediğin hain örgüt Güneydoğu'yu aşmış, ülkenin dört bir köşesine pusulanmış.

Sen PKK ile mücadele ederken..

Ortadoğu'daki enerji savaşlarının piyonu DEAŞ diye bir örgüt peydahlanmış; ara ara sana da salça oluyor.

Hepsinin üstüne bir de dış güdümlü FETÖ çıkmış; en azılısı belkide.. Zira bunlar dağda değil, devletin koridorlarında yuvalanmış.

İstihbarat örgütleri, ajanlar her yerinde cirit atıyor Türkiye'nin.

Yani, dört koldan saldırıyorlar diz çökertmek için.

 

***

BÜTÜN enerjisini terörle mücadeleye vermek zorunda kalan bir ülkenin insanlarıyız.

Çok zor bir dönemden geçiyoruz.

Tarihe tanıklık ediyoruz.

Terörle mücadele yalnızca silahlı güçle olmuyor.

Toplumsal eğitim de gerek.

Bu ülkenin terör tarihini ezbere bilmek gerek!

Terörün hedefi, amacı, politikası, stratejisi ayrı ayrı ders konusu.

Hem unutturmayacak, hem alıştırmayacak şekilde bir eğitim çalışması..

Teorik ve uygulamaları dersler.

Sadece okulda değil.. Kamu kurumlarında da olmalı.

Kamu çalışanları da terör konusunda eğitilmeli.

Çünkü her an her yerde bir terör olayının ortasında kalması mümkün bu ülkenin yurttaşlarının.