Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlığa uğramasının ardından KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Ekim ayının ilk haftasında (2017) önce New York’ta, daha sonra Washington’da Amerikan düşünce kuruluşları ve şirketleriyle gerçekleşen yuvarlak masa toplantısında “Bundan sonra federasyon değil, konfederasyon temelinde müzakerelerin kabul edileceğini” belirttiği hatırlanacaktır. KKTC Dışişleri Bakanının “Artık KKTC’ye uluslararası tanıma için uğraşabiliriz. İkinci seçenek ise özerk Cumhuriyettir.” (Hürriyet, 4 Ekim 2017, Cansu Çamlıbel, Washington) şeklindeki sözleri Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis’te  büyük tedirginlik yaratmış, Rum lider BM Genel Sekreter Guterres’e bir mektup göndererek Türkiye’yi ve KKTC’yi suçlamıştır.

Rum lider Nikos Anastasiadis’in son aylarda yeni arayışlar içinde olduğu fark edilmektedir. Rum liderin 24 Ekim 2017 günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Moskova’da gerçekleştirdiği görüşme bu nedenle önemsenmesi gereken bir gelişmedir.

İkili görüşmelerde Putin’in “Kıbrıs’ta çözüm için dışarıdan dayatma yapılmamalıdır” sözü ile “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde tüm tarafların kabul edeceği bir antlaşmayı desteklediklerini” belirtmesi dikkat çekicidir.

Ancak asıl dikkat çekici olan Putin’in sözleridir. Putin, adanın Ortadoğu bölgesine yakın olduğunu belirttikten sonra, analizinde Rusya’nın Suriye’de terörle mücadele için harcadığı çabalardan söz ederken bölgedeki Hıristiyan unsurunun iyileştirilmesinin (rehabilite) gerekli olduğunu vurgulaması anlamlıdır. (Bu haber Halk TV’nin 26 Ekim 2017 gecesi Türkiye Gündemi programında da yer almıştır.)