tarik @ politikam.com

DARBE girişiminden hemen sonra başlayan demokrasi nöbetlerini takip ediyoruz.

Her akşam Valiliğin önündeki alanda kalabalığa karışıp verilen mesajları dinliyoruz.

Önceki akşam konuşmaların ötesinde farklı bir atraksiyon vardı.

Alanda kurulan masada imza kampanyası başlatmışlar.

TÜİK önündeki alana Demokrasi Meydanı, Valilik önündeki alana Milli İrade Meydanı isimlerinin verilmesi isteniyor.

Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur olmak üzere, yüzlerce Balıkesirli'nin imzası var.

Demokrasi nöbetlerine katılan vatandaşlar, iki meydana bu iki ismin verilmesini istiyor.

Biz de istiyoruz.

 

***

FAKAT her iki nokta için de 'meydan' sözcüğünü kullanmak pek doğru değil.

Valilik binasının önü, gidiş geliş olmak üzere trafiğe açık.. Ayrıca sürücülerin alıştığı, fakat dışarıdan gelenlerin garipsediği bir trafik şekli var burada.. İngiliz trafiği gibi!

Valilik önündeki cadde, Salih Tozan Caddesi.

Kızılay Caddesi girişinden Millikuvvetler'e kadar Salih Tozan adını taşıyor bu cadde.

Caddenin ortasında refüj.. Refüjün üstünden sağa dönüş yapıp Abdulgafur Efendi Caddesi'ne geçiyor araçlar.

Tam geçiş noktasında refüj biraz inceliyor; böylece o nokta 'dönüş yeri' oluveriyor.

Saçma sapan bir durum aslında.

Yoldan geriye kalan yaya alanı gereksiz reklam gereçleri, plastik çeşme, esnafın tezgahı, masa sandalye ve banklarla kaplı. En çok da o plastik çeşme; sinir bozucu bir şey. İsmail Ok döneminin Belediyesi'ne plastikçi firmaların gazladığı gereksiz bir kent mobilyası.. Yer kaplıyor; başka bir işe yaramıyor.

Milli İrade adının verilmesi istenen yer, böyle bir yer.

 

***

DEMOKRASİ Meydanı adını vermek istedikleri alana biz gazeteciler TÜİK Meydanı diyoruz. Orası da meydan değil.

Totem dedikleri devasa reklam panoları..

Bisikletlerin işgal ettiği kaldırım..

Yine çevredeki çay ocağı, kafe ve lokantanın sokak - kaldırım işgalleri..

..ve leş gibi kokan yerkonlar!

Caddenin sağı BALPARK'ın ücretli otoparkı..

Otoparktan geriye kalan alan trafiğe açık.

Kargocusu, gıdacısı, gazozcusu, bilmem necisi, kamyonları tek şeritli yola parkedip indir bindir yaptığında hem araç, hem yaya trafiği kilitleniyor.

Bir de olur olmaz saatlerde caddeye tersten giren çöp kamyonları var ki; özellikle akşam saatlerinde hem sürücüleri hem yayaları çileden çıkarıyor.

Şehir züppesi, babasının aldığı son model arabayla caka satacak ya.. Arabanın teybi sonuna kadar açık; tam Viva'nın önünde fren koyuyor.. Önce sağa Viva'ya, sonra sola Mekan Kafe'ye bakınıyor.

Güzel kız varsa pastanede, kafede oturan, dönüp bi tur daha yapacak...

 

***

BU güzel, önemli, anlamlı isimleri oralara vermek için, önce her iki noktada sıkı bir temizlik yapmak lazım.

Kent estetiğini bozan pek çok objenin kaldırılmasıyla işe başlayabilirler.

Reklam panoları, totemler, yerkonlar, bisiklet parkları, gereksiz tabelalar, hepsini kaldırın.

Biliyoruz; esnafın kaldırıma attığı masa sandalye için belli bir işgaliye bedeli ödeniyor; ama kaç masa üzerinden ödeniyor, kaldırımda kaç masa var; pek denetlenmiyor.

Semih abimiz (Kırmızıoğlu) darılıp gücenmesin; biz de gidip oturuyoruz Mekan'ında.. Lâkin öyle bir derme çatmalık, öyle bir gecekonduluk hali var ki Mekan'ın.. Eh, biraz çeki düzen vermek lazım.

Yıldız Lokantası'nda yemek yeriz bazı bazı; şu sıra yüzünü yeniledi orası da.. Ama dışarıya attığı masanın sandalyenin haddi hesabı yok.. Önünde Mekan Kafe, yanında çay ocağının kaldırım taşmaları engellemese, caddeye masa atacak neredeyse!

Esnaf kazansın, şehir kazansın.. Ama böyle taşmadan, işgal alanını genişletmeden, üç beş masalık işgaliye bedeli ödeyip, onbeş yirmi masayı hak bellemeden...

Bazen de, özellikle şu günlerde eş dostla o alandaki çay ocağına çöküyoruz akşam vakti.

Tabureler, masalar saçılmış etrafa.. Akşam vakti alan öyle genişliyor ki.. Eh, talep var; millet gelip oturuyor, n'aparsın?

Demirlere bağlı bisikletlere ya da leş gibi kokan yerkonlara yaslanıyor millet; o derece yani.

Kaldırıma taşan mallar, bakkalın, çakkalın, manavın tezgahları falan zabıtanın gözünden kaçıyor hep nedense.

Zabıta ya çift kabin pick-uplarla, ya da motorize dolaştığı için yayasal ve işgalsel vaziyete hakim olamıyor.

 

***

YEŞİLLİ tarafını, o ara sokakları falan ne güzel yaptı Karesi Belediyesi.

Yollar yenilendi, parkeler döşendi.. Çöküntü alanlarından farksız Yeşilli bölgesinin eli yüzü toparlandı az biraz.

Tabi tüm çalışma, esnaf işgal sahasını biraz daha genişletsin diye yapılmadı; ya da biz öyle düşünmek istiyoruz.

Bu da ara not olsun; belediye zabıtası bir el atsın vaziyete.

 

***

DEMOKRASİ ve Milli İrade Meydanı isimlerinin verilmek istendiği bölge için düşüncelerimiz böyle.

Şimdiki halleriyle bu anlamlı isimlerin oralara verilmesi, demokrasiyi de, milli iradeyi de hafife almak olur.

O göz yoran, kent estetiğine hançer vuran sayısız objeyi çöpe atın meselâ.

Madem adına 'meydan' diyeceğiz, meydan kavramına uygun hale getirmek lazım.

Her iki bölgede kısmi yayalaştırma da düşünülebilir; trafik yükünü hafifletmek adına alternatifler geliştirilebilir.

 

***

ÖZETLE, şu süreçte daha fazla önemsemek zorunda olduğumuz demokrasi ve milli irade kavramlarına yakışır hale getirmek lazım o iki noktayı.

Darbe kalkışmacıları ve destekçileri nasıl temizleniyorsa şimdi kamudan..

İşgal ve gereksiz kent mobilyaları yüzünden toz duman haldeki bu iki değerli noktanın da sıkı bir operasyona ihtiyacı var.