tarik @ politikam.com

BİR haftada, denizde yirmi dört, karada sekiz mülteci öldü Balıkesir'de.

Bunun iki üç katı kadar yaralı var; hastanelerde tedavi görüyorlar.

Yirmi dört mültecinin öldüğü 'patlak bot - dandik şişme yelek cinayeti'nden sağ kurtulanların fiziki tedavileri yapılsa da, yaşadıkları travmanın izleri bir ömür silinemez.

Şapçı bölgesinde virajı alamayıp duvara çarpan otobüsten yaralı kurtulanlar için de aynı şey söz konusu.

Gerçi karadaki kazadan kurtulsalar bile, Midilli'ye ulaşma umuduyla bindikleri bot onları taşıyamayacak, denizde boğulup gideceklerdi.

 

***

İLGİNÇ bir durum var ortada.. Bir hafta içinde otuz iki insan ölüyor bu vilayetin sınırları içerisinde.

Ama bir tek yetkili çıkıp "ölenlere rahmet, kalanlara sağlık" falan demiyor!

Ya da bu feci olayların nedenine, sonucuna dair ağızlarını açıp iki kelam etmiyor...

Mültecidirler.. Bu ülkenin yurttaşı değildirler... Türkiye onlar için geçiş güzergahıdır; tamam anladık.

Ama ortada bir cinayet var.

Patlak botlara insanları balık istifi dizip ölüme yollayan insan tacirleridir cinayeti işleyen.

Hem de, göz göre göre işlenen cinayetler bunlar.

 

***

ÖNCE denizdeki ölümlere dair bir şeyler söyleyelim.

 

***

MÜLTECİLERİN bizim kıyıların neresinden botlara binip denize açıldıkları biliniyor artık.

Son zamanlarda Güre - Altınoluk arasındaki Avcılaraltı'ndan gidiyorlarmış meselâ.

Ayvalık'ta, Altınova'da, Altınoluk'ta, hangi noktalardan hareket ettikleri belli.

Oraya nasıl geldikleri de az çok biliniyor.

Nereden hareket ediyorlar, nasıl geliyorlar, karşı tarafa hangi noktalardan geçmeye çalışıyorlar, yetkililer bunları biliyor.

Ayrıca, mültecileri acımadan ölüme yollayan insan kaçakçılarının kimliği, yeri, yurdu, niyeti, kazancı hepsi biliniyor.

Biraz daha açarsak mevzuyu..

Suda batan çakma can yeleklerini imal edenden tutun da, lastik botların nerelerde üretildiğine kadar her türlü bilgi var devlette.

Yunanistan'a ulaşmak için vatanını terkeden mültecilerin Türkiye'ye nasıl girdiği, nereden girdiği, kimlerin soktuğu, hangi yollarla batı kıyılarına ulaştıkları da gizli bir şey değil.

 

***

KARADAKİ ölümlere gelelim.

Şapçı bölgesinde virajı alamayıp duvara toslamak.. Herkesin başına gelebilecek bir durum.

Ama neden her seferinde mültecileri taşıyan araçlar duvara tosluyor?

Mültecileri taşıyan araçlar kim bilir kaç yüz defa geçti aynı noktadan.. Yüzlerce, binlerce mültecinin bizim kıyılardan karşıya geçtiği düşünülürse..

Bir de, onların hangi yoldan kıyıya ulaştırıldıklarını hesaba katarsak..

Yüzlerce kez aynı karayolundan geçiş yapan minibüs - otobüs sürücülerinin Şapçı virajlarını bilmemesi mümkün değil.

İnsan tacirleri için ölmeleri ya da yaşamalarının çok anlamı yok.

Onlar tahsil ettikleri çil çil dolarları seviyor; insanı değil.

Çaresizliğin gözü kör olsun.. İnanmasa da, güvenmese de, bir umut deyip biriktirdiklerini tek tek sayıyorlar tacirlerin eline.

 

***

BU otobüsler nereden hareket ediyor?

Hangi şehirden, hangi terminalden?

Buralara gelene kadar hiç mi şüphelenilmiyor, hiç mi ihbar olmuyor, hiç mi arama tarama yapılmıyor?

Mültecilerin geçiş bölgesi olduğumuza göre, denizde ve karada daha sıkı önlem alınması gerekmiyor mu?

 

***

BÖLGEDEKİ otel, motel, pansiyonlarda geçici konaklamaların yapıldığı söyleniyor.

İşletmeciler de kış koşullarında para kazanmanın derdinde besbelli.. Mülteci, kaçak, göçmen, şu bu farketmiyor; müşteri müşteridir yani; öyle mi?

Birkaç saat sonra dandik botla denize açılıp dalgalarla boğuşacaklarını bile bile.. Bottaki balık istifi mültecilerin denizde balıklara yem olacağını bile bile..

Küçücük bedenlerin hem soğuğa, hem dalgalara dayanamayacaklarını bile bile...

Neden ihbar etmiyorlar güvenlik güçlerine?

Bu arada Körfez bölgesindeki teknelere zarar verildiği, motorlarının çalındığı gibi iddialar da çok konuşuluyor.

 

***

ARTIK mülteci cinayeti olmasın istiyoruz. Denizde boğulmasınlar.. Karayolunda duvara çarpan otobüsün içinde can vermesinler!

Yüzlerce mülteci haberi yaptık.. Son iki olay o haberlerin en üzücüsüydü.

'Mülteci faciası' manşetleri görmek istemiyoruz.