MESİRE dediğin, gezelim görelim manâsında.

Ağaçlık, yeşillik, doğal alan.. Çiçek böcek, endemik bitki, doğal renkler, iç huzur falan.

Kafa dinleyeceğin yer yani.

Mangal kokusu değil!

Ortalığın duman, yanık et ve alkol kokusuna bulandığı.. Piknişmeye giden kalabalıkların bin pişman oldukları bir ortam hiç değil.

Eh, bizim de piknik ihtiyacımız olur zaman zaman.. Baharda pırpırlanır ya insan; yeşillik bir ortam arar kışın soğuğundan kurumuş bedenler.. Azıcık güneşe sermek ister döşünü.. Sık ağaçlıkların arasından sızan ışık hüzmelerinin gözünü kamaştırmasını ister.. Koyun kuzunun yiyeceği tazelikte bahar kokan çimenlerin üstüne uzanıp uyumak ister.

Ama uyumadan önce, işkembeyi köfte pirzolayla doldurup aslan sütüyle ıslatmak ister.

Piknik mevsimi değil.. Kar yağacak bugün yarın.. Kışın göbeğindeyiz.

Nisan’da, Mayıs’ta yazılacak şeyler bunlar.

Niye yazdık o zaman?

 

***

GEÇEN gün TRT Radyo’da konuştu, Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu.

Dedi ki: “Balıkesir’e ikinci bir Değirmenboğazı kazandırıyoruz…”

İkinci…

Bunca zaman bir tane yani; ikincisi olmamış koca Balıkesir’de.

Ellili yıllarda, bugün Değirmenboğazı mevkii diye anılan bölgedeki kel tepeleri ağaçlandırmış dönemin Orman Teşkilatı. Yılların çabasıyla Balıkesir’e doğal ortamda bir mesirelik alan kazandırmış.

İçinden şırıl şırıl dere akan.. Çeşit çeşit ağaçların yetiştiği.. Yeşilin her tonunu bulabildiğin.. Huzur içinde birkaç saat geçirebildiğin o günün Değirmenboğazı.

Bugünün Değirmenboğazı nasıl?

Pahalı villalarla çevrelenmiş, betonu peyzajla örtmeye çalışanların “bak biz doğal ortamda yaşıyoruz” diye kendilerini kandırdığı, yeşilliğin içindeki beton kütlelerin her geçen gün çoğaldığı bir mesireliktir şimdi.

Evet, bunca zaman tek bir mesirelikle idare etti Balıkesir.

Mangal dumanı tüttürebileceğin tek yer!

Başka yok.

 

***

NEDEN yok?

Eskiden beri var olan beton odaklı yönetim anlayışının tezahürüdür. İmar rantının, çevre rantına galebe çaldığı şehircilik mantığının sonucudur. Ağacı odun, yeşiliyse refüj süsünden ibaret gören çorak akılların ziyanıdır.

Şehri çevreleyen kel tepelerin ağaçları, apartmanlardır artık.  Geriye kalan kelliği yeşille süslemekse zaman kaybı!

“Bu şehrin imar değerini yükseltiyoruz” diye höykürenlerin, arsa yaratmak adına verdikleri mücadelenin onda biriyle, üç beş Değirmenboğazı kazandırılırdı Balıkesir’e.

 

***

BAŞKAN Kafaoğlu, İkizcetepeler Barajı’nı çevreleyen bölgeyi yeni bir mesire alanına dönüştüreceklerini söylüyor. Şu anda DSİ’nin sorumluluğundaki bölgenin Büyükşehir’e devredileceğini, burayı düzenleyip halkın kullanımına açacaklarını belirtiyor.

Biliyorsunuz, baraj çevresinde belli bir bölge yıllar önce ağaçlandırılmıştı. Burası piknik alanı olarak düzenlendi. Kameriyeler konduruldu falan.

Bir iki defa gittik biz de.. Mangalcı istilasına uğramış, piknikçilerden arta kalan çöplerin etrafa saçılı halde olduğu bir ortam gözledik. Daha da gitmedik.

 

***

BALIKESİR’e ikinci bir mesirelik alan kazandırma fikri güzel. Ama zaten orası öyle veya böyle mesire yeri.. Fazladan biraz peyzaj, bakım onarım, piknik masaları, çeşmeler, tuvaletler kondurup modernize edilecek.

Yeni yerler kazandırmak lazım Balıkesir’e.

Pikniğe gidecek vatandaşın önüne birkaç alternatif koymak lazım.

Haftasonu için kısa pas huzur arayan hemşoların gönlünü hoş edecek mesirelik alanlar yaratmak lazım.

 

***

TABİ hemen oluverecek bir iş değil bu. Fitness aletlerini kondurup iki parça yeşillikle “park yaptık” demek kadar kolay olmuyor. Bugün adım atarsın, yarına kazandırırsın. Bu şehrin geleceği nasiplenir en azından.