Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve TSK, 20 Ocak 2018 tarihinde Kuzey Suriye’de Afrin’e yönelik 20 Ocak 2018 tarihinde bölücü terör örgütü PKK/YPG-PYD/DEAŞ’a yönelik başlattığı operasyonu 58 günde başarıyla tamamladı ve Afrin ÖSO birlikleri ile birlikte ele geçirildi. “Zeytin Dalı” askeri operasyonuyla da TSK desteğindeki ÖSO, Afrin bölgesinde bin km’yi aşkın bir alanda kontrolü sağlamış oldu.

Bilindiği gibi, 24 Ağustos 2016 tarihinde de Türkiye’nin ve TSK’nin ÖSO ile başlattığı sınır ötesi “Fırat Kalkanı” ismi verilen askeri operasyon ile Cerablus, Dabık, El Bab ve Azez  DEAŞ’tan temizlenirken, 2 bin km’den fazla bir alan kontrol altına alınmıştı.

TSK’nın “Fırat Kalkanı” operasyonu 24 Ağustos 2016 tarihinde başlarken 24 Şubat 2017 Tarihinde son buldu ve 71 askerimiz şehit oldu. 4 bine yakın ya da aşkın DEAŞ’lı terörist öldürüldü. Altı ay süren operasyonda Fırat’ın doğusuna atılmak istenilen ve PKK/YPG/PYD işgali altındaki Münbiç, başta ABD olmak üzere Koalisyon Güçleri’nin, Rusya’nın ve Esad rejiminin türlü oyun ve entrikaları nedeniyle, Türkiye’ye verilmiş onca söze karşın Münbiç boşaltılmadı.

TSK’nin ÖSO destekli başlattığı “Zeytin Dalı” operasyonu 58 gün sürerken, resmi rakamlara göre 3 622 terörist öldürüldü ve 46 askerimiz şehit olurken, 225 askerimiz yaralandı.

SYKES-PİCOT VE TÜRKİYE..!

Osmanlı İmparatorluğu ve Devletinin parçalanması ve bölünmesi, paylaşılması sürecinde İngiltere’nin öncülüğünde Fransızlar ve Çarlık Rusya’nın imzaladığı Sykes-Picot Anlaşmasının özel bir yeri ve tarihsel önemi vardır. 9-16 Mayıs 1916 tarihlerinde mektup teatisiyle İngiltere-Fransa arasında sağlanan anlaşma Osmanlı topraklarının ve dolayısıyla bugün T.C Devleti’nin güney sınırlarında kurulmuş Suriye’nin de bugün yaşadığı sorunların anlaşılması açısından önemli ve güncel bir bölgesel sorun.

Bugün Ortadoğu coğrafyasında ve Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş sonrası gelişmelerin tarihsel ve güncel nedenlerinin de anlaşılabilmesi için Sykes-Picot Anlaşması ve sonrası bölge coğrafyasında gerçekleşen paylaşımların iyi bilinmesi gerekiyor. Başta ABD olmak üzere Batı ve Rusya Sykes-Picot Anlaşması ve yapılmış paylaşımların artık hükümsüz olduğunu alenen dile getirerek, yeni bir bölgesel paylaşımın yapılmasını ve Suriye dahil olmak üzere bölgemizde ülke sınırlarının yeniden çizilmesini talep etmenin ötesinde tüm askeri ve istihbari güçleriyle mesai harcıyor.

Şu denebilir: Yüz yıl sonrasında Osmanlı toprakları günümüzde yeniden pazara çıkartılıp, bir dönemin sömürgeci ülkeleri, günümüzün emperyal ülkeleri nezdinde yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle, coğrafi ve stratejik öncelikleriyle yeniden yağmalanmak, paylaşılmak isteniyor.

Kimse hayal dünyasında yaşamamalı ve soyut kavramlar üzerinde tepinmemeli..!

TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK TÜRKİYE..!

