tarik @ politikam.com

ASKERİ müdahale, ihtilal ya da darbe.. Türk halkı bu kavramlara yabancı değil.

Son otuz küsur yılı saymazsak, ondan önceki yılların vazgeçilmezidir darbeler!

Biz, seksen sürecine yetişebildik; ondan öncekileri kitaplardan okuyup öğrendik.

Her darbe 'laiklik, demokrasi, özgürlük, bağımsızlık, Atatürk ilke ve devrimleri' adına yapıldı.. Muhtıralar falan hep aynı bahanelere sığınılarak verildi.

Kimisi az kanlı, kimisi çok kan akıtan darbelerdi.. Kansızı olmadı!

Her biri, demokrasi, özgürlük, laiklik adına kendi kuşağını silindir gibi ezdi geçti.

Darbeciler bu vatanı hepimizden daha çok mu seviyordu?

Arka plana baktığımızda, hiç bir darbe için 'tam bağımsız' diyemeyiz.

Hep emperyal güçler, küresel çeteler, onların siyasi, askeri, iktisadi uzantıları var arka planda.

Bir de yerli işbirlikçileri!

Her darbenin bir dış planlayıcısı, bir de yerli işbirlikçisi olur.

Bu kimileyin sermayedir, kimileyin derin siyaset, kimileyin mafyatik yapılar, kimileyin de dini örgütler.. Kimileyin hepsi birden...

 

***

15 TEMMUZ kalkışmasının yerli işbirlikçisi dini yapıdır meselâ.

Bugün dilde pelesenk olmuş FETÖ, Paralel Devlet Yapılanması (PDY) diye adlandırılan, 'terör örgütü' olduğu hukuk tarafından tescillenmiş bir yapı var.

Küresel çetelerin piyonu olan bu örgüt, kırk yıllık süreçte devletin her kademesine sinsice sızdı; kendine yol açtı.

Bittabi her dönem siyasal iktidarları da kullanarak yaptı bunu.

Düşünsenize; uluslararası boyutta örgütlenmeyi başarabilmiş bir yapıdan söz ediyoruz.

Küresel çetelerin silahına dönüşen bir örgüt.

Devletin tüm kurumlarına sinsice sızarken, TSK'nın sızmayı engelleme çabalarına karşın üniformalı olmayı başarabilen bir örgüt!

Önceleri siyasi iktidar için tehlikesiz, hâttâ iyi niyetli bir dini yapı olarak görülüp desteklenirken, sonrasında ülke için en büyük tehditlerden biri olarak kontrol altına alınmaya çalışılan bir örgüt.

Elbette kontrolü çok zor.

Bir yeri temizlerken, başka bir yerden patlayabiliyor.

En son Silahlı Kuvvetler'de patladı işte.

15 Temmuz akşamı, hoşafın yağı kesildi diye padişah devirmeye yeltenen gözü dönmüş yeniçerilerin darbe girişimi gibi bir kalkışma yaşadı Türkiye.

Köprüler kesildi, yollara barikatlar konuldu, kamu binaları ablukaya alındı, tanklar yollara salındı, jetler sorti yaptı, skorsky helikopterler mermi yağdırdı; subayı, astsubayı, uzmanı, eri, erbaşı silahlanıp sağı solu kuşattı.

Bombalar, mermiler havada uçuştu o gece.

Çok insan öldü.

Geçtik kamu binalarını, Milletin Meclisi'ni bombaladılar!

Ankara ve İstanbul ağırlıklı olarak kalkışmanın korkusunu yaşadıysa da, Türkiye'nin bütününde o korku hissedildi.

 

***

ANCAK bugüne kadar olmayan bir şey oldu.

Türkiye'deki askeri darbelerin hiç birisinde karşı müdahale olmadı. Asker, silah gücüyle yönetimlere el koydu; halk seyretti.

Bu kere kalkışmanın başladığı saatlerden itibaren halk sokaklara çıkıp darbe girişiminin önünde etten duvar ördü.

Darbe girişimini yöneten sözde komuta kademelerinin sokaklara sürdüğü yirmi yaşındaki vatan evlatları, kendi halkına silah doğrultmak, hâttâ tetiğe basmak zorunda bırakıldı.

Sonuçta halkın tepkisi, kalkışmacılara galebe çaldı.

 

***

BU bir halk direnişidir. Ülkeyi yeniden gerilere götürecek bir askeri müdahaleye karşı, halkın içinde biriken darbe öfkesinin tezahürüdür.

O öfke, o direnç olmasaydı ne olurdu?

Polis bu düzeyde müdahale edemez, kalkışma başarıyla sonuçlanabilirdi.

Türkiye çok karanlık bir yirmi dört saat yaşadı.

Halkın direnci, sürekli karanlığa galebe çaldı.

Bombalar, mermiler, sortiler, bu halkı durduramadı.

Bugün darbe tehlikesi büyük ölçüde ortadan kalktıysa, solcusuyla, sağcısıyla, dincisiyle, seküleriyle bu milletin gösterdiği ortak direncin sonucudur.

O direncin önünde hiç bir engel duramaz.

Duramayacaklarını anladıkları için zaten son kertede gidip Milletin Meclisi'ni vurdular!

Bugüne kadar TBMM'ye yönelik böyle bir saldırı yaşanmamıştı.. Bu kalkışmanın millete karşı olduğunun da delili Meclis'e yapılan saldırı.

..ve o Meclis, ertesi gün olağanüstü toplandı; darbe girişimcilerine, teröre, kalkışmalara, millet iradesini yok sayanlara ortak tepki verdi.

Millet iradesi ve o iradenin sembolü Millet Meclisi ayaktadır.

 

***

GELELİM küresel çeteler ve onların yerli işbirlikçilerine.

Yerli işbirlikçiler hedefe ulaşamadıkları için küresel efendilerine karşı mahcuptur şimdi.

Küresel efendiler için kalkışmanın bastırılması veya başarıyla sonuçlanması çok önemli değil.

Onlar her halükârda kazanıyor.

Yirmi dört saatlik bir kaos ortamı bile, bölgesel piyasa dengelerini altüst edebiliyor. Bundan kazançlı çıkan küresel çeteler için bir kazanç da, süngüsü düşmüş bir Türk Ordusu görüntüsü vermiş olmak.

Bu operasyonla ikiye bölünmüş bir Ordu, gücü azalmış bir Silahlı Kuvvetler manzarası yaratarak hem içerideki terörün, hem Ortadoğu'daki kanlı emellerin elini güçlendirmiş olmuyor mu?

Küresel çetelerin besleyip büyüttüğü PKK terörü bir yanda.. Yine küresel çetelerin güdümündeki vahşet örgütü IŞİD'in 'islam' adı altında sürdürdüğü kanlı terör eylemleri bir yanda.. PKK'nın Ortadoğu'da isim değiştirmiş haldeki silahlı yapıları falan...

Türkiye'yi zaten terörle güçsüzleştirmek, çaresizleştirmek üzerinden kazanç sağlayan küresel çeteler için, darbe girişimi başarılı olmuş, olmamış çok önemli değil.

 

***

BİZ bu olayda neyi test etmiş olduk?

Bu millet, hür iradesine ambargo koymaya yeltenenlere, millet iradesini ayaklar altına almak için harekete geçenlere haddini bildirebiliyor artık.

Bu yanıyla darbelere direnemeyen başka uluslara da örnek oldu.

Tabi bu direnci, bu gücü, bu iradeyi doğru yönde kullanmak gerekiyor.