21.yüzyılın evrensel değerlerinden, insan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden, ulusların kendi geleceklerini özgürce tayin etme hakkından, hukukundan, Birleşmiş Milletlerden, adaletten, barıştan, devlet ve egemen olmaktan falan filan söz etmemeli…

Kapitalist emperyalizm; 1.Dünya savaşı öncesi ve sonrasında olduğu gibi ve aynı şekilde 2.Dünya savaşı öncesi ve sonrasında olduğu gibi,  yaşadığımız gezegene kendi amaç ve çıkarları için yön vermek istiyor, uluslararası ittifaklarını buna göre biçimlendiriyor, gücünü buna göre şekillendirerek, belli alanlara yığıyor ve yayılmacı ve saldırgan bir ekonomik-politika izliyor.

Dün, sömürgeciliği, günümüzde ise, kapitalizm ve emperyalizm gerçeğini bilmeyenlerin, göz ardı edenlerin ve yaşananları tarih, bilim ve akıl perspektifiyle algılamakta güçlük çekenlerin ne orta doğu da yaşananları ne Suriye ya da Irak da yaşananları bilebilmeleri, anlayabilmeleri, algılayabilmeleri mümkün görünmüyor.

Yaşananlar ve gerçekleşen operasyonlar karşısında televizyonlar da yaşanan tartışma programlarını, açık oturumları, yazılı basında yer alan haber ve yorumları ilgiyle takip ediyor, izledikçe, dinledikçe, okudukça içine sürüklendiğimiz gaflete ve delalete, hatta ihanete tanık olarak şaşırıyorum.

YÜZYILLIK HESAPLAŞMA..!

Sorular ortak:

Irak ya da Suriye’nin kaderi ne olacak?

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarından sonra Türkiye’nin ve TSK’nin yeni operasyon alanında neresi var?

Operasyonlar sonrası TSK çekilecek mi kalacak mı?

ABD ya da Rusya’nın tavrı ne olacak?

ABD ve NATO’ya karşı Avrasyacı olmak ya da AB üyesi olmak Türkiye için kurtuluş mu?

Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde sonuçları acı da olsa bir gerçeği toplum olarak öğrendik. Güçlü olmak zorundayız. Güçlü olabilmek için ise bağımsız ve egemen bir ülke olmak, zor da olsa yerli ve milli olanı gözetmek, yaşamın her alanında söz sahibi olabilmek için üreten ve ürettiği ile bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan bir ülke ve toplum olmak zorundayız.

CHP ASLINA DÖNMEYİ BAŞARMALI..!

Günümüzde AK Parti kurucusu ve genel başkanı, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın içeri de ve dışarı da kimi çevrelerce, “İslamcı Kemalist” olarak nitelendirilmesi bir rastlantı ya da sadece bir yakıştırma olarak görülmemeli. Ülkenin, yıllanmış ve kökleşmiş emperyalist bağımlılık zincirlerinden adım adım kopuşması, emperyal ekonomik-politikalarla çelişme ve çatışma içerisine girmesi, içeri de ve dışa dönük ulusal çıkarları ön planda tutan ekonomik-politikaları gözetmesi gibi nedenler  dikkate alındığında tüm çelişkili duruşlarına ve politikalarına karşın Mustafa Kemal ve Kemalizm gerçeğini günümüz Türkiyesi’ni yönetenlerine de devlete de dayatmaktadır.

Türkiye ve TSK, Suriye ve Irak nezdinde sahanın dışında durmayacak, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları kapsamında Kuzey Suriye de girdiği, kontrol altına aldığı bölgelerden BİR DAHA çıkacağını sanmıyorum. Türk tarihini, kültürünü, geleneklerini biraz bilenler,  egemenlik için şehit kanının döküldüğü, bayrağının dikildiği hiçbir toprak parçasından Mehmet’in çekilmeyeceğini bilir.

Sykes-Picot Anlaşmasının vadesini dolduğunu yıllardır dile getirenler günümüzde büyük bir iştahla  yeni bölünmeleri ve paylaşımları gerçekleştirmenin sevda ve arayışları içerisine girerken, bölünmüş ve parçalanmış Irak ve Suriye haritaları havada uçuşurken Türkiye’nin bu coğrafyaya ve ülkelere ilgi göstermesini ve askeri operasyonlarını sorgulayanlar en masumane ifadeyle ya alıklar ya da birilerinin ekmeğine yağ sürmenin biçare figüranları konumundalar.

Esen kalın